« Hürriyet.com.tr
MENÜ

"Kendi çocuklarımıza ne zaman güveneceğiz"

Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı Erol Ünal Karabıyık, Yıldız Bayanlar Milli Takımı'nın Avrupa şampiyonu olmasıyla ilgili, “Voleybol tarihimize altın madalya ile mühürlerini vuran yıldızlarımızı kutluyorum” dedi.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Hafta başında TVF Yönetim Kurulu üyeleriyle arasında yabancı oyuncu sınırlaması konusunda bir gerginlik yaşandığı ve bu gelişmenin ardından istifasını vereceği yönündeki haberlerle gündeme gelen Karabıyık, soruları yanıtladı.

Yıldız Bayan Milli Takımı'nın elde ettiği Avrupa şampiyonluğunu değerlendiren Karabıyık, “Voleybol tarihimize altın madalya ile mühürlerini vuran Yıldızlarımızı kutluyorum. Onları yetiştiren ana babalarına, öğretmenlerine, bu takımın bu noktaya gelmesinde emeği geçen herkese müteşekkirim” diye konuştu.

“BOĞAZLARINA KADAR ÖZGÜVEN DOLDULAR”

Yıldız Milli Takım'ın bir dünya dördüncülüğü, bir de dünya ikinciliğinin bulunduğunu, ancak Avrupa derecesinin olmadığını belirten Karabıyık, şöyle devam etti: “Dünya çapında bir takıma da yakışsa yakışsa Avrupa şampiyonluğu, bu genç Sultanlara altın bir taç yakışırdı. Hâlâ kabıma sığamayacak durumdayım, ama sonuç farklı da olabilirdi. O zaman bunu bir olumsuzluk olarak değerlendirmeyeceğimin bilinmesini isterim. Çünkü, tuttuğumuz yolun doğru olduğunu bilerek, görerek, bizzat şahit olarak geçirdik bu süreci. Ne kızlarda ne de erkeklerde sonuca bağlı en küçük bir olumsuzluk yok, olamaz. Şimdi çocuklarımız, dünyanın çeşitli ülkelerindeki çocuklarla birlikte, onlarla eşit koşullarda, yene yenile büyüyecekler. Bunu gördüler, yaşayarak öğrendiler ve boğazlarına kadar özgüvenle doldular. Sonuç ne olursa olsun, maksat hasıl olmuş, milli takımların geleceğe nasıl hazırlanması gerektiğinin altı kalınca çizilmiş, çıta en doğru yere konmuştur.”

“SEKİZİNCİLİKLE İLGİLİ HİÇBİR OLUMSUZ DÜŞÜNCEM YOK”

Karabıyık, “Yıldız Erkek Milli Takımı'nın Avrupa sekizinciliği ile ilgili ne düşünüyorsunuz? İki sonuç arasındaki fark sizi üzdü mü?” sorusuna karşılık, “Erkeklerin sekizinciliği ile ilgili hiçbir olumsuz düşüncem yok. Skor odaklı düşünmek, planlı yürümenin en büyük düşmanıdır. Biz bir plan yaptık ve disiplinli bir biçimde uyguladık. Bir top dışarı düştü, bir top içeri düştü, set, maç, şampiyonluk kaybedildi ya da kazanıldı diye, ne bu proje atıl olur, ne de çocuklarımıza yaptığımız yatırım” ifadelerini kullandı.

Yapılan her şeyin, biriktirilen kazanç gibi, çocuklarla birlikte büyüyüp artacağını kaydeden Karabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün dışarı düşen o top, yarın içeri de düşecektir, ama o zaman da ne projemiz dünyanın en üstün projesi olacaktır, ne de çocuklarımız dünyanın en üstün sporcuları. Önemli olan doğruda ısrarlı olmak, bir top yüzünden ilk dörde giremeyip ilk sekize kalan çocuklarımızın özgüvenlerini kaybetmelerine izin vermemektir. Çalışma, işin yalnızca bir boyutudur. Diğer boyutu, kazanma alışkanlığıyla final maçı oynama alışkanlığıyla yoğun mental baskı, kaygı altında da çalışarak, öğrendiklerini çekinmeden uygulayabilen sporculara ulaşmaktır.”

“YILDIZ ERKEKLERİ HİÇ DE BAŞARISIZ BULMUYORUM”

Yıldız Erkek Milli Takımı'nı hiç de başarısız bulmadığını ve bir Polonya maçının, turnuvanın tüm seyrini değiştirdiğini aktaran Başkan Karabıyık, “İşte o bir iki top kaybı, o maçla birlikte ilk dörde kalma şansının da kaybı olmuştur. Kaldı ki, grup müsabakalarının son gününde Sırbistan'a karşı sahaya çıktığımızda, en az Sırbistan kadar grup birincisi olma ihtimalimiz vardı. Bu durumun, yıldız kızlardaki grup müsabakalarının son gününden hiçbir farkı olmadığını hatırlayın. Eğer kızlarımız Sırbistan'a yenilmiş olsalardı, bırakın final oynayıp şampiyon olmayı, onlar da ilk dörde giremeyeceklerdi” dedi.

“HİÇ KİMSE, TÜRK VOLEYBOLUNUN KÖTÜLÜĞÜNE BİR ŞEY İSTEMİYOR”

Erol Ünal Karabıyık, “İstifa etme kararı almanızla ilgili çıkan haberler gündemi oldukça meşgul etti. Bu karara, 2009'da Yönetim Kurulu tarafından alınan 2 1 yabancı kararının değiştirilip, yeniden 3'e çıkarılması yönündeki ısrarların neden olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “1. liglerimizde toplam 24 takım var. 3 yabancı kıstası koyduğunuz zaman bu, oyunda kalarak uluslararası mücadeleye hazırlanan 36 Türk oyuncunuzun olması anlamına geliyor. Bir düşünün, yarım asırlık olimpiyat hayalinizi gerçekleştirmek için 12 kişilik milli takımınızı, 36 oyuncu içinden seçmek zorundasınız. Bu oran size doğru geliyor mu? Yoksa bu sayıyı 48'e çıkarma imkanını kullanıp, sahada, mücadelenin içinde, dünyanın en kuvvetli liglerinden birinde pişen 12 oyuncunuzun daha olması, seçeneğinizin 1/3 oranında artması mı doğru geliyor?”

“2 1 yabancı” fikri ne kadar saygınsa “3 yabancı” fikrinin de, bu fikri savunanların da o kadar saygın olduğunu dile getiren Karabıyık, “Burada hiç kimse, Türk voleybolunun kötülüğüne bir şey istemiyor. Her iki fikre sahip olanlar da, öylesinin voleybolumuz için daha hayırlı, daha iyi olacağına inanıyorlar. Ama bir de gerçekler var. 2003'te Avrupa Şampiyonası finali oynayıp ikinci olan (A) Milli Bayan Takımımız'ın döneminde ve ondan önceki yıllarda liglerimizde izin verilen yabancı sporcu sayısı yalnızca 2 idi. Bu hem bir realite, hem de bir ispat. 2 1'in kulüp başarısını engelleyeceği ise sadece bir varsayım” diye konuştu.

KULÜPLERİN ULUSLARARASI TEMSİLİ

TVF Başkanı Karabıyık, açıklamasına şöyle devam etti: “Kulüplerin uluslararası temsilini önemsemeyen bir federasyon, dünyada yalnızca İtalya'nın kullandığı '3 takımla Şampiyonlar Ligi'nde temsil edilme' hakkı için mücadele eder ve bu hakkı her sene her şekilde alır mı? Fenerbahçe Acıbadem, Dünya Kulüpler Şampiyonası'na katılsın diye 'wild card' için her zaman ve her zeminde savaşır ve bunu illa ki alır mı? Şampiyonlar Ligi Finali, İstanbul'da yapılsın diye Avrupa Voleybol Konfederasyonu nezdindeki bütün kredisini kullanır ve bu finali Türkiye'ye her ne şart altında olursa olsun getirir mi? Dünya çapında tesisler yapıp en üstün lig mücadelelerinin yapıldığı büyük şehirlerdeki sporcuların derinlik, yükseklik, büyük salon algısını artıracağım diye uğraşır mı? Uluslararası alanda her kulübe 6 yabancı uyruklu oyuncuya kadar izin verir mi? Erkeklerde de Avrupa Kupalarına 5 takımla katılma hakkı için yaka paça uğraşıp didinir mi? Salonlar dolsun diye bando kurar, çekilişler düzenleyip büyük ödüller verir, promosyonlar dağıtır mı?”

“BU ÇOCUKLARIN ÖNÜNÜ ŞİMDİ AÇMAZSAK, NE ZAMAN AÇACAĞIZ?”

Erol Ünal Karabıyık, “İki yıldır hazırlanan Yıldız Milli Takımı'na bakalım. Hangi elit sporcumuzun geçmişinde Yıldız yaşından iki sene öncesinden başlayarak milli takım antrenörü nezaretinde her gün 5-6 saat antrenmanla, her hafta sonu dişe diş lig mücadelesiyle desteklenen bir mazi var? Buradan kaç Neslihan, kaç Burutay, kaç Gülden, kaç Serhat geliyor? Bu çocukların önünü şimdi açmazsak, ne zaman açacağız? Onlara güvenmez ve oynayıp kendilerini kanıtlama imkanı vermezsek ne zaman vereceğiz?” diye konuştu.

