GeriKelebek Zengin ve kötü kız olmaktan sıkıldım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zengin ve kötü kız olmaktan sıkıldım

Zengin ve kötü kız olmaktan sıkıldım
refid:15160004 ilişkili resim dosyası

Sevil Uyar’ın, Öykü Çelik’ten ayrılan Tolga Karel’le ilişkisi magazin dünyası için sürpriz oldu. Ancak her fırsatta ‘çok mutlu olduklarını’ söyleyen ikilinin aşkları iki ayda sona erdi. “Bu ilişkide çok yorulduğumu hissettim” diyen Uyar, kendini işlerine adadı: “Oyunculuk eğitimime ağırlık verdim. Şu an gelen projeleri değerlendiriyorum. Ama hep zengin ve kötü kızı oynamam isteniyor!”

SEVİL UYAR FOTOĞRAFLARI

Neler yapıyorsunuz son zamanlarda? Yeni projeleriniz var mı?  

- Oyunculuk eğitimime ağırlık verdim. En son Ayla Algan, Şahika Tekand ve Meltem Cumbul’dan dersler aldım. Onun haricinde bir kültür sanat programını sunuyordum, tatile girdi. Şu an gelen proje tekliflerini değerlendirme aşamasındayım. Ama hep aynı projeler geliyor. Zengin ve kötü kızı oynamam isteniyor. Bense daha derinliği olan rollerde oynamak istiyorum, bu nedenle şu an beklemedeyim. Önümüzdeki sezon da tiyatroya başlayacağım. Oyunculuk konusunda kendimi geliştirmek istiyorum.

Zengin ve kötü kız rollerini kabul etmiyorsunuz, peki nasıl bir rolde oynamayı arzuluyorsunuz?

- Zengin kız rolleri artık beni heyecanlandırmıyor. Ben bir fahişeyi de oynamak isterim, bir lezbiyeni de. Silah ya da motor kullanan bir aksiyon kadınını da, erkeksi bir karakteri de canlandırabilirim.

Oyunculuğa mankenlikten geçiş yaptınız. Mesleki alanda şu anda bulunduğunuz konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu piyasada model olarak tanındım. Ama amacım ‘top model’ olmak değildi. Modellik benim için sadece bir basamaktı. Güzellik yarışmasına da aslında oyunculuk yapmak için girdim. Şu an oyunculukta çok iyi olduğumu söyleyemem...

ANNEM KÖTÜ YOLA DÜŞMEMDEN KORKTU

Neden modelliği bir basamak olarak kullanmak istediniz? Madem amacınız oyuncu olmaktı, en başından oyunculuk eğitimi alabilirdiniz...


- Ailem beni hiç yönlendirmedi. Üniversitede muhasebe okudum, çünkü annem muhasebeci olmamı istiyordu. Kötü yola düşeceğimden korktuğu için manken olmama karşı çıktı. Ama ben ‘hayır’ deyip kaçtım, İstanbul’a ablamın yanına geldim. Bu piyasaya girmek istediğimde beni yönlendiren birileri olsaydı, modellik yapmak yerine direkt oyuncu olmak isterdim. Neyse ki şu an ne istediğimi biliyorum. Bazı şeyler için geç değil...

Meltem Cumbul’dan oyunculuk dersi aldığınızı söylediniz, nasıl bir hocadır Meltem Hanım?

- Gerçekten çok tatlı. Birkaç kişiden ders aldım ama onun kadar insanı duyguya sokan başka bir hocaya rastlamadım. İyi bir eğitim veriyor, çok güzel taktikleri var. Ben ondan çok memnunum, kursuna gitmeye de devam edeceğim. Hayalim, onun gibi yurtdışında çekilen bir projede yer almak.

Oyunculuk eğitiminin dışında günlük hayatta neler yaparsınız?

- Fitness yapıyorum, yüzüyorum. Bazen kalabalıktan sıkılıp Polonezköy’de at biniyorum ya da çimlere yayılıp kitap okuyorum.

Ne tarz kitaplar okumaktan keyif alıyorsunuz?

- Genelde aşk romanlarını severim. Çünkü çok duygusal bir insanım.

ESTETİK YAPTIRMADIĞIMA BİRÇOK KİŞİ İNANMIYOR

Yüzünüze estetik operasyon yaptırdığınız söyleniyor, doğru mu?


- Hayır, yüzümde hiç estetik yok. Bir ara burnumu yaptırmayı düşünmüştüm, çünkü bir estetik cerrah bana “Burnun zenci burnu gibi” demişti, kafama çok takmıştım. Her gün aynayla yatıp kalkıyordum. Hatta bu yüzden bronzlaşmamayı bile düşünmüştüm. Sonra bir arkadaşım ameliyat oldu ve bana çektiği acıları anlattı. Caydırdı beni açıkçası. Zaten yaptıranları görüyorum, hiç doğal durmuyor burunları. O yüzden artık pek sıcak bakmıyorum. Birçok kişi yüzümde estetik olmadığına inanmıyor. Ben de onlara ikizimin fotoğrafını gösteriyorum.

Tek yumurta ikizi misiniz?

- Evet. Fiziksel olarak farklılıklar var aramızda ama ses tonumuz birebir aynı. O turizmci. Karakter olarak benden daha içine kapanık.
Klasiktir ya hani, ikizler birbirlerinin yerine geçerler. Sizin de birbirinizin yerine geçerek insanları kandırdığınız oldu mu hiç?
- Küçükken telefonda tanıdıklarımızı işletirdik. Mesela kardeşim konuşmak istemediği biri olduğunda telefonu bana verirdi. Ben de onun hiç söylemeyeceği şeyleri söