Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendi filmimin eleştirisi

Seçimden aylar önce Sırrı Süreyya Önder’le karşılaştık. “Niye filmine haksızlık ediyorsun kardeş” dedi.

Ondan aldığım cesaretle, “Adını Sen Koy”u tekrar izledim.
Normalde adetim değildir. Romanlarımı okumam, şarkılarımı dinlemem...
Seyrederken her sahnenin arkasındaki anılar canlandı gözümde. Eskişehir’deki o ayı baştan yaşadım.
Günahıyla sevabıyla ilk film işte.
IMDB notu da sinema okulundaki ilk projemin notunun aynısı: Parlayamasak da geçer not almışız.
Fakat senaryoda bir tereddüt olduğu muhakkak. Sanki senaristin iki öyküsü varmış ve hangisini çekeceğine karar verememiş.
Bir yanda en yakın arkadaşının nişanlısına abayı yakan nikâh şahidinin öyküsü, diğer tarafta da kardeşini ne pahasına olursa olsun mutlu görmek isteyen manik-depresif abi.
Ahmet Mümtaz Taylan da sağ olsun, abi rolünde destan yazdığı için ikinci öykü birincinin önüne geçebiliyor.
Senarist adaylarına tavsiyemdir; asıl öykünün hangisi olduğuna karar veriniz ve asla unutmayınız. Yoksa filmin etkisi dağılıyor.
Bir de esas oğlanın kızın resimlerine âşık olması olayı var ki sahiden riskliymiş.
Bütün filmi Metin Erksan gibi “insan bir başkasının suretine âşık olur mu?” sorusunun üstüne kurmadığınız takdirde kafa karıştırıyor.
Film seyrederken her şeyi hoş görmeye hazırız, senaryo hariç. Zaten başka da önemli bir sorun bulmadım.
Senaryodaki tıklamanın nedeniyse, kendime lüzumundan fazla güvenmiş olmam. Yoksa herhalde 50 kez daha yazardım.
Bu yazının amacı da hem kendime çuvaldız hem de başta sinema öğrencileri olmak üzere bu işe hazırlanan gençlere mütevazı bir kıyak.
Her yönetmen bir gün ilk film acısını tadacak, orası kesin.
Eh, gişesi de hezimet sayılmaz. Yapımcı zarara girmemiştir herhalde. Girdiyse de artık helal edecek.
Sırrı gibi ilk filmiyle harikalar yaratan yönetmenlere ise Allah kolaylık versin. Beklentiler arttığı için onların işi bizimkinden çok daha zor.

Bir edebiyat zaferi: Behzat Ç.

Behzat Ç.’yi nefes nefese izledim, herkes gibi. İtiraf edeyim, Emrah Serbes’in romanı ilk yayınlandığında böyle bir fenomene dönüşeceğini tahmin etmemiştim.
Tıpkı vaktiyle Ekrem Çatay “Yaprak Dökümü’nü dizi yapacağım” dediği zaman olacakları tahmin edemediğim gibi.
Ama kabul etmemiz gereken gerçek, yine ne varsa “demode oldu” dediğimiz edebiyatta olduğu. Belki çok kitap okunmuyor ama kalbimize dokunmayı yine edebiyatçılar başarıyorlar. Ay Yapım sayesinde Reşat Nuri, bugün Bulgaristan’ın best-seller yazarlarından biri: Ne güzel!

İncir  Çekirdeği

Doğadaki en tehlikeli canlı: Özgüven krizi yaşayan erkek.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI