Hürriyet Cumartesi Haberleri

HÜRRİYET CUMARTESİ

    Kendime torpil geçiyorum ama usturuplu bir şekilde

    Fotoğraf: Muhsin Akgün
    04.08.2017 - 13:16 | Son Güncelleme:

    20 yıldır geceleri DJ’lik yapıyor ama hava aydınlanınca durum değişiyor; kravatını takıp genel müdür sıfatına bürünüyor. O, Türkiye’nin kültür sanat hayatını belirleyen isimlerden... Murat Abbas’tan bahsediyorum. Namı diğer, Mabbas. Onunla Hugh Jackman’dan ‘Phantom of The Opera’ya pek çok önemli konser ve gösteriyi Türk izleyicisiyle buluşturan Zorlu PSM’yi, geride kalan dört sezonu, yeni etkinlikleri ve sıradışı hayatını konuştuk.

    Kendime torpil geçiyorum ama usturuplu bir şekilde

    Bir yanda DJ’liğin özgür ruhu, diğer tarafta Zorlu PSM Genel Müdürlüğü... İki farklı kimlik zor olmuyor mu?

    - Müzikle profesyonel kariyerim hep eşzamanlı devam ettiği için zorlanmıyorum. Ama bazı şeyler de yaşanmıyor değil. Mesela kısa süre önce ‘Sonar Festival’i yaptık. Orada sabah 04.00 gibi çalmaya başladım ve iki saat sürdü. Aynı sabah 11.00’de Zorlu Çocuk Tiyatrosu’nun yeni oyununun lansmanına katılmam gerekiyordu. Eve gidip duş aldım ve diğer kimliğime bürünüp lansmana katıldım.

    Yaşadığınız biraz ‘Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’ durumu mu?

    - Evet. Bildiğim kadarıyla benim gibi bu kadar farklı disiplinde iki iş yapan biri daha yok.

    Murat Abbas ve kabindeki lakabınızla Mabbas’ın farkı ne?

    - Çok farklı bir tipolojim yok. Mabbas kimliğim belki daha eğlencelidir. Çünkü işyerimde çalışırken eski denetimci, finansçı kimliklerimden dolayı daha disiplinli, ciddi ve bazen şaşırtıcı derecede sert olabiliyorum.

    Şu an karşımdaki kim?

    - Değişiyor. Kimlik karışıyor, yarı yarıya gidip geliyor (Gülüyor).

    Hangisi sizin için daha keyifli?

    - DJ kabininde olmak. Sadece DJ’lik ve müzik adamlığı yaparak hayatımı devam ettirebilecek bir imkânım olsaydı onu seçerdim. 

    Egonuzu hangisi tatmin ediyor?

    - DJ’lik adrenalini başka bir şey ama anlık ve sadece o saniye yaşanıyor. Yöneticilikte aldığımız tepkiler zamana yayılıyor. Ama kartvizitim için birini seçmem gerekirse yine DJ’liği seçerim.

    Bir gece önce kabinde müzik yapan adam ertesi gün büyük toplantılarda ne kadar ciddiye alınır?

    - Ben aslında DJ kabininde de ciddi görünen biriyim. Sadece kıyafetim değişiyor. Mesela kasım ayında burada Brandweek düzenlenecekti. Pazarlık öncesi toplantı yapacağım Pelin Hanım, Babylon’da beni izlemeye gelmiş. Ertesi sabah toplantıya girdik. Hiçbir sorun yaşamadık. Hatta ilişkiyi başlatma aşamasında bu durumun ortamı yumuşattığı bile oluyor. Birçok işi bağlamak için yurtdışı toplantılara gittiğimizde, hele de bu işler dans, müzik üzerineyse, birikimim şaşırtıcı olabiliyor. Ve bağlantı noktası kuruyoruz.

    Kendi düzenlediğiniz ‘Sonar Festival’de kabine çıktınız. Kendinize torpil geçiyor musunuz?

    - Evet ama benimki usturuplu torpil. Sadece kendimle değil, programa koyduğum her isimle ilgili bir kriterim var; yaptığı işi çok iyi yapacak. O setin hakkını verecek. Yani ben o programa uygunsam çalarım, yoksa topun sahibi zengin çocuk gibi davranmam.

    BİZİ EN SERT ETKİLEYEN REINA SALDIRISIYDI

    Zorlu PSM’nin dört sezonu geride kaldı. Bu süreçte sizi en zorlayan ne oldu?