Türk voleybolunun kulüpler bazında uluslararası başarılarla dolu mazisini bilen, voleybolcusuyla hakemiyle antrenörü ve idarecisiyle binlerce eski voleybol adamı olduğunu kaydeden karabıyık, “Hatıraları taptaze duruyor, sorun onlara, anlatsınlar. Ya da açıp istatistiklere bakın. Başarı için çok sayıda yabancı oyuncu şartsa, iki yabancıyla tek yabancıyla hatta yabancısız kadrolarıyla Avrupa'da başarıdan başarıya koşmuş Türk kulüplerini nasıl açıklayacağız?” dedi.

YARIM ASIRLIK OLİMPİYAT HAYALİ

Yarım asırlık olimpiyat hayaline daha da yaklaşmak için Olimpik Kıta Elemesi'nin organizatörlüğünü aldıklarını ve gelecek yıl 1-6 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Kıtası Olimpiyat Elemeleri'nin İstanbul'da yapılacağını belirten Karabıyık, “Buna dünyanın en kuvvetli liglerinden birinde oynayarak hazırlanmış, tecrübelenmiş, kendilerine güvenildiğini bilen ve bu nedenle de kendilerine güvenen sporcularla mı katılacağız, yedek bankında oturan sporcularla mı? Benim açımdan 3 yabancı ile 2 yabancının arasındaki uçurum budur. Artık kendi çocuklarımıza daha fazla güvenmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Yabancı sayısının düşürülmesinin olimpiyat garantisi olmadığını kaydeden Karabıyık, “Tıpkı çok yabancının kulüpler için başarı garantisi olmadığı gibi. Ama şarttır. Mecburiyettir. Şansımızı yüzde 25 daha artırmayı niye denemeyelim? Sporcularımıza güveneceğiz. Bugün 94 doğumlu kızlarımız Avrupa Şampiyonu oldu. İki sene önce 92 doğumlular dünya dördüncüsü, ondan iki sene önce de 90 doğumlular dünya ikincisi olmuşlardı. Avrupa üçüncüsü olan Genç Milli Takımımız var. Naz hariç, o çocuklarımız şimdi nerede, bilen var mı? Madem bu çocuklar yabancı sporculardan daha zayıflardı, nasıl art arda dünya şampiyonasında ilk dörde kalıp bir de final oynadılar? Kendi çocuklarımıza ne zaman güveneceğiz?” diye konuştu.

“EVET, KARALIYIM”

Karabıyık, “Buradan, yabancı oyuncu sınırlamasında kesin kararlı olduğunuz sonucu çıkarılabilir mi?” sorusuna da şöyle cevap verdi: “Yıldızlarımız dünyaya kafa tutuyor, iki sene sonra bakıyorsunuz ne izleri kalmış, ne tozları. Bu da hem bir realite, hem bir başka ispat. Ben, ne 3 yabancıya karşıyım, ne de kaliteye. Ama iki sene önce, kulüplerin de katıldığı toplantılarda görüşleri alıp kalitenin yükseldiğine kanaat getirdik ve bir karara vardık. Bunu kulüplerimiz o günden biliyorlar. Hazırlıklarını buna göre yapmış olmaları beklenir. Şimdi Türk voleybolcularının artan nicelik ve niteliğinden başka ne değişti ki bu kararı gözden geçirelim? Çok yabancı, başarı anlamına gelseydi Azerbaycan'ın Rabita Bakü takımı şampiyon olurdu, ama bir Türk takımı, Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom şampiyon oldu. Sorunuzun kesin cevabına gelince, evet, kararlıyım, ama bu karara bugün varmadım. Yönetim Kurulumuzun oy birliğiyle alınmış bir kararından bahsediyoruz. İşte o kararda kararlıyım.”

TVF Başkanı Karabıyık, AA muhabirinin, “İstifa etme kararı alıp almadığınıza ilişkin soruya cevap vermediniz?” demesi üzerine ise “Bu konu bir haftadan beri gündemde maalesef. Ben bu göreve gelirken 'iyi iş yapmaya' geldiğimi söylemiş ve kendimi 'görevi bitince ya da planladığı şekilde hizmet veremeyeceğini anlayınca kalkıp gidecek bir misafir' olarak tanımlamıştım. Bu düşüncem hiç değişmedi. Ben kişilik ve kararlılık bakımından hiç değişmedim. Dün neysem bugün de oyum” ifadelerini kullandı.

Bunları da Beğenebilirsiniz