Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendinden nefret etme

Kendimden nefret etmeli miyim diye sorunca sizlerden yine pek çok eposta aldım.

Her biriniz farklı görüşleri, kendi başınızdan geçen olayları anlatmışsınız. Bana öğüt verenleriniz olduğu kadar ben de aynı durumdayım, sen bulursan ne yapacağını bana da söyle diyenleriniz de olmuş haliyle.

Ama genel kanı her ne olursa olsun kendimden nefret etmemem gerektiği yönünde.

Anladım ki bu durumlar için tek bir doğru sözkonusu değil, herkes kendi deneyimini yaşayıp doğrusunu bulmak zorunda, sanırım ben de öyle yapacağım.

Bakalım zaman ne getirecek.

YALAN RÜZGÂRI GİBİYİZ

Sayın Ayşe Hanım,

Tam da zamanında yazdınız bu yazıyı.

O kadar yeni ki yaşadıklarım.

Ben 31 yaşında 8 yıllık evli bir kadınım. Eşimle deli gibi âşık olarak evlendik. 6,5 yaşında bir kızımız var.

4 ay önce şu an çalıştığım işyerine başladım. Aynı departmanda Rus bir arkadaşım var. Kısa sürede çok iyi anlaştık. Yemekler, barlar... Çok iyi vakit geçiriyorduk. Derken eşiyle de çok iyi anlaşmaya başladık. Önce skype’de yazışmalar sonra telefonlar derken… Ben garip biçimde etkilenmeye başladım. Ama bunu asla karşı tarafa yansıtmadım. Sonra bir gün aslına karşı tarafın da bana kayıtsız olmadığını anladım.  Yaptığımın yanlış olduğunu biliyordum ama duygu işte, lanet olası duygularına insan engel olamıyor.

Ve derken eşim kızımı alıp tatile gitti. Ve biz onunla buluştuk. Birlikte olduk. 2 kez.

Sona eşim geldi. Ekstreler telefon ayrıntıları incelendi. O kişiyi arama sebeplerim vs vs vs... Ve biz boşanma aşamasına geldik. Evet atlattık. Şu an her şey eskisi gibi. Ama ben yaptığımdan "duygu olarak" değil de. Bedensel olarak yaptığımdan pişmanım.

 Evet karşı taraftan bu elektriği aldığımda ya da o da bana açıldığında kabul etmemem lazımdı. Ya da ona karşı hislerimi söylememem lazımdı. Çünkü bu sonuçtan sadece ben değil, çocuğum da çok etkilenecekti.

Arkadaşımın her yüzüne baktığımda kendimden nefret ediyorum. O boşanma lafları çıktığında bana o kadar destek oldu ki. Bu arada söylemeliyim ki arkadaşım da benim abimle yasak aşk yaşıyor ve elbette benim bildiğimi bilmiyor. (yalan Rüzgârı gibiyiz) her neyse o benim sorgulayabileceğim bir şey değil.

Ama zaten beni onun eşine yakınlaştıran da bu durum oldu. Çünkü adam hissetti ve benden yardım istedi. Ben her defasında ilişkilerini inkâr ettim. Hala da ediyorum. Abimle arkadaşımın ilişkisinden bizim yakınlığımız doğdu ama olan bana olacaktı. Onlar hala beraber. Arkadaşım hala kimsenin bilmediğini sanıyor.

Yani Ayşe Hanım. Biraz uzun biraz dallandırıp budaklandırark anlattım ama... Ben kendimden nefret ediyorum. Evet duygu / heyecan güzel ama ilerisini düşünmeliydim. Az kalsın hayatıma mal oluyordu.

……..

Sevgili Ayşe’m,

Yazılarını ilk başından itibaren kah gülerek, kah göz yaşı ile okudum. İçi dışı bir bir kova burcu olarak senin hissettiklerini çok iyi anlıyorum. Bence yüreğinin sesini dinle.  Belki yanlış diyecek insanlar ama ben asla vazgeçme derim. Yaşam çok kısa ve kim ne derse desin sen yüreğini dinle...(Ben yaptım zamanında çok üzüldüm ama değerdi. Sevgilerimle.
Didem

…….

Boşver

İlla her âşık olduğumuz insanla sonuna kadar yaşayacağız diye bir kural yok ki.

Yaşadıklarımızı kar sayalım, şerefine bir kadeh acı şarap ve ne günlerdi diyelim, ne anlardı onlar.

Bunları yaşama fırsatını verdiği için kendimize ve ona müteşekkir olalım.

Belki yine bir yemek, bir kadeh şarap, bir gün paylaşılır hatıralarla.

Bütün bunlar da güzel aslında, en güzel tarafıdır aşkın.

Aşkı aşk yapan da budur zaten.

Olgunlukla karşıla bütün bu olanları.

Fırsatını bulursan da yine yap.

Eminim bulacaksın.


Özetle böyle Ayşe!
Erhan

………

YAZINIZI BENCE TEKRAR OKUYUN

Merhaba Ayşe Hanım; bugünkü yazınızı okudum ve size bu mesajı atmak istedim. Sevgilisi olan bir erkeğe âşık olmuş olmanız pek olumlu karşılanmayacak olsa da, âşık olmak tarifsiz bir duygu.

İnsan bazen kontrol mekanizmasını kaybediyor, bazen de tercihlerini kendisi seçemeyebiliyor. Sizi bu noktada gayet iyi anladığımı düşünüyorum. Ancak teşbihte hata yapmak da istemeyerek sizin de Ayşe Özyılmazel durumuna düşmenizden korkuyor, böyle bir durumda gerçekten üzüleceğimi belirtmek istiyorum.

Bir de birkaç yıl önce bir yazı yazmıştınız, o yazınızı bence tekrar okuyunuz ve kendi doğrunuzu kendiniz bulunuz. Benim için aşk kalbin kabul ettiğini beyin süzgecinden elemektir. Eğer kalbiniz evet diyor, beyin süzgecinizden geçemiyorsa siz önünüze bakın.

Saygılarımla

Mustafa

…………

RUH METRESİ

Merhaba Sevgili Ayşe,

Seninle aynı durumdayız, ben de evli bir adama âşık oldum hem de ASLA bana olmaz dediğim bir durumdu bu... Ama oldum işte. Ve o da sürekli benimle vakit geçirmek istiyor, her şeyini benimle paylaşıyor, benimle eğleniyor, benimle hüzünleniyor...ama sonraları kendimi "ruh metresi" gibi hissetmeye başladım. Yani yine bir aldatma var ortada. O, eşini ruhen aldatıyor; ben de buna alet oluyordum. Ben resmen ruh metresi olmuştum.

Sonra bir sabah uyandım ve artık görüşmek istemediğimi söyledim, bana ne kadar ihtiyacı olduğunu bildiğim halde. Onsuz kalmanın üstüne, onu yalnız bırakıyor olmanın acısı eklendi ve de koskoca bir hayal kırıklığıyla kıçımın üstüne oturdum.  Diyeceksin ki hayal kırıklığı neresinde bunun?

Ben onunla tanıştığımda, esiyle 1,5 seneden beri problemli ilişkileri vardı. Ve boşanmak için bazı olayların olgunlaşmasını bekliyordu. Biz de tamamen dosttuk başlarda.

Sonra bu görüşmeler; nerdeyiz, kimleyiz’e kadar uzandı. Adeta sevgili gibiydik.  Sevişmeyen, öpüşmeyen, koklaşmayan iki sevgili gibi. Durumları itibariyle de ben sabrediyordum.

Nasıl olsa boşanacaktı. Bu boşanmanın, benim yüzümden olmayacağı, önceden gündemde olan bir şey olduğu için de çok rahattım. Hala ne zaman boşanacakları belli değil ve benim sabrım bitti artik.

Ben dokunmak, öpmek, koklamak, nefesini içime çekmek istiyorum artık ama olmuyor tabii. Oldurmuyorum...

Belki şaşıracaksın ama o da oldurmaz zaten... Tanıyıp tanıyabileceğim en ahlaklı, en vicdanlı adamlardan...

Sevgili Ayşe; emin ol, senin ve benim durumumuzda olan bir sürü kadın ya da erkek var.

Sevgiyle kal

M.

……

Selam Ayşe Abla,

Yazını gördüm çok sevindim sen âşık oldun heee yakışır ablamıza.
Yazını okuduğumda korkuların olduğunu anladım, hayır abla yapma bunu mutluluk senin de hakkın ki karşı taraf da sana boş değil demek ki diğer sevgilisiyle ipler bayağı kopmuş.

Hiç Alamanyalar’a falan gitmene gerek yoktu, benden söylemesi. Yolun açık olur inşallah, bence kendinden nefret falan etme, seni seviyoruz.
Havva

……….

UZAK DUR

Ayşecim âşık olduğun adam; ihanete alışkın. Eşine yamuk yapmış, inan sana da yapacak, lütfen ama lütfen uzak dur.