    - Haziran 2015’ten beri yaşadığımız, bu aşırı türbülanslı iklim, güvenlik, siyaset, terör... Hepsi bizi çok zorladı. Gerçekten çok zorladı. Bu bizim için ciddi bir test sürüşüydü. Ama bizi en sert etkileyen şey, Reina saldırısıydı. Olay yaşandıktan sonra, kesin gösterilerin iptal haberleri gelmeye başlar diye düşündüm ve öyle de oldu.

    Neden en serti Reina’ydı?

    - Çünkü eğlence sektörünü hedef alan bir saldırıydı, bunun devamı da gelebilir diye düşünüldü.

    O an “Bu iş artık bitti!” dediniz mi?

    - Evet. Aslında ilk 28 Haziran havaalanı saldırısında bunu yaşadım. Sonra 15 Temmuz’da... Ama bir şekilde bu iş bitmiyor. Bizim ülkemizin hamurunda dayanıklılık olabilir. Türk halkı sağlam.

    Ayakta kalmak için ne yaptınız?

    - Yabancı şovları ve yabancı isimleri getirmekte çok zorlandık. Gelmek istemediler. Kimi güvenlik, kimi siyasi sebepleri bahane gösterdi. Bu bir süre daha devam edecektir. Ben biraz da yurtdışında ülkeye karşı yaratılan bu ablukanın bilinçli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye ve İstanbul’a haksızlık ediliyor. Benzer olaylar aynı frekansta olmasa da Fransa, Belçika, İngiltere’de de yaşanıyor. Orada herkes hayatına devam ediyor.

    Terör sonrası size nasıl taleplerle geldiler?

    - “Havaalanından VIP uygulamayla geçersek geliriz” diyenler oldu. Bazıları “Sadece Raffles Otel’de kalırsak geliriz” dedi. Mesela ‘Batı Yakası Hikâyesi’ sadece Raffles Otel’in Zorlu’ya bakan tarafında konaklamak istedi.

    Sebep?

    - Herhangi bir füze saldırısı olursa diye. Bunların her biri de bizi maliyet kalemi olarak etkiledi. Anlayacağınız işin mutfağında sert koşullar var.

    Peki doların yükselişi?

    - Türk Lirası bazında bir değişim olmuyor ama dolar yükseliyor. Şovlar da buraya gelirken “Türkiye’nin para birimi şu kadar, indirim yapalım mı” demiyor. Bu yüzden ‘Cats’ ve ‘Notre Dame de Paris’ dışındaki müzikallerden hiç kâr etmedik.

    Kendime torpil geçiyorum ama usturuplu bir şekilde

    YENİ SEZONDA NELER OLACAK?

    - Eylül ayında sahne üstü ayakta konseptinde önce 23 Eylül’de Tom Odell, 27 Eylül’de Michael Kiwanuka olacak.

    - Sahne 2018, bu sene Şubat ayında. ‘Blue Man Group’ geliyor.  Müzikli aile eğlencesi. Çok büyük bir proje.

    - 2018 sonbaharında ‘Ghost’ filminin müzikalini getirmek için pazarlık aşamasındayız.

    - Bu sene Studio’ya bir balkon inşa ediyoruz, kapasitesi 800 kişiye çıkacak. Salonların olduğu kata çok özel bir mutfak açacağız ve yanında bir de caz kulüp olacak.

    - Yılbaşından sonra dijital radyomuz hayata geçecek. Kültür sanatı dışarıdan nasıl gördüğümüzü gösteren bir dergi çalışmamız var.

    - Akıllı telefonlar için aplikasyon da hazırlıyoruz. Müzikallerde koltuğunuzdan yiyecek, içecek siparişi bile verebileceksiniz.

    Kendime torpil geçiyorum ama usturuplu bir şekilde

    115 BİN TİYATRO BİLETİ SATTIK

    ‘The Phantom of the Opera’ burada sergilenen müzikaller arasında beni en etkileyeni oldu. Aynı gösteriyi 12 defa izledim. Hugh Jackman, aurası ve duruşuyla etkileyiciydi. Patti Smith konseri unutulmazdı. Dışarıdan buraya bakan biri olsam tiyatroyla ilgili söylenenleri abartılı bulabilirdim ama şu an tiyatroda kıyamet kopuyor. Geçen sene 115 bin civarında tiyatro bileti sattık. O kadar çok oyun burada sahnelenmek için bize başvuruyor ki idare etmekte zorlanıyoruz. Yerli konserlere de ilgi büyük. Artık oturma dışında ayakta da konserler veriliyor. Kenan Doğulu, Mor ve Ötesi, Yalın, Şebnem Ferah gibi birçok ismin performansı kapalı gişeydi.

     

    Etiketler: murat abbas , keyif
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı