Kendi kanalına transfer olan dizi: Behzat Ç.

“Behzat Ç.”, sadece Türk televizyonlarında, belki de dünya televizyonlarında bir ilki gerçekleştirdi.

Kendi kanalına transfer olan ilk dizi unvanını aldı.
Malum geçen yılın en çok konuşulan dizilerinden “Behzat Ç.”, bir süre önce Star’dan Doğuş Grubu’nun yeni açacağı TVEN kanalına transfer olmuştu.
Bu kanal kasımın 14’ünde açılacaktı ve “Behzat Ç.” de orada izleyiciyle buluşacaktı.
Ancak medyada hızlı bir gelişme oldu ve Doğuş Grubu sıfırdan TVEN’i kurmak yerine Star TV’yi satın almaya karar verdi.
Satışta resmi imzalar atıldığı anda Doğuş Grubu, TVEN için transfer ettiği ve hazırladığı yapımları Star’a koyacak hızla...
Böylece “Behzat Ç.” yeniden Star ekranlarına dönecek.
Bu durumda Behzat Ç. şu unvanları kazanmış olacak.
1- Hiç yayın hayatına başlamayan bir kanala (TVEN) transfer olan tek dizi...
2- Kendi kanalından (Star’dan), yine kendi kanalına (Star’a) transfer olan tek dizi...
3- 6 ay gibi kısa sürede iki transfer (önce TVEN’e, sonra yeniden Star’a) gerçekleştiren tek dizi...
4- TVEN’e transfer olduğu için Star’la davalık olan ve şimdi davası otomatik olarak düşecek olan tek dizi.
Bu da bir tek “Behzat Ç.”ye yakışırdı.

Sus artık Arda!

Böyle giderse Arda Turan’ın, Atletico Madrid’te başarılı olması imkansız.
Türkiye’de pek çok sorundan kaçmak için İspanya’ya gitti ama görünen o ki kafası hâlâ burada.
İspanya’da yaşamıyor Arda.
Bedeni orada ama kafası burada...
İşine, takımına konsantre değil.
İki günde bir Türkiye’de çeşitli yayın organlarına röportaj veriyor.
Daha gideli 2 ay olmadı, 12 ayrı açıklama ve röportaj yaptı.
Hâlâ Galatasaray’da ıslıklandığı dönemi anlatıyor...
Hâlâ 50 bin, 100 bin dolarını alamadığı zamanlardan bahsediyor...
Oraya takılmış kalmış, ileriye değil geçmişe bakıyor sürekli.
Sevgili Arda lütfen sus artık!
Röportaj verip durma Türk basınına...
Geçmişi gündeme getirip durma...
Bunun ne sana faydası var ne Galatasaray’a...
Sus ve işine konsantre ol.
Röportaj vereceksen de sadece Madrid ve İspanyol futbolu üzerine konuş.
Senin İspanya’da başarılı olmanı isteyen on binlerce taraftarını mahcup etme...

Terim’in dolabı

Fatih Terim’in giyinme odasını kızı Buse Terim fotoğraflayıp, moda bloğunda yayınladı.
Ben Fatih Hoca’nın bu kadar düzenli olduğunu bilmiyordum.
Düz gömlekler bir yerde, çizgili görmekler başka yerde.Siyah spor ayakkabılar yan yana, beyaz ve renkliler yan yana. Bu işin Fulya Terim’in mi, yoksa Fatih Terim’in mi titizliği olduğunu öğrenmek için hocanın Florya’daki odasına da girmek lazım...
Giyinme dolabındaki müthiş düzenin mimarını ancak o zaman anlarız!

Medya notları...

Sabah.com.tr’ye bir önerim var... Tıklama artırmak için bir haberi 10 parçaya ayırmak yetmez, her kelimeyi ayrı ayrı sayfada yayınlayın arkadaşlar, daha fazla hit alırsınız. O da yetmezse harfleri tek tek, ayrı sayfalarda yayınlamayı deneyin.

Serdar Turgut günlerdir, eski bir ‘dostunun’ ihanetine nasıl uğradığını yazıp duruyor. Hiç unutmuyorum, birkaç yıl önce Barcelona’ya seyahate gitmiştik Serdar Turgut’la ve başına bunların geleceğini daha o zaman tek tek söylemiştim kendisine. Şimdi yazdıklarını okuyunca, “Keşke zamanında bana kulak verseydi” diyorum.

Zaman’ın “İyi gazete okurun ayağına gelir” diyen son reklam kampanyasını beğenmedim. Reklamın yaratıcısı Serdar Erener’in aksine, kampanyanın sadece gazetenin kemik okuruna seslenmesini doğru bulmuyorum. Oysa önceki Zaman kampanyaları hepimize bir şeyler söylüyordu.
Yazarın Tüm Yazıları