Yazık olacak sana ve emin ol ki acın geçecek, kabuk tutacak, neler geçmedi ki?
Seni seviyorum lütfen kendine bu iyiliği yap ve hemen çark et.
Tülay

………..

Pişman olacaksan bir gün bu yapmadıklarına değil, yaptıklarına olsun...
Bu kadar çirkinliğin ortasında hala aşk için çarpabilen kalbinden nefret etme gurur duy,
VEEEE
Herkes kaderini yaşar unutma,
Kaçmak yerine aşkın kollarına koş, dibine kadar yaşa Ayşeciğim...

Sevgiler
Yasemin

….

Merhaba Ayşe Hanım;

Yazmış olduğunuz yazı gerçekten çok anlamlı ve bu yazılarınızın devamını bekleriz teşekkürler.
Sefa  
………

Ne derler Ali Veli üç de ondan evveli, seneler geçti.
Hayatınızı yaşamak hakkınız, siz boş verin ne olur, ne olacak sorularına. Yaşayın.

Saygı ve Sevgilerimle

Ali

…………..

 BENİ KENDİME GETİRDİ, UMARIM SİZİN DE İŞİNİZE YARAR

Merhaba Ayşe Hanım,

Benim de başıma benzer bir olay gelmişti ve bütün özgüvenimi, kendime duyduğum saygıyı, sevgiyi ve kendi gözümdeki değerimi tamamen yok etmişti.
İnternette nasıl kurtulurum bu durumdan diye de arayışa girmedim aslında, tam tersine bu adamı kendime nasıl daha çok âşık edebilirim sorusunu sorarak aşağıda size yönlendirdiğim linke denk geldim.

Reklamında istediğiniz erkeği kendinize aşık etmenin yollarını öğreteceğini söylüyor ama asıl yaptığı şey, bir kadın olarak kendi gözümüzdeki değerimizi ve saygınlığımızı arttırmak.

Beni biraz olsun toparladı, en azından özgürleştim o adamdan, sonrası mı? Hayal ettiğim ilişkiyi bana elleriyle sunan bir adama aşık oldum. Şimdi çok mutluyuz, sizin için de aynısını diliyorum.
Amerika'dan kucak dolusu sevgiler,

Arzu

…….

Günaydın,

Aşk iyi güzel de, adamın kendine âşık olduğunu zanneden
4 yıldır onunla birlikte olan bir kadın var evde, o ne olacak?
İmza şart değil, 4 yılını ona adamış bir kadın var.
Ne kadar zor olursa olsun, bence onların ilişkisi bitmeden bir adım atmamalısın.

Akıl vermek haddime değil ama benim başıma gelse adamın net bir duruşla karşıma çıkmasını isterdim.

Öperim, senin kalbin güzel Allah en güzelini ve en hayırlısını gönlüne, kalbine göre versin.

Belgin

….

Kendinden nefret etmene hiç gerek yok.
Ben de benzer bir durum yaşadım, hatta daha sancılısını (evli, çocuklu...)

Evet, başkasına ait birine âşık olmak kötü. Ama aşk kendiliğinden geliyor bunu planlama şansın yoktu ki... Ki zaten planlanabiliyor olsa aşk olmazdı. Ben de kendime çok kızmıştım ama hiç gerek yok.
Bir süre uzak kalmak en doğrusu ki zaten sen de aynı çözümü bulmuşsun. Ve eğer gerçekse hissettikleriniz (her ikiniz için de), uzak kaldığınız dönemde o da yalnızlığı seçer ve sonrasında birlikteliğiniz için ortada herhangi bir sorun kalmaz. Ama yok bir süre sonra o hala yalnız değilse yapacak bir şey yok uzak kalmaya devam et.
Sevgilerle.

Hülya

….

GENÇ KIZ DEĞİLSİN

Sevgili Ayşe,

Kendinden nefret etme lütfen ama kendine saygını kaybettirecek hatalar da yapmamaya çalış.
Duygularımızı kontrol edemeyiz ama davranışlarımıza biz yön veririz.
Genç kız değilsin, daha önce de âşık oldun ve biliyorsun ki her aşkın ateşi bir gün söner. Şanslıysan yerini güçlü ve güzel bir sevgi alır.
Bugün senin için onu aldatmakta sakınca görmeyen adam yarın başka bir heyecan için seni bırakır. Sen de kendi gözünde küçük düştüğünle kalırsın.
Düzgün bir adam ilk önce artık ona bir şey ifade etmeyen sevgilisinden ayrılır, onun da hayatını boşuna işgal etmez, sonra sana gelirdi.
Belli ki seninle işlerin yürüyeceğinden emin olmadan öbür hayatından vazgeçmek istemiyor. Temkinli ve bencil adamların aşkı da temkinli ve bencil olur.
Bence ya şimdi pişman olacaksın ya da sonra...
Sana karamsar gelecek gerçekçiliğim için özür dilerim. Aşkının peşinden git diyenler daha cazip gelecektir mutlaka ama hemcinsine hiç acımadan bu kazığı atan, seninle buluşup akşamına hiçbir şey olmamış gibi diğer kadının yatağına giren bu adama ve kendine saygı duyabilecek misin?

Umarım sevgine ve iyi kalbine layık başka birini bulursun.

Sevgilerimle,

Çiğdem


……….
 
Ayşe Hanım,
Yazınızı okudum kesinlikle kendinizden nefret etmeyin, böyle bir duygu yaşadıysanız bunun da bir sebebi vardır mutlaka, belki aldatan kişilerin psikolojisini anlamanız için belki heyecana karşı koyamamak ne demek hissetmeniz için.
Bence siz bu olayın üstüne gitmeyin akışına bırakın.
En doğru şekilde bu ruh halinden kurtulmak için meleklerinizden yardım istemeye devam edin.
Belki o kişi sevgilisinden ayrılıp karşınıza gelir beraber çok mutlu olursunuz ama lütfen o kişiye 2 kadınla görüşme fırsatını sunmayın.

Burçin
……….


Sayın Ayşe Aral,
Bir bakışta bir adama âşık oldum, o da bana. Bir partideydik. Kapıdan girdi. Bakışlarımız birleşti. Yalnızca bana bakıyordu. Sonra beni öptü.

Sonra kim olduğunu öğrendim.
O bir arkadaşımın kardeşinin nişanlısı idi. O “hadi” dedi. Ben yapamadım ve hep pişman oldum. Aptallıktı yapmamak. Sakın bunu yapmayın. Size âşık olduysa vardır orada bir boşluk. O öyle söylemişti.
Lütfen hiç vicdan azabı duymadan yaşayın.
Saygılarımla
Nurhayat

…………..


Merhaba Ayşe Hanım,

Ben bir bayan olarak size yakıştıramadım hem de sevgilisi olduğunu bile bile görüşmeyi sürdürdüğünüzü belirtmişsiniz. Birlikte olduğu kişiyi düşünebiliyor musunuz öğrendiğindeki yıkımı, aynı şeyi kendinizde lütfen düşünün sizin başınıza gelseydi?

Ya da Veli Bey ile bir tartışıp bir barıştığınız günleri düşününün. Hatırlatmak isterim ki Veli Bey'in bir akrabasının düğününe gitmiştiniz. Ve yanında bir bayanı gördüğünüzde çok kötü olduğunu yazmıştınız üstelik o zaman da -bize yazdıklarınıza değinerek söylüyorum- ayrıydınız. Ayrıldığınız haldeki yıkımınızı düşünün bir de şimdiki bayanı düşünün hala çıkıyorlar ve uzun süredir, 4,5 sene dile kolay.

Yazınızın en sonunda yazmışsınız sizin başınıza geldi mi diye? Hayır, gelmedi, gelmesini asla ne isterim ne de yaparım. Bugünkü yazınız bende adeta şok etkisi yarattı. 

Lütfen beni yanlış anlamayın sizi kıracak ya da üzecek şeyler yazdıysam özür dilerim sadece kişisel fikrimdi.

Not: Yayınlarsanız ismimin paylaşılmasını onaylamıyorum. Yayınlamak istemiyorsanız tercihinize saygı duyarım.

Saylarımla Ayşe Hanım.

…………….

ZOR BİR KARAR

Merhaba, yazınızı okudum, ben olsaydım kalbimin sesini dinlerdim. Mutlu olmak o kadar zor ki günümüzde, bence içinizden geldiği gibi davranın(ama vicdan ve mantık bir yana çünkü söz konusu olan aşk)

Ne kadar uğraşsanız o duyguyu hissetmeniz çok zor bir daha... Beraberliğinizi sürdürmeyi deneyin, bir şeylerin biteceği varsa bitiyor zaten ne yaparsanız yapın. Aşkı bulduysanız yaşayın gönlünüzce. Mutluluklar.

Sıdıka

……………

SADECE İNSANIZ ABARTMAYIN NE OLUR

Merhaba,

Arkadaşım Gamze’nin kuzenisiniz, en azından o yüzden hep takip ediyor okuyorum sizi. Çok da seviyorum, ne yalan söyleyeyim.
Bugünkü yazınızı okuduğumda içim buruldu tweeter’dan mesaj atmak istedim, gönderemedim, normal alandan da yazmak istemedim.
İnsan her ne kadar yaşadığı şeyin arkasında olduğunu söylüyorsa da aynı sizin gibi toplum baskısından, yargısından da korkuyor çünkü.
Size bir söz hatırlatacağım sadece, biri demiş ki aşka uçma kanatların yanar diğeri de demiş ki aşka uçmazsan kanat neye yarar.

Ben hep bu mantıkta yaşamış biri olarak evli bir adama bundan seneler önce âşık oldum. İki çocuğu vardı ve ben yaşadığım durumdan ne kadar nefret etsem az olarak her gün tövbe edip her gün yeniden onunla oluyordum.
Kendime en iğrenç hakaretleri ede ede onunla tam 6 sene birlikte oldum. Sonuca gelmek istiyorum şimdi. Son bir yıldır evliyim o adamla! Rüya gibi değil mi? Çocukları karşı çıktı, benim ailem karşı çıktı ama ne oldu, sevgimiz kazandı. Diyeceğim o ki, eğer karşındaki adamın hislerine güveniyorsan kalbinin sesini dinle olur mu? Mantığı at bir kenara çünkü hayat çok kısa Ayşe çok. Çakal da çok etrafta ne yazık ki belki adam onlardan biri artık hislerini dinleme sırası. Başını değil hislerini dinle. Kendini dinle ve sadece gözlemle.

Öpüyorum, çok güzel yürekli bir kadınsın, bir anasın. Hiç eleştirme kendini.

Eğer yazarsan ne olur ismimi verme olur mu.

………

KOCASI ALDATTIĞI İÇİN BOŞANAN KOMŞUM 5 SENEDİR EVLİ BİR ERKEKLE BERABER

Merhaba Ayşe Hanım,

İşte tam da bu yüzden kocası / sevgilisi tarafından aldatılan kadınların diğer kadına tek taraflı veryansın etmesine karşıyım. Çünkü dönüp dolaşıp hayat insanı aynı duruma sokuveriyor. "Farkın nerede?" diye soruveriyor. Cevapla cevaplayabilirsen. Aşk mı? "Sen aldatılırken de o diğer kadın âşıktı" deyiveriyor.

Sonuç olarak içinde aşk var ya da yok aynada kendine bakamayacak hale gelmesi gereken kişi aldatandır bence. Verdiği sadakat sözünü tutmayan, insan gibi davranıp başkasıyla birlikte olmadan "evdekiyle" yolunu ayırmayanda suç. Ama ne hikmetse, kendini kötü hissetmesi gereken erkek hariç her iki kadın da kendini kötü ve suçlu hissediyor.

Vicdanen rahatsız olmanız sizin insanlığınızdan. Bence bu doğru ve iyi bir şey. Uzatıp kendini mahvetmeye gerek yok yine de. Sadece (olmasın ama eğer olursa) bir gün yine durumlar tersine döndüğünde suçlu kim iyi ayırt etmekte fayda var. Sevgilinin / kocanın aldattığı kişi eğer insanın bir yakınıysa, işte o zaman hiç ayrım edilmemesi gerek. Çünkü bu durumda insan iki taraflı aldatılmış, salak yerine konmuştur. Onun haricinde aldatan tektir.

Eğer karşı taraf ilişkisini bitirmeden bu kişiyle yola devam ederseniz, iste asıl o zaman rahatsız olun bence. Hem bile bile kendi yaşadığınız bir olayı başkasına yaşatmaya hala destek verdiğiniz hem de bir erkeğin (o birinci diyecek olsa da) ikinci kadını olmayı kabul ettiğiniz için. Bu saygısızlığa izin verdiğiniz için. Derseniz ki "ayrıldı", bence hiç üzülmeyin.

Biri birini bir diğerinden önce gördü diye, ebediyen onun kalacak diye bir şey yok ki. Keşke olsa, herkes ilk ve tek aşkıyla mutlu mesut yaşasa sonsuza kadar  ama olmuyor. Böyle dileyen ben bile biliyorum bunu artık.

Türk kocası aldattığı için boşanan 2 çocuklu Alman komşum şu an 5 senedir evli bir Türk erkeğiyle beraber ve bu adamdan ikinci çocuğunu doğurmak üzere. "Vaktiyle aldatıldığım için boşandım, şimdi aynı durumdayım ama yapacak bir şey yok" diyor. Çok mutlu. Adamın karısı da haberdar.

3 çocukları var. Ayrılmıyor. Çocukların biri kanserden kurtuldu ama 3 sene daha sürekli testlere gitmeli ve babasına çok düşkün. Babası ilgileniyor testlerle, doktor ziyaretleriyle. Karısı ayrılırsan çocukları göstermem diye tehdit ettiği için ve çocuğun sağlık durumu henüz kesinleşmediği için adam da ayrılamıyor.

Benim gözümde asla. Kimse kimsenin malı değil. Herkes kendi gururundan sorumlu.

Yani sizinki ayrıldıysa, kendinizi kötü hissetmeniz için bir sebep göremiyorum şahsen. Yok, hala ayrılmadıysa, o zaman kendinize sorun "neden hala ayrılmadı?" diye. "Değer mi?" diye.

Bir de, Türk erkeğinin iyisi de kötüsü de sanırım fırsatını yakaladığında mutlaka ama mutlaka aldatacak!?

Üzülmeyin daha fazla. Hayat devam ettiği sürece nasılsa üzülecek yeni konularınız olacaktır hepimizin olduğu gibi. O yüzden üzüntü kontenjanınızı tek bir konuya harcamayın.

Onunla ya da onsuz fark etmez, mutluluklar dilerim.

Nazan


…………

AKSİNE DAHA ÇOK SEV

Bütün işimin gücümün arasında kafam dağılsın diye okuduğum yazınız beni öyle etkiledi ki, hayatımda ilk defa hiç tanımadığım birine bir şeyler söylemek istedim.

Evet başlıkta dediğim gibi.

Kendinden nefret etmemeli AKSİNE DAHA ÇOK SEVMELİSİN!!

Tam da kendini sevme vaktidir şimdi!!

Şu an sana en çok gereken ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamak. Ne kadar güzel olduğunu. Ne kadar çok sevilmeye layık olduğunu. Ve bunu hatırlamak için gereken neyse onu yap lütfen. En yakınlarından azar işit, üzül, kırıl, rejime gir… Hepsi işine yarayacak! Ya da hiçbirini yapma sadece düşün.

Bizzat geçtiğim ve halihazırda sonuna geldiğim, beraberliklerinin süresine kadar benzer bu durumdan yeni çıktım. Kötüniyetli hiç kimse yoktu.

Sadece kimse durmak istemedi. Nereye varacağını da bilmeden, öyle anın tadı çıksın da değil ama sınır koymak istemedi kimse sanki.

Biliyorum insan böyle zamanlarda işine gelmeyeni, hoşuna gitmeyeni duymak istemez.

Sen görüyorsun ya sana nasıl baktığını, sen biliyorsun ya nasıl dokunduğunu. Sözleri, seni kıskanması. Başka kimse bilemez der ve sığınır insan tek başına şahitlik ettiği bütün o güzelliklere. Ve onlar gerçek. Bundan asla şüphe etme. Başkaları ediyor olabilir çünkü. Buna hiç takılma.

Peki ya gerisi? "başkalarının" gördüğü kısmen doğru olamaz mı? Eminim yakın kız arkadaşların, annen, kızın seni anladığı ve duygularını paylaştığı kadar "kendine gel artık!" diyordur sana. Bana "kendine layık gördüğün bu mu?" demişlerdi. Çıkmadı aklımdan. Gerçek şu ki:

Senin kocaman kalbinin ve "cesaret"inin karşısında senden küçük bir adam var. Önce bunu kabul et!

Hayır ona kızmıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Evet ama bazen de anlamıyoruz sanki. Tamam ben gelme dedim, hiç gel demiyorum ama... O niye gelmiyor ki? Bak ne kadar zaman oldu. İsteyen.  Diye devam eder. Bunun dışında söylediklerimizin hepsi teferruat, hepsi bahane…

Sence sen ona "tamam seninki de gitsin" deseydin gidecek miydi? Bir de o var. Ki oraya girmiyorum bile.

Sözün kısası; "isteyeni kimse tutamaz" hep bunu derim. Hep doğrudur. Seni tutabildiler mi? Tutamadılar. Ve anladığım kadarıyla çok da kafana yatmayan bu ilişkinin içinde buldun kendini. Çünkü ÇOK İSTEDİN. Bu ilişki şu anda bu durumda olduğuna göre "biri" senden daha az istemiş olmalı veya senden daha akıllı olmalı. İkisinden biri.

