Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendi gazını kendin çıkar

SEÇİMLERE bir hafta kala AKP hükümeti, Türkiye’nin doğal gaz tedarik meselesini de çözdü.

İşte buna şapka çıkartılır doğrusu. Gazetelerin yazdığına göre, Türkiye’ye "gizlice" gelen İran Petrol Bakanı Vezir Hamaney ile Enerji Bakanımız Hilmi Güler, aralıksız 48 saat süren görüşmelerden sonra, cumartesi gece yarısı saat 24.00’ü geçtikten sonra tarihi anlaşmayı imzalamışlar. Gel de bu zafere sevinme. Yazıya girmeden önce, anlaşmanın içeriğini kısaca anlatayım. İran’ın, Basra Körfezi’ndeki kıta sahanlığı içinde, yani deniz altında bulunan 26 adet doğalgaz yatağının 3 tanesini Türkiye işletecekmiş. Yani Türkiye, Basra Körfezi’nde gaz arayacak, bulacak, çıkartacak ve 2000 km boru hattı inşa edecek ve kendi çıkardığı gazı, kendisi Türkiye’ye kendi getirip, kendi kullanacak. Tüm bu yatırımların parasını da kendisi bulacak. Habere göre, İran bu hakkı Türkiye’ye "ihalesiz" vermiş. İhalesiz lafı öyle vurgulanıyor ki, sanki bedava veya emsaline göre çok ucuza vermiş gibi anlaşılıyor. Böyle bir anlaşmanın en öneli maddesi olan fiyatla ilgili başka bir bilgi de yok.

* * *

Bu yazının maksadı, yapılan gaz anlaşmasını irdelemek değil. Bu anlaşma ile son günlerde Türkiye’nin dünya enerji trafiğinde Rusya tarafından devre dışı bırakılmasına karşı bir koz olup olmayacağını da tartışmayacağım. Hatta Amerika’nın "İran’la benim rızam dışında hiçbir anlaşma yapamazsın" dayılanmasını da değinmeyeceğim. Kısaca henüz bir "niyet mektubu" dışında hiçbir anlam ifade etmeyen bu anlaşmanın, gerçekleşme ihtimalini de sorgulamayacağım. Halen mevcut ve işler vaziyette olan İran-Türkiye doğal gaz boru hattının vanasını, Türkiye’nin en sıkışık günlerinde, her kar yağdığında kapatan İran’la iş yapılıp yapılmayacağını da sormayacağım. Bu yazının maksadı, bir toplumun kendi yöneticileri tarafından nasıl "kandırılabilir" çocuk yerine konulduğunu anlatmaktır.

* * *

Toplumu etkilemek, karar ve tercihlerini değiştirmek için yapılan eylemlere propaganda denir. Bu mesleğin altın kuralı "olay yok, vesile var; haber yok, propaganda var"dır. Propaganda tasarımcıları çalışma planlarını bu ilkeye göre yapar. Sırasıyla,

1. Propagandanın ana fikri saptanır.

2. Bu ana fikri, halka en iyi aktaracak haberin ne olacağı tasarlanır.

3. Haberi vermeyi ve yaymayı mümkün kılacak bir vesile aranır.

4. Vesile olsun diye olay yaratılır.

Bütün dünyada, ulusal ekonomilerinin geleceği, enerji teminine bağlı. Bugünkü teknoloji düzeyinde de enerji, "petrol ve doğal gaz" demektir. Kömür, hidrojen, nükleer, hidroelektrik ve yenilenebilir enerji türlerinin hiç biri, henüz petrole ve doğal gaza rakip olacak düzeyde değil. Türk halkı da bunu biliyor. Zaten en büyük rüyamız da ülkemizde bol petrol bulunması. Bunu bilen AKP propaganda takımı, seçime bir hafta kala bu bombayı da patlattı. Bravo! İran’ın bu kıyağından sonra artık AKP yüzde 50’den az oy alırsa, bu başarısızlık demektir.

Son Söz: Kendi seçmenini, kendin kandır.
X