Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendime dair (II)

DOĞRU, bazen ‘sivri dil’ kullanırken ipin ucunu kaçırdığım oluyor.<br><br>Dolayısıyla, başta Genel Yayın Yönetmenim, uslûp konusunda haklı eleştiri alıyorum.

Zaten, yayınlanmış yazıyı okuduğumda ‘hasım lisan’a başvurduğuma çok kızıyorum. Yani, dün belirttiğim gibi, bana ve bana benzer parkur izlemiş insanlara ‘dönek’ ve ‘satılmış’ diye belden aşağı vuranların seviyesizliğine prim vermiş olmak, içime cız ediyor.

Hiddete ve hissiyata esir düşüyorum ki, teoride savunduğum mantıkçılıkla çelişiyor.

Ancak, ‘militan’ olmayan okuyucunun da şu ‘anlayış’ı gösterebileceğini sanıyorum.

* * *

SON çeyrek yüzyılın gazete satırlarına hakaret, aşağılama ve muhbir terminolojisini sokup bugün de bunu zirvede sürdürenler, o benim ‘hasım’ addetiğim kesimin tá kendisidir.

Sayıyorum, ‘liboş’; bunun ‘takkeli’si ve ‘takkesiz’i; ‘yalaka’; onun ‘yağdanlık’lısı ve ‘maşrapalı’sı; ‘mütareke basını’; ‘uşak’ ; ‘dönek’; ‘satılmış’, ‘vatan haini’ !

Zaten Halep oradaysa arşiv burada ve dolayısıyla eminim ki, elini vicdanını koyacak her insan bu ‘hayasızlık lûgati’ni kimlerin icad ettiğini ve kullandığını şıp diye bilecektir.

Fakat kabul, bu hazin gerçek benim de hiddete kapılarak ve ‘gaza gelerek’ o ‘sivri dil’de ipin ucunu kaçırmamı mazur gösteremez. Aşmış olan ölçüler için özür diliyorum.

Tamam da, aziz okuyucu, eğer her gün ‘dönek’, ‘satılmış’, ‘vatan haini’ türü yalanlara maruz kalıyorsanız, insanlık hali, işte bazen yine de o hiddete esir düşebiliyorsunuz.

Neyse, dün şu ‘döneklik’ iftirasına açıklık getirdiğime göre, bugün de önce ilkin ‘vatan hainliği’, sonra ‘satılmışlık’ konuları hakkında ‘içimi dökeceğim!’

* * *

KİM, hangi selahiyetle benim veya başkasını ‘vatan hainliği’ne karar verebilirmiş?

Ölçüsü nedir? Kıstas nasıl belirlenmiştir? Terazi ibresi nereye dönüktür?

Ben, en zıt kutupta olduğum insanların bile ‘vatan sevgisi’ni sorgulamıyorum.

Ne haddime! Böyle bir şüphenin telaffuzunu dahi kendime suç, dehşet suç addederim.

Ama ben de vatanı sonsuz seviyorum. Şüphe duymuyorum. Duyanın alnını karışlarım.

‘Sevgi’yi farklı aşklarda yansıtmak ve ‘vatan’ı farklı yöntemlerde algılamak, her kim açısından olursa olsun, ne cüretle ‘hıyanet’ gibi dehşet bir iftiraya tábi tutulabilirmiş?

Dilin kemiği ve ‘çamur at, izi kalsın’ karalamasının sonu yok!

Hele hele, tabu dokunulmazlığına sığınarak arkadan hançerlemenin hiç sonu yok!

Pekii, ya ‘satılmışlık’?

* * *

BÖYLESİNE ahláksız bir suçlamaya da maruz kaldığım için önce şunu söyleyeyim.

19 yaşından beri hayatını çalışarak; üstelik de epey müddet proleter kimlikle çalışarak kazanmış olan bu satırlar yazarı ‘ortalama yurttaş’ düzeyinde, mütevazı bir hayat sürüyor.

Gazetesinin verdiği yine ‘ortalama yazar’ maaşı dışında da geliri yoktur. Olmamıştır.

Oysa, bir iddiaya, hele hele ‘satılmış’ gibi çirkef bir iddiaya somut delil gerekir.

Buna sahip tek babayiğit varsa da, meslektaşlarım hakkında yüzde doksan dokuz yalan üfüren malûm ‘medya siteleri’ mal bulmuş Mağribi gibi atladığından, ne bekliyor, duyursun.

Ayrıca, bırakın tek mülkü olan 92 metre kare daireyi 93 metreye çıkartmak hırsıyla ‘yalakalık’ yapmayı, bu satırlar yazarı şahsi onuru, mesleki etiği ve ahlaki hakkaniyeti üzerine öylesine titrer ki, ‘THY’nın gazetecilere dağıttığı kart ayrıcalığını dahi kullanmaz.

O halde, kim, neyin karşılığında ‘satılmışmış’? ‘Ücret’ ve ‘avanta ne kadarmış?

Ama evet, AKP’yi veya falanca partiyi doğru bulduğum an, ‘satıldığım’ için değil, o sıra onlar benim felsefi ve siyasi tercihlerime yaklaştıkları için onaylarım. Onaylayacağım da.

Bunun için zam almayacağım, geziye çağrılmayacağım, adliyede pistonlanmayacağım.

Aziz okuyucu, bu ‘Kendime Dair’ dertleşmeden sonra parayı peşin mi isteyeyim?
X