O yüzden düşün kendinden taviz verirken. Düşün neye karşılık verdiğini. İnsanoğlu karşılıksız sevmez bile. Ben yaparım deme hiç boşuna. İnanmam. O yüzden bu kadar hor kullanma kalbini. Kendine daha çok değer vermelisin! Daha çok sevmelisin!

Hep yanlış tercihler yapmış bir kız olarak ben zorla da olsa kalktım altından. Kendimi severek. Daha önce yaşadıklarımı hatırlayarak. Birinin kendimi kıymetsizleştirmesine ilk defa izin vermedim. Yapmayacaksın dedim! Gerekirse ağlayacaksın ama azalmayacaksın!

Geç değil sen de yap. Tehlike çanları çalmaya başlamış: kendimden nefret etmeli miyim? Diyorsun. Niye nefret edesin ki kendinden? Bak benim değil, birilerinin değil ama kendi gözünde kıymetsizleşmeye başlamışsın. Değer mi? Değmez!

Klasik ama: dönerse senindir.


Sevgiler.

Ş.

………….

Selam Ayşe,

Sana kolay gelsin. İçindeki bu hissi bastır, yok etmeye çalış. Ona olan ilginin aşka dönüşmesi de o adamın suçu. Sana umut verdiği için. Aslında ondan nefret etmen gerekiyor. O başkasını seninle aldatıyor. Seni de başkası için aldatır.

Rukiye

……………


Ayşe Hanım,

Bir kadın olarak, hem de evli bir kadın olarak, yaşınız ve hayat tecrübeniz benden fazla olmasına karşın sizi uyarmak istedim, lütfen arkanıza bakmadan kaçın.

Dünya kuruldu kurulalı aynı hikâye, bugün bunu hayatını paylaştığı kadına hiç acımaksızın, onu düşünmeksizin yapan adam? Yarın size de aynısını yapar, huylu huyundan vazgeçmez, ona bir şey olmaz, belli ki o yüzsüzlük sınırını aşalı çok olmuş, hayat felsefesi olmuş amcamın, bugün kim cazip gelirse, ee biraz da sizin gibi acabası varsa ve elde etmesi de zorsa, tutmayın amcamı, ne aşık olmuştur o şimdi size, gözü bir şey görmüyordur, hayatının anlamı, ruhunun öbür yarısısınızdır, şimdiye kadar neredesinizdir…

Uzar gider taaa ki siz potaya giresiye, belli bir süre sonra boya küpüne düşer gibi âşık olunduğundan başkasına gönlü kayar, olan size olur, sizden bir öncekine olur daha önceleri varsa onlara olur, aslında bu cemiyet hayatındaki amcaya da olan oluyor, amaçsız, iradesiz bir yaşam sürüyor ama orası bizi bağlamıyor, her koyun kendi bacağından asılıyor sonuçta...

 
Sizin aradığınız gerçekten bu mu? Ucu sonu belli olmayan, kaçak göçek bir şey mi, kendinize yakıştırdığınız ve layık gördüğünüz hayat bu mu gerçekten yoksa sokakta yürürken elini gururla tutacağınız bir adam mı, aşkın ateşli halleri geçtiğinde bile yanınızda olmaktan mutlu olacak, sizin mutluluğunuz ve yavaşlayan aşkınızın yerine oturttuğunuz derin sevgi, hoşgörü, güveni kaybetmemek için çabalayacak, düştüğünüzde sizi tutacak, size sırtını dayayan sizin de sırtınızı dayayacağınız, gönlüne ve aklına kilit vurabilecek kadar gelişmiş bir beyin yapısına sahip bir hayat arkadaşı, sadece size ait ve aşık bir adam, can yoldaşı mı yoksa?
Kendinizden nefret etmeyiniz, kendinizi seviniz, aşka ve mutluluğa inanıp akılcı davranırsanız eminim bulduğunuz sandığınız aşkı bulacak ve Çok mutlu olacaksınız.
Sevgiler.
Cansu
 ………..

 

Aşk var, âşık olmak da var evet.
Ve bu duygulara yokmuş gibi davranmak hiç kolay değil maalesef…
Öncelikle şunu söylemek isterim ''her buluşmaya gelin gibi hazırlanmanın'' insan bünyesini ne hale getirdiğini bilen biriyim.
Her şey ''olabilirlik'' leri kabul etmekle başlıyor aslında.
Siz sevgilisi olan bir adama aşık olunabileceğini düşünen biriyseniz, yaşadığınız durum gayet normal.
Ki böyle düşündüğünüz aşikâr.
 
Eğer sizin gibi hisseden (dediğiniz gibi) biri olsaydı karşınızda, şu an bu köşe yazısını okuyor olacağımızı sanmıyorum.
Ha bir de diğer kadın var, evli olmadığını vurguladığınız ama aynı hayatı dört buçuk yıldır ''âşık olduğunuz adamla '' paylaşan.
Yerine kendinizi koyun diyip empati yapmanızı tabi ki beklemeyeceğim. Belli ki yapamıyorsunuz.

Niyetim canınızı sıkmak ya da ya da böyle bir şeyin asla olamayacağını söylemeye çalışmak değil.
Aşık olunur, hem de körkütük. Sadece onu düşünür insan. Ama geçer…

Hepimizin bir gün geçeceğini bildiği bir şey için hırpalanmayın ''öyle mi, böyle mi'' diye.
Herhangi bir eyleme döküldüğü anda sorgulatmaya başlar kendi kendinizi.
Düşüncelerinizden, hislerinizden ötürü kimse yargılayamaz sizi. Ama işin ''faaliyet'' kısmı önemli.
Onunla yemeğe çıkma kısmında, faaliyete geçmişsiniz anladığım kadarıyla.

Ha bir de cemiyet hayatında sıkı bir yere sahip olduğunu söylediğiniz bu adamın, benzer durumda on kadından dokuzunun âşık olduğunu söyleme ihtimali yüksek, kafasının karışmasıyla birlikte.
Hele de işin içine iltifatlar girdiyse.

Bu zamana kadar ne olduysa olmuş, biraz ''çizgilerin olması'' , biraz ''olmaz öyle şey'' ya da ''ben yapmam'' diyebilmek önemli bir şey.

Kısacası kendinizden nefret etmemek için gereken gururunuzu alın ve bu sorunu kaçmakla halletmeye çalışmayın.

Evet o adama aşıksınız ama “yapacak bir şey yok” diyip zor olsa da bir yemin daha ederek başlayabilirsiniz işe.

Bir şey yapması gereken kişi siz değilsiniz üstelik.

Bir de; anne sözleri önemli.

Söyleyeceklerim size yardımcı olur mu bilmiyorum.

Sizin içten çağrınızı görünce dayanamadım kendi düşüncelerimi söylemek istedim.

Güzel günler.

Latife

….

Benim de başıma geldi


Ayşecim merhaba,

Öncelikle, epostamı yayınlasan bile adımı kullanmamanı rica ederim.

Seni Hürriyet'te yazmaya başladığın günden beri takip ediyorum. Samimiyetini seviyorum.
Senin duruşunu, ikili ilişkilere, aldatma olaylarına vs bakışını az çok biliyorum.

Atalarımız ne güzel söylemişiler, büyük lokma ye büyük laf söyleme diye.

Bundan 5 yıl öncesine kadar, bırak evli erkeği, 2-3 aylık birlikteliği olan bir erkeğin birlikteliğini bozan kadınlara şiddetle karşıydım. Ama ne oldu? Kader ağlarını ördü ve ben evli bir erkeğe aşık oldum! Ona ve kendime karşı 6 ay direndim, her görüşmede bu son dedim, olmaz olmamalı dedim, başkalarıyla masum flörtler ettim ki benden uzaklaşsın ama kopmak/uzaklaşmak için yaptığım her hareket aramızdaki o alevi büyüttü.
Sonunda aşkıma ve ona teslim oldum. Bunun üzerine o eşine başkasına aşık olduğunu itiraf edip boşandı. Ailelerimiz bizi red ettiler, çevremiz bizi ayıpladı, çok zorlu bir süreç oldu ama biz hala birlikteyiz.
Çok yakında da evleniyoruz Ayşecim.

Allah yardımcın olsun, çok güç bir durum.

Sevgilerimle

………….


Merhaba,

İsmimin gizli kalmasını sizden rica ederek yazmak istedim.

Bugünkü yazınızda anlattığınız hisler bana o kadar tanıdık ki… Yazmadan, paylaşmadan edemedim.

Bundan 4 yıl önce, aynı sizin gibi aşık oldum. 2 yıldır ayrı adım atmayan, “bir imzası eksik”, üstelik “sevgili”si, o ve benim aynı iş yerinde ve hatta aynı ofiste birbirimizin yüzüne bakarak çalıştığımız bir yerde.

Sigara molalarında başlayan havadan sudan sohbetler, iş dışında dertleşmelere döndü. O sıralardaydı. 4 yıllık sevgilimi geri dönmemek üzere terk ettiğimde. Çünkü bir adamın hayatında şeklen var olmayı kaldıramaz hale gelmişti yüreğim. Sadece yanında güzel bir duruştan başka şeyler ifade etmediğimi zor da olsa kabullenip bana eyvallah diyebilmiştim o sıralar.

O adam da benzer duygular içindeydi. Aynı ofisteki sevgili, şeklen tutuyordu onu yanında. Sadece şirkettekilere mevzu olmasındı. Bunun için de adam hep yanında olsundu. Şekli için imajı için lazımdı, gerisi hikâyeydi.

O iş dışında dertleşme buluşmaları, dostluk yolundan çıktı. Her buluşmada “bu defa son”ları yaşar oldum ben de. Buluşmalarımızdan ağlayarak kaçtım. Her seferinde yenildim içimdeki kız çocuğunun “ne olur son bir defa daha” yakarışlarına. Bir gün gücümü topladım. O kız çocuğunun kendini yerden yere vurmasına direnerek HAYIR diyebildim. Ben bunu hak etmiyorum. Yanındakini sevmediğini de söylese, ayrılmaya çalıştığına şahit de olsam, onun bir sevgilisi VARDI, nokta.

Bir adamın sığındığı liman olmak bir kadının gönlünü büyütüyordu elbet. Aslında tercih edilen olduğunun hissettirilmesi belki biraz kazanma duygusunu kıpırdatıyordu. Her seferinde bu son demek, o sonun tadını daha bir vazgeçilmez hale getiriyordu.

Ama noktaydı işte. Benim bir adamın hayatında durduğum yer nasıl sadece şeklen olamazsa, sadece böyle de olamaz diyebilmiştim.

Ya o ya ben diyememiştim ama. Tek söyleyebildiğim “ben burada olamam, böyle yaşayamam” olmuştu. Kimseden seçim yapmasını isteyemezdim. Onun yerine seçim yapmak zaten saçmalıktı. Sadece kendi seçimimi yapabilirdim ve öyle de oldu.

Önce o gitti. Göreceksin her şeyi yoluna koyup öyle geleceğim sana diyerek. Cevabım “sen bilirsin”di. Benden beklememi isteme. Niyetim beklemek değildi ama kısmetim onun asker yolunu beklemek oldu.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde biz evlendik. Şimdi her gece o adamın nefesini dinleyerek uyuyorum.

Kendi seçimimi kimseden bir şey beklememek bana hayat arkadaşımı getirdi.

Sizi tanımıyorum. Arkadaşınız değilim. Dostunuz hiç değilim belki. Ama yüreğinden benzer yokuşlar geçen biriyim. Ve diyorum ki sadece kendi durmak istediğiniz yeri, olmak istediğinizi seçin. Gelen ya da giden kim olursa olsun, sonuç gönlünüze huzur getirecektir.

Sevgiler.

……….

SEVGİLİSİ OLAN SEVGİLİ

Sevgili Ayşe,

İnsan kendi başına gelene kadar çok rahat konuşur da, kendi başına geldiğinde bunu mazur göstermek için kendine öyle güzel bahaneler bulur ki...

Çok çok zor bir durum. Ancak, sevgilinin sevgilisi olan o kadına söz veren SEN değilsin. Tanımıyorsun bile belki. Ve belki de karşındaki gerçekten çok güzel bir aşk yaşayabileceğin bir adam var, belki bundan sonraki hayatını mutluluk içinde onunla geçireceksin. Hiç tanımadığın bir kadın için ondan vaz mı geçeceksin? Bırak hanginizden vazgeçeceğine O karar versin.

Ancak bir nokta var; hele de bir de senin gibi bir kadın için... Yarın öbür gün adamın başında boza pişirir misin ya da paronoyaya bağlar mısın bilemiyorum... Bir başkası için de seni terk eder mi diye...

Benzer bir durum yaşadım. İyi arkadaş ve yatak arkadaşı olarak 2-3 sene geçirdiğim erkekle ayrılmıştık ama ayrılamıyorduk ve sonra onun aslında nişanlandığını öğrendim. Durumu düşündüm ve onsuz olmak istemediğime karar verip, benimle mi nişanlısı ile mi olmak istediği kararını ona bıraktım. 12 senedir aynı evi paylaşıyoruz ve 8 senedir evliyiz. Buraya yazarken çok kolay, 3 satırda özetleniyor da o erkeğin ayrılık sürecinde yanında olabilmek de çok zor...

Bol bol şans diliyorum sana. Birlikte güzel bir hayat geçirebilecekseniz umarım seni seçer, yoksa da umarım olduğu yerde kalır.

Sevgiler,
İpek
…………


AŞK: Görmekten çok özlemeyi sever.
Dokunmaktan çok düşlemeyi
Ve aşk öyle bir haindir ki;
Nerede imkânsız varsa gider onu sever.

Güler

…….


Merhaba Ayşe Abla,

Abla diyorum kusura bakmazsın sanırım, sürekli seni okuduğum için sanki muhabbet ettiğim bir arkadaşım gibisin. Tek farkla sen beni tanımıyorsun.

Bugünkü (4 Eylül) yazını da okudum. Sevgilisi olan birine âşık olmuşsun, hem de artık evli gibiler diyorsun. Bunun için kendimden nefret etmeli miyim diye soruyorsun millete.

 Neden? İnsanların ne düşündüğü neden seni ilgilendiriyor? Asıl mesele senin ne düşündüğün. Eğer sen kendinden nefret etmen gerektiğini, asla yapmaman gereken bir şey yaptığını düşünüyorsan et. Biraz ağla, üzül, acı çek ve sonra unut. Ama sen yap tercihini.

Ben 29 yaşındayım ve hayatta öğrendiğim az buz şeylerin arasında en başı insanların ne düşündüğüne önem vermemek çeker. Ha ben uygulayamam o ayrı ama insan mutlu olmak istiyorsa bunu yapmalı diyorum kesinlikle.

Şimdi insanlar diyecek ki vay sen nasıl bunu yaparsın, sen de aldatılmadın mı, kadın kadına bunu yapar mı, yaşadığın kötü zamanları o kadına da mı yaşatmak istiyorsun, yuva yıkanın yuvası olmaz bıdı bıdı bıdı bik bik bik..

Ya onlara ne? Bana ne? Sen âşık mısın kardeşim? Evet. Karşındaki kişi sana âşık mı? Evet.
Tamam, o zaman daha neyin peşindesin? Neyin onayına ihtiyacın var?

Her şekilde mutlu olman dileğiyle,
Sevgiler,
Seda

………


Sevgili Ayşe, canım Ayşe,
Sana öneride bulunmak haddime değil belki ama ne hissettiğini çok iyi anlıyorum.

 Belki etrafındaki bir sürü insan sana "bırak git" diyordur ama şu an itibariyle senin kafanın da kalbinin de bunu alması mümkün değil.
Sen o adamı seviyorsun, onu yaşamak istiyorsun değil mi, tamamen buna odaklısın. Sana mantıklı bir sürü şey söylüyor insanlar, onlara hak veriyorsun ve yine kalbinin döndürdüğü yönde yürüyorsun.

Bunu ben de yaptım, bin tane mantıklı gerekçem vardı yapmamak için, ama yaptım. Şimdi de hayatım altüst oldu. Keşke aklımı dinleseymişim ama o zamanlar aklımın sesini o kadar kısmıştım ki, kalbimin gürültüsünden duyulmuyordu bile!
 
Adam evli olsaydı arkana bile bakmadan gidecektin ama evli değil, diye düşünüyorsun belki. Ama dört yıldır karı koca hayatı yaşıyorlarsa aralarında ille bir imza olması gerekmez ki, kutsal olan birliktelikleri zaten, onlar aralarında birbirlerine söz vermişler (ille açık açık bir söz olması gerekmez, evli hayatı yaşıyorlarsa zımni bir söz vardır bana göre) ama yazıya dökmemişler. Yani bence evli de değil zaten diye kendini kandırma.

