Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendi düşen ağlamaz

FIFA’nın kararı ağır, ancak bir komplo, Türkiye aleyhtarlığı diye yorumlamayalım. Birkaç kişinin sorumsuzluğu, kafamıza göre yaptığımız hesaplar ters tepti.

Bizler, kendikendimizi çok kolaylıkla dolduruyoruz.

 

FIFA kararı ile ilgili beklentilerimiz çok iniş çıkış gösterdi. Biraz hatırlayalım, İsviçre maçının hemen sonrasında fena halde korkmuştuk. O günlerin gazetelerine bakınca, verilen demeçleri okuyunca görülüyor. Felaket senaryoları yazılmış.

 

Ardından, yani FIFA’nın soruşturma sürecinde hepimizi bir iyimserlik kapladı. İşin kötü yanı, kendi kendimizi inandırdık. Olayları unuttuk. Sanki asıl sorumlu bizler değil de, İsviçrelilermiş ve FIFA olup biteni unutmuş sandık.

 

Sonuç açıklanınca da, büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Oysa, beklenen karar çıktı. Zira FIFA bütün dünya’ya göz dağı vermek istiyordu. Onların kucağına da biz düşüverdik.

 

İsviçre maçında yaşananlardan bizler sorumluyuz.

 

Yeşilköy’e indikleri andan itibaren, İşviçrelileri hırpaladık. Resmi yöneticisinden, stad’daki mafya tipli sözde idarecilerden, bindirilmiş kıta gibi hareket eden taraftar kılıklı gruplardan, maç sırasında “hadi ıslıklayın” diye seyirciyi kışkırtanlara kadar, kendi ipimizi çektik.

 

Şimdi bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım.

 

Bu karar, Türkiye’nin kupa ümitlerine büyük bir darbe indirecektir. Hem seyircisiz, hem de uzaklarda yapılacak 6 maç, futbolcuda ne moral bırakır, ne de şevk.

 

Hakkımızı mutlaka arayacağız.

 

Ancak, bu sonuca bakıp “Türkiye’nin Türk’ten başka dostu yok” veya “bütün dünya bizi cezalandırmaya çalışıyor” kompleksine kapılmamamız gerekiyor. Belki bu kadarını haketmemiştik, ancak bu duruma kendi kendimizi düşürdük.

 

Ne demişler...

 

Kendi düşen ağlamaz...

                                             *                    *                    *

GS, BEYAZIT’I BEKLİYOR...

 

Ben Galatasaray’lı bir taraftarım.

 

İçim yanıyor. GS için bir dilenci gibi para toplanmasına, Kulübün borç batağında çırpınmasına ve bir türlü kendini kurtaramamasına üzülüyorum.

 

Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu olarak, tüm taraftar gibi, Selahattin Beyazıt’ı bekliyorum.

 

Selahattin Beyazıt Komitesi” sağ duyunun bir sembolü olacak.

 

Bu görevin ağır olduğunu biliyoruz.

 

Ancak başka çare yok.

 

İnan Kıraç, Ünal Aysal ve M.Ali Yalçındağ’ın da katıldığı son toplantıda karar alınmadı. Bu grup, taraftardan da gelen ses üzerine, Selahattin Beyazıt’a bir çağrıda bulundular.

 

Beyazıt, düşünmek için bir süre istedi.

 

Önümüzdeki pazartesiye kadar, neler yapılabilineceği ve Mart kongresinden nasıl bir yetki istenmesi gerektiğine dair çalışma gerçekleştireceğini belirtti.

 

Selahattin Beyazıt Komitesi”, Kulübüyönetmeyecek, Kulübün Başkanının da katılacağı bu grup, GS’ı borç batağından kurtaracak ve Kulübün sağlıklı bir yapılanmaya kavuşması için bir model oluşturacak.

 

Şimdi bütün gözler Selahattin abimizin üstünde. Tüm güçlüklere rağmen, GS için bu özveride bulunması bekleniyor.

 

                                             *                    *                    *

 

KULÜBE KATKI İÇİN BU BELGESELİ ALIN

 

GS’ı bu durumda bırakamayız. Eğer her bir taraftar, 100 üncü yıldönümü için hazırlanan ve geliri tamamen kulübe kalacak olan UNUTULMAZ MAÇLAR belgeselini alırsa, karınca kararınca bir katkıda bulunacak.

 

Oturduğumuz yerden eleştiri yapma zamanı artık kapandı. Şimdi, tüm GS’lıların hareketlenmesi gereken gün...

X