"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Kenan Doğulu sinemada

Kenan Doğulu’nun seslendirme kadrosunda olduğu “Hop”u basın gösteriminde izledim.

Kenan, animasyon ve live action türlerini birleştiren, Amerika’daki hasılatı 100 milyon doları aşmış olan filmde E.B. adlı tavşanı seslendiriyor.
Paskalya tavşanı olmak istemeyen E.B.’nin tek amacı ünlü bir baterist olabilmek. Bunun için evden kaçıyor ve Los Angeles’a gidiyor.
Kenan’la E.B.’nin ortak noktaları müzik tutkusu ve arada Los Angeles’a kaçmaları diyebiliriz herhalde.
“Hop”un Türkçe seslendirilmiş halini izlerken bir süre farklı bir kopya mı izliyorum diye kaldım.
Tavşan E.B.’yi Kenan Doğulu değil de başka biri konuşuyordu sanki. Kenan sesini öyle bir değiştirmiş ki, bu anlamda gayet de başarılıydı aslında.
Ama diğer yanda biraz da Kenan Doğulu gibi duyulsa daha iyi olmaz mıydı diye düşünmedim de değil.
Kenan belli ki sinemada farklı bir şeyler yapmak istiyor.
Zaten kısa bir süre sonra onu sinema dünyasında sadece seslendirmede değil, başka işlerde de göreceğiz.

Film bitti!

Fransa’nın geçen yıl en çok izlenen yerli yapımı “Küçük Beyaz Yalanlar” (Les Petits Mouchoirs) yarın vizyonda.
Guillaume Canet imzalı filmin ülkesinde bu kadar çok izlenmesinin en önemli nedenlerinden biri Fransız sinemasının pek çok ünlüsünü bir araya getirmiş olması.
François Cluzet, Marion Cotillard, Benoit Magimel, Gilles Lellouche, Jean Dujardin derken kadro uzayıp gidiyor.
Tatil yerinde geçtiğinden içinde bolca deniz, tekne, güneş, şarap barındıran “Küçük Beyaz Yalanlar”ın bol karakterli ve hikayeli bir yapısı var.
Geniş bir aileyi anımsatan bir arkadaş grubunun tuhaf ilişkileri yansıyor perdeye. Her yıl birlikte tatile çıkan bu grupta birbirinden ilginç tipler var.
Yıllar sonra eşcinsel eğilimler gösteren ve en yakın arkadaşına aşık olan evli bir adam ve aşık olunan adamın çevreci karısı filmin en ilginçlerinden.
Diğer karakterler ise aşk ve ilişkilerle boğuşuyorlar. Hayatlarında başka bir şey yok gibi.
Üstelik bunların hepsi en yakın arkadaşlarının komada bırakıp tatilin tadının çıkaracak kadar da vurdumduymaz.
Fransız burjuvazisinin şımarık hayatlarını izlerken bazen siniri bozuluyor insanın.
Film fazlasıyla uzayınca da hafiften bir kopma yaşanıyor.
İyi olabilecek bir film nasıl mahvedilirin örneğini görüyoruz.
Hareketli bir kurgu ve iyi müziklerle (hak yemeyelim, müzikleri iyiydi gerçekten de) kotarılmaya çalışılan filmin ikinci yarısında bir anda bıçaklanarak öldürülen ıstakoz sahnesi geliyor ve “Küçük Beyaz Yalanlar” işte orada benim için bitiyor.

İmam nikahım var, hükümsüzdür!

Geçen gün izlediğim filmdeki bir karakter “her şeyi seks için yapıyoruz” demişti, “tüm çabalar, para kazanmalar, güzel, karizmatik görünmeye çalışmalar onun için.”
Ama bazen de her şeyi işte o seks mahvediyor.
Özellikle de kariyerli erkekler cephesinde.
Endonezya’da 50 yaşındaki bir meclis üyesi, mecliste tablet bilgisayarında porno sitelerine bakarken yakalanıyor, özür dileyerek istifa ediyor.
Bizde milletvekillerinin, parti başkanlarının kasetleri çıkıyor.
Kimisi sessizce istifa ederken, Bülent Didinmez çıkıp, “O görüntüdeki kadın benim imam nikahlı eşim, istifa etmem” diyor.
İşine gelince imam nikahına sarılıver, oh ne âlâ.
Ama unuttunuz galiba, resmi nikah olmadan imam nikahı da bir işe yaramıyor!
İmam nikahının kurnaz erkekler tarafından böylesine istismar edilmesine dur demek adına, sevgili arkadaşım Mahçem Öztürk’ün paylaştığı Diyanet İşleri açıklamasından bir bölümü yazıyorum.
Bülent Didinmez de okusun lütfen...
“Nikah kıyan şahsın görevi, evlenenlere nikahın akdi için gereken şartları yerine getirmek ve bu akdin resmen tescil işlemini yapmaktır. İmamın görevi ise evlenen eşlerin sağlıklı, huzur ve mutlu bir hayat sürmeleri için dua etmekten ibarettir. Nikah aktinin geçerli olabilmesi için ilan ve tescil edilmesi şarttır. Gizli nikah geçerli değildir... Nikah, medeni bir sözleşmedir.”

X