İkincisi ve daha önemlisi, bu adam, birlikte olduğu kadına karşı sorumluluklarını umursamıyor demek ki, onun için imzanın olmaması her an kadını aldatabilmesi için bir gerekçe yani. Demek ki bu adam sözüne sadık olmayan, kalp kırmaya odaklı, güvenilmez biri. Yani sana duygusal olarak zarar verebilecek biri, isterse Brad Pitt olsun, sana en tatlı sözleri söylesin. Bazı adamlar bunu otomatiğe bağlıyor, güzel bir hatun gördü mü şak otomatiğe geçip döktürüyor. Biz de zannediyoruz adam bizden başkasını görmüyor.
Üçüncüsü benim alışveriş kuralım: tereddütteysen alma. Sana o anda tereddüt yaşatan şey, sakin kafayla baktığında kocaman bir gerçek oluyor. Pantolon çok güzel, tam aradığın kırmızı ama o da ne, poponu olduğundan büyük mü gösteriyor acaba? Aman boş ver aradığım kırmızı işte deyip alırsan, dolabında poponu büyük gösterdiği için giymediğin bir sürü kıyafetin arasına karışıyor o da, parana da yazık oluyor. Bu durum da aynı, seni tereddüde düşüren şey, aslında gerçeğin ta kendisi. Uzak dur o adamdan, bak Veli'den neler çektin, sen canını sokakta mı buldun?

Tamam, aşk güzel şey, hepimiz kaptırıp gitmek isteriz falan ama Allah da sana bu kalbi elalemin beş para etmez canına kırdır diye vermedi herhalde. Kendinin kıymetini bil, lütfen. Çünkü şunu unutma sen, o adamdan daha değerlisin. Aşk senin gözünü yanıltmasın.
Kendinden tabi ki nefret etme, aşk insani bir şey, tam tersine, sevmeyi bilen nadir insanlardan olduğun için kendini sev bence. Kendini sev ve kendinin kıymetini bil. O sevgiyi de hak edecek birine ver.
En güzel, en değerli aşkı ve en doğru adamı yaşaman dileğiyle.

 Seçil

………


Bence durumun vahim. Yani insanın kalbine söz geçirmesi aşıksa imkansız oluyor ki ben de öyleyim ve aksine mantığıyla hareket edip doğrusu neyse öyle yapanların iradesine inanamıyorum.
Aşk bu yani mantık kalmaz artık. Bence bundan sonra beklemelisin yani adam ayrılacaksa da senin yüzünden ayrılmamalı. O yükü taşıması zor olur.
Ve adam da gerçekten sana âşıksa ( başkalarına da aynı kuru yapmıyorsa) artık şu anki sevgilisiyle zaten devam edemez diye düşünüyorum.

Sevgiler

Nermin

………

Ayşe Hanım,

Sevgilisi olan birine aşık olduğunuzu yazmışsınız. Bundan 4 yıl önce evli birine aşık oldum. Kaçtım, çabaladım. Ama aşka yenik düştüm. Ben de çok acılar çektim, sevdiğim adam da. Ama en çok acıyı çeken karısı oldu.

Bana kalırsa artık yaşınızın da olgunluğuyla kendinize hakim olun bu adama dur deyin. Yasak aşkın vermiş olduğu tatlı duygudan başkası değil aranızdaki kuvvetli elektrik. Bu adam sadece birkaç saatte ''benim sevgilim de gitsin'' diyebiliyorsa, neden hala gitmiyor sevgilisi? Neden ikinizi bir arada idare etmeye devam ediyor?

İçimden gelerek yazıyorum, acı çekmek, yeniden dibe vurmak istemiyorsanız bu adama dur deyin. Kimsenin ahını almayın.

Benim durumumu soracak olursanız sevgilimin karısı 4 senenin sonunda boşanmayı kabul etti ama biz de bittik. Hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı yani.

Öpüyorum, sevgilerle.
Ayşe

…………


Sevgili Ayşe,

Evli ya da sevgilisi olan kimseyle işim olmadı. Sosyal, güzel ve flörtöz olmakla birlikte oldukça temkinliyimdir. Kafamdaki kırmızı alarm lambası yandığında, durur ve ne yapmam gerektiğini düşünürüm.

Hayatımda tek bir defa, Paris'te kalabalık bir grupla çıktığımız bir iş gezisinde, 1 şişe şarap emanet ettiğim bir iş arkadaşım, şarabı bana teslim etmek bahanesiyle odama geldi. Uzun uzun nerelerden geldiğimizi, ailelerimizi konuştuk. Yakışıklı, sarışın, Brezilyalı ve evliydi. İki güzelim kızı ve çok güzel bir karısı vardı. Ben de bekardım, kafamda kavak yelleri. İstesem keyifli bir gece olurdu.  Ama "adama bak, beni karısı ve çocuklarıyla mı tavladı şimdi?" diye sinirlendiğimi ve "inşallah ileride benim de eşim beni bir iş gezisinde aldatmaz, aldatmak istese de kadın kabul etmez" diyerek evrene yalvardığımı hatırlıyorum. Nihayetinde adamı odadan kovaladım. Gerçekten de eşim aldatmayan biri, aynen babam gibi. Ya da belki benim ruhum bile duymadı. Ama eşimle ben her türlü heyecanı beraber yaşadık, her haltı beraber karıştırmaktan hoşlandık. Beni aldattığını sanmıyorum.

Sen kendini geri çek. Tamamen geri çek. Bir tek, "ayrılır gelirsen, seni beklerim" de. Onunla bu arada Hiç görüşme. Yemeğe çıkma. SEVİŞME!

Gerçekten seni sevdiyse, ayrılır gelir. Gene bile kendini ağırdan satmanda ve onu kendine aşkla bağlamanda fayda var, bu yaşadığını, ileride çift olsanız da başka bir kadına karşı hissedebilir.

Eğer hayatını ayarlayıp sana gelmezse, sana başka adam mı yok? Sen, karşındaki adamın senin için caba göstermesine değersin. Ağır ol.

Bol şans,


………..

ZOR AMA OLUR

İkimizi de seviyordu. Onunla evlenip yurtdışına gitti. Telefonda görüşmeye devam ettik.
Sonra bir sebepten telefonu yüzüne kapattım. Bir daha da telefonlarını açmadım.
Bir kaç ay sonra bir mail atıp artık görüşmememiz gerektiğini yazdım.
Doğum günlerimde mesaj attı, cevap vermedim. Bu yaz aradı, açmadım. Bu sene doğum günümde mesaj da atmadı.
Dün gece rüyamda gördüm. İçim kıpır kıpır olmadı.
Zaman küllendiriyor. Sen de böyle yap Ayşe.
Sevgiler.
CG

……..

 

Selam Ayşecim,
Bugünkü yazını okudum ve üzüldüm çünkü aşk her zaman zamanlama hatası yapar.

35 yaş ve üzeri bekar kadınlar maalesef bu durumla çok karşılaşmaktalar. Çünkü adamlar ya evli ya da sevgilileri var.

Hem aşık olup hem bekarını bulmak çok zor. Bekar bulursun ama aşık olur musun bilemiyorum ama aslolan aşktır. En azından bizim konumumuzdaki kadınlar için gerekli tek şey aşktır öyle değil mi!
Ne yapsam diye soruyorsun ya bence aşkını yaşa. Çünkü diğer durum karşı tarafın sorunu ve biz hep birilerini düşünerek istediklerimizi yaşayamıyoruz.
Bu hayatta ne yaşarsan o kardır. Bırak 3.kişileri karşı taraf düşünsün, sen sadece kendini düşün yeter.
Duygu.


…………


Selam,

Bilirsiniz, insan ayıpladığı şeyi yaşamadan ölmezmiş. Ben ayıplamamayı tercih edenlerdenim. Her şeyin insanlar için olduğuna inanıyorum ve dürüst olunduğu sürece de başa çıkılması gereken bir durum olduğunu savunuyorum, tabii doğru yöntemlerle.

Sevgi ve saygılarımla

Demet

……

 

Yaşam bir lütuf Ayşe

Ayşe,

Bir kez yaşayacaksın. Ama ne gariptir ki hata yapmamak isterken ıskalayacaksın.

Sonra pişman olacaksın. İş, işten geçince dövüneceksin.

Bundan yirmi beş yıl önce olsaydı. Sana ağzıma geleni sayar.

Nasıl kendi cinsiyetine ihanet edersin?

Sende mide yok mu? Bunu sana da yapacağına eminim. Başkasına yapan sana da yapar.

Başka erkek mi kalmadı? Aklını mı kaçırdın? Sözlerini bir çırpıda söylerdim.

Ama yaş kırktan elliye doğru giderken insan öyle bakamıyor.

Yaşam göründüğü kadar uzun değil. Yazgı denilen rüzgâr hep aynı limana savurmuyor.

Âşık oldun mu?

Gözün mü döndü?

Kendini kaybediyor, geceler boyunca bir nefesinin mi hayalini kuruyorsun?

Kendine eziyet etme.

Bırak, yazgının rüzgârı hangi yelkendeyse o yöne git.

Sıkı bas, yaptığından utanma.

Sen eminsen gerisi boş.

Sağlıkla ve mutlu kal
Gülay

………


Ayşecim,

Yazını okuyunca sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. İki ucu moklu değnek dedikleri bu olsa gerek.

Bir yanım diyor ki sana ”Boşver, yaşa aşkını dolu dizgin” . Diğer yanım da “Adamın sevgilisi var, uzak dur” diyor.

Adamın sana ilgisinin olması ve sana gelmeyi kabul etmesi, 4,5 yıllık ilişkisinin yolunda gitmediğini gösteriyor. Adam belli ki mutlu değil ama devam ettiriyor.

Bence olayları biraz akışına bırak. Adam 4,5 yıllık ilişkisini bitirecek olsa bile, bunun sebebi sen olma. Sonra bunun vicdan azabını çekersin. Karşıdaki kadının da ahını alma.

Bir taraftan da senin çok mutlu olmanı istiyorum. Hazır âşık da olmuşken, bu fırsat kaçmaz diyorum.

Aman ya, ne bileyim ben. Kafam karıştı.

Yüreğinin götürdüğü yere git…

Hakkında her şeyin hayırlısı olsun inşallah…

Zuhal

…….

SEN BENDEN FARKSIZ BEN SENDEN
 
Selam Ayşe
Okuduğum anda aklıma düşen tek cümle “yanmışsın Ayşe sen hem de öyle böyle değil”.
 
Senden yaşça küçüğüm aslında hayatıma bir kişi girdi ki girmez olsaydı. 26 yaşındayım ve 7 senemi aldı mahvetti beni.

Kısaca ağzıma s.çtı. Tanıştığımızda ilk bakışta âşık oldum, başladık görüşmeye, sonra bir sevgilisi olduğunu bazı sebeplerden dolayı ayrılamayacağını ama
zaten kızın bunu bırakacağını ve ailesinin istemediğini söyledi.

Ben tabi tabiri caizse köpek gibi aşık oldum buna. Yatarken aklımda, kalktığımda ilk aklıma gelen o.
Deli gibi seviyorum, ölüyorum, bitiyorum, ona yaptığım sürprizler, sabahın köründe iş çıkış saatinde bir öpücük için kapısında beklemeler yazsam roman olur cinsten.

Ben her seferinde bu kadar sevmeme rağmen başka bir kadının varlığından rahatsız olduğumdan ayrılmak istesem de her seferinde beni yolumdan döndürdü.

Sensiz yapamam, seni çok özlüyorum diye ağlamalar ve sonu gelmeyen buluşmalar. Hadi gidelim dese buralardan arkama bile bakmazdım onunla her yer cennetti bana göre! Ama cehennemi yaşattı sonunda, ağladım zırladım, intihar etmek istedim, yaşayamazdım, o başkasıyla evlenemezdi, benimle görüştü gözümün içine baka baka gitti 2 gün sonra nişanlandı ve evlendi.

Benim canımdan can aldı, o acıyı hayatımda hiç yaşamadım. Zaman her şeyin ilacı dediler bana, evet, geçti.

 Zamanda nasıl geçti bir ben bir Allah biliyor. Şimdi evli, mutlu, hatta çocuklu olma yolundalar. Olan bana oldu, şimdi ne kimseyi sevebiliyorum, ne de karşıma çıkanlara şans veriyorum, yalnız takılıyorum, nefret ediyorum erkeklerden, topu yalancı!

Bırak sakın bulaşma yanmışsın başından geçmiş bir kere AŞK uğruna yakma kendini yolunu bulsun. Senin için sevgilisinden ayrılacak belki 5 sene sonra başkasına gönlünü kaptıracak o zaman seni postalayacak hayatından. Değer mi hiç değmez senden kıymetlisi yok hayatta. Unutma, sevgiler

Özlem
………


Ayşeciğim,

Aşk bu evli, bekar, sevgilisi olan, nişanlı olan, birlikte yaşayan falan filan dinlemez bunu sen de benim kadar iyi biliyorsun.

Sen daha önce aldatılmış ve bu yüzden de ayrılmış bir kadınsın. Tabii ki o adam birlikte yaşadığı kadını hala seviyor ve sana sadece bir macera olarak bakıyorsa eminim ki sen bunu anlayabilecek kadar akıllı bir kadınsın.

Yok o da senin kadar aşıksa emin ol ki hayatındaki kadına duyguları bitmiştir. Birine aşıksan başka birini gözünün görmesi mümkün mü? Bu durumda senlik bir şey yok. O adam gidecek ve hayatındaki kadına ben başkasına aşık oldum diye açık açık anlatacak. Bak işte ben o zaman ona adam gibi adam derim ve onunla her yola giderim. Ama hem canım cennette hem şeyim şeyde olmaz.

Sibel

……….


Ayşe Hanım,

Ne kadar zor zamanlar geçirdiğinizi çok iyi anlıyorum.  Ben de yaklaşık 6 sene önce böyle bir şey yaşadım.

O zaman 25 yaşındaydım ve 7 yıllık sevgilimle 4 aydır nişanlıydım çok mutluydum. Nişanlım askere gitti. Ben iş değiştirdim. Birlikte çalıştığımız bankadaki müşteri temsilcimiz ile her gün sürekli iletişim halindeydik.

 Telefondaki sesi çok etkileyiciydi, konuşması çok samimi, çok esprili. Benim nişanlım ise biraz soğuk bir tipti. Ben de sıcakkanlı bir insan olduğumdan bizim telefon konuşmaları gittikçe uzamaya başladı, oradan mailleşmeye dönüştü. Her dakika yazışıyorduk.

Öğle yemeğine çıksak mesajlaşmayla devam ediyorduk ve sadece yazışmayla bile birlikte inanılmaz eğleniyorduk. Uydurma toplantılar çıkarıp tanışmak için ofise geldi. Birbirimizi görünce daha da etkilendik.

Artık aşık olmuştuk ama ben nişanlıydım onun ise uzun bir ilişkisi vardı. Benim nişanlım askerdeydi onun sevgilisi de uzakta oturduğundan ancak hafta sonları görüşebiliyorlardı.

 2 ay sadece mail ve mesajlarla süren bu durum sonunda görüşelim ısrarına dönüştü. Kendimi frenlemeye çalışsam da elimde değildi. Hayatımda böyle bir heyecan yaşamamıştım ve görüşmeye başladık.

 Çok yakın oturduğumuzdan haftanın 3-4 günü görüşebiliyorduk. Görüşemediğimiz günlerde de gecenin bir vakti kapıya gelip çok özledim bari cama çık, hamburger yiyordum sen de çok seversin sana da getirdim hadi gel de al diye kapıya geliyordu.

Bu arada nişanlımın askerden dönme zamanı yaklaşıyordu. Ne yapalım, ne edelim derken nişanlım terhis oldu geldi.

Askerliğini Siirt'te kısa dönem yapmıştı ama duydukları ve şahit oldukları yüzünden hepten içine kapanmış olarak döndü. Belki bu sebepten belki ben Mehmet'e aşık olduğum için artık nişanlımla hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Onun da kız arkadaşıyla çok sorunları vardı. Sonunda ben dayanamadım ve nişanlımdan ayrıldım. Aradan 1 hafta geçti o da kız arkadaşıyla bir ara verdi. Çünkü kız arkadaşı çok takıntılı bir kızdı ve ayrılmak istemiyordu.

5 hafta inanılmaz güzel bir ilişki yaşadık. Ben hayatımda bu kadar heyecan bu kadar mutluluk hiç yaşamamıştım.

 Sonra birlikte olduğumuz bir günün akşamında beni aradı ve kız arkadaşının arayıp konuşmak istediğini onunla konuşmaya gideceğini söyledi. Gece yarısına kadar bekledim. Sonunda aradı. Kız arkadaşının çok kötü olduğunu onu şu anda bırakırsa kötü şeyler yapabileceğini o nedenle ona geri döndüğünü söyledi!

O anda telefonu kapadım ve bir daha onunla konuşmadım. İş ilişkimi de yanımdaki diğer arkadaşlarıma devrettim. Zaten 1-2 ay sonra o da tayin isteyip bir başka bankaya geçti. Bana yazdığı maillerde bana ne kadar aşık olduğundan falan hep bahsetti ama hiçbirine cevap vermedim veremedim. Ne diyebilirdim ki. Keşke benim kadar cesur olsaydı.

Keşke benim onun için göze aldıklarımı o da göze alabilseydi. Ama olmadı. Şimdi 4 senelik evliyim ve bir de kızım var ama hala o aklıma geldikçe içim sızlıyor.

Not : bu yazıyı yayımlarsanız lütfen adımı kullanmayın.

Teşekkür ederim. Allah size sabır ve güç versin ki bu zor süreci bir an önce atlatın. Ama gerçekten uzaklaşmak iyi gelecektir.

………..


Ay Ayşe abla sen ne yapmışsın öyle

Bu evli, sevgilisi olan adamlara aşık olunur mu hiç ? Sevgilisi varken sana takılan adam hadi diyelim ondan ayrıldı senle birlikte olmaya başladı aynısını sana yapmayacağını nerden biliyoruz? Ay ablam böyle olur mu hiç?

Sen Veli’yi de bırak bu adamı da bırak bir dinle kendini. Hadi olmadı cep telefonu rehberine tekrar dön baştan başla. D lere dikkat et oralarda çok dolanma bak bir öncekinde hiç bir sonuç çıkmadı.
Ablacım bak sosyetik biri olmasaydın hemen buluverirdik sana birini. Yok ablacım sen uzak dur onlardan. Hoş benim bir tanıdığım kız evli ve çocuklu adamı baştan çıkarıp yakın zamanda da evlendi ama aman sen uyma böylelerine... Bak biz varız.
Aman aman uzak dur.

Zeynep

………


SINIRDASIN

Vicdanla, hayatın sınırındasın Ayşeciğim. Hata yapma lüksün yok.
(yaşını açık seçik yazdığından diyorum).
O hatunun başına aynısı gelse ne yapardı? Bir düşün bakalım. Aynen seni postalatırdı. Sen şimdi yazık ona, derken bambaşka biri de gelip adamı kapabilir. Adam doyumsuz zampara değilse eğer, demek ki sevgisi tıkanmış ki gönlü sana kaymış.
Yok ben buna kıyamam dersen, artık 10 yıl sonra kafanı taşlara mı yoksa zalim aynalara mı çarparsın bilemem. Bence yap gitsin.
Hamiş aslında sen kafanın içinde kararını vermişsin, biz ne yazsak boşuna.
MÜKÜ
………


Siz neden hayatın tadını çıkartmaya bakmıyor da kendinizi suçlayacak vicdan yapacak bir şeyler çıkarmaya çalışıyorsunuz anlamadım. Siz mi baştan çıkarttınız? HAYIR.

O size bakmasaydı, güzel mesajlar yazmasaydı, gönlünüzü çelmeseydi siz ne yaparsanız yapın adamı baştan çıkaramazdınız, eğer o birlikte olduğu kadına deli gibi aşık olsaydı havada 40 takla atsaydınız da olmazdı.

Boşverin anı yaşayın, zevkini çıkartmaya bakın. Benim felsefem bu, yarına çıkmaya hangimizin garantisi var, yok.

O zaman bugünü yaşayalımm

Hacer

……….


Başıma geldi. Ne yaptım? Geçmesini bekledim

Bekle,

Geçer,

Çabaya gerek yok kendiliğinden geçer.

İzi?

Kalır. Hep kalır. Ama sende gülümseme bırakacak şekilde kalır. Mutlu bir anı olarak kalır

Devam edersen, kısa süreli mutluluktur elde edersin.

Sonra

O da geçer

Bakarsın o seni daha da fazla tutulduğu bir kadın için terk etmektedir. Ya da gerçekten 4 yıldır severek yaşadığı kadına geri dönmektedir.

Artık mutlu, seni kıkırdatan hatıra değil, çirkinlik kalır hatırında.

Kalmasın.

Gitsin…

İzin ver devam etsin hayatına.

Sen de kendi hayatına devam et…

Onunla var olmadığını hatırla.

Onunla var olmayacağını da.

Sen onun adına, onun için, onun uğruna kendini kaybettiğinde

Emin ol kendini yeniden bulman,

Şu anda “geçer” dediğim zamandan daha uzun sürecek

Yeni gelin gibi hazırlandığın buluşmalar, iltifatlar ilgisiz bakışlara, alışkanlıklara bırakacak kendini

Bugün güzel.

Ondan önceki günler de güzeldi.

Aynada kendini sevmediğin zaman

Hayat da seni sevmeyecek

Benden söylemesi

Onur

…….

 

Merhaba,

Yazını hem çok duygulu hem de hüzünlü okudum. Bence kendine kızma herkesin sevmeye sevilmeye ihtiyacı var. Ne güzel ki hala o duyguların ölmemiş, bitmemiş, aşk denilen şeyi yaşıyorsun, yani kalbinin çarptığını hissediyorsun, nefesini duyuyorsun, yaşamak için mutlu olmak için bir sebep bence.

Ayşe’m senin Veli ile ilişkin sağlam temeller üzerinde olmuş olsaydı çoktan nikâh olurdu bence senin içine sinmeyen bir şeylerden dolayı bitti bu ilişki, hakkında hayırlısı olsun.

Karşında yeniden aşık olduğun adamın da yanındaki kadın bence adamın yanında biri olsun diye varmış ki adam da sana aynı duyguları besledi.

Yani onun ilişkisi de sağlam değilmiş üzme kendini be canım bırak ve carpe diem( anı yaşa) bir daha mı dünya' ya geleceğiz. Adam zaten kadını bitirmiş kafasında buna senin sebep olduğunu düşünmüyorum yoksa ilişkiler öyle hemen bitirilmez. Sen aşık olduğun biri varken dünyanın en yakışıklısı gelse gözün görür mü?

Hakkında hayırlısı olsun diyorum umarım en aşkın en güzelini yaşarsın. Hep mutlu olursun.

Sevgiler

Not: sen harbi kadınsın nefret edilecek kadınlardan değilsin.

Saygılarımla ;
Buket

………

 

Hayır, Ayşe Hanım kızım; aksine kendinizi sevmeniz ve size verilen hayatın her dakikasını tam anlamıyla yaşamanız gerekir, kim ne derse desin!

Sevgilerimle,

Gönül

………

Tek becerebildiğim en fazla bir sene uzaklaşmaktı yani anlayacağın ne onunla ne onsuz oluyor.

D.

……

 


Merhabalar Ayşe Hanım, sizinle daha ziyade “Yetiş Ayşe” vesilesiyle yazışıyoruz ama arada sırada, kimine şövence gelebilecek –belki size de- eleştiriler yazmışlığım olmuştur.
Bence kendinizden nefret etmeyin, her şey insanlar içindir ve gönül ilişkilerinin ne yazık ki bir formülü yoktur, matematik değildir, hayat 1’ler ve 0’lardan ibaret değildir, sadece siyah ve beyaz yoktur.
Eğer kendinizden nefret edecekseniz, büyük konuştuğunuz için, sizinle aynı konumda olan insanlar sanki bunu uyuzluk olsun diye ama hiç bir şey hissetmeden yapıyorlarmış gibi düşündüğünüz için edin.
Ama aşık olduğunuz için etmeyin, acıktığınız, susadığınız için kendinizden nefret etmek gibi bir şey bu.

Sevgiler

Haluk

……..


Ayşecim merhaba,

Ben 6 yıl önce biriyle tanıştım. 5 yıldır beraber olduğu bir sevgilisi vardı. Aralarındaki bağ aşk değildi artık ama onu yüzüstü bırakmasını istemiyordum.

O da her şeyi bir anda silebilecek durumda değildi. Ama birbirimize âşık olduk. Çok acı çektim. Bir gün gelip karar vermek için gitmesi gerektiğini söyledi ve 6 ay ne bir telefon ne bir haber. Döndüğünde artık net olduğunu, diğer ilişkisini bitirdiğini ve benimle evlenmek istediğini söyledi. Evlendik. 2 yıl oldu. Sorunsuz mu evliliğimiz? Tabii ki hayır. Ama hala aşığız.

Birbirinize zaman tanıyın. Olmayacağını düşünerek bunun cazibesine kapılmayın. Sen çok akıllı bir kadınsın. Eminim ona âşık olduğuna göre o da çok aklı başında bir insan. Kendini suçlama ve duygularına gem vurma! Doğru karar vereceğine eminim.

Sevgiler.
Hülya

……


Ha sevgilin varken başka adama âşık olmuşsun, ha sevgilisi olan bir adama. Hiç farkı yok abla.
İkisi de kötü çünkü ikisinde de senin sevgin başkalarına zarar veriyor çünkü.
Sen bu değilsin abla, yapma. Yazık değil mi diğer bayana.

Bu işin tek olur yanı var. Erkekse eğer gerçekten erkek gibi çıkacak sevgilisinin karşısına “Rabbim kalp vermiş sevelim diye, zamanında bu kalp nasıl seni sevdiyse şimdi de başkasını sevdi. Bitirelim” diyecek öyle gelecek sana.
Hiç olmaz yaptıramam ona bunu deme. Böylesi daha mı iyi?


Özge

………….


Ah aşk ahh


Ben de şu an sevgilisi olan birini seviyorum yalnız değilsin ablacım, nice kadın böyle tabi itiraf edilemeyenler de var.

Kendime sığamadığım, kendimden kaçmak istediğim çok zaman oldu, gökyüzü dar geldi bana, hala da öyle geliyor ama çaresi yok.

Ya her şeyi göze alıp o adamla birlikte olacaksın ya da kaçmaya devam ablacım, kendinle yüreğinle barışık günler diliyorum melek ablam.

Güler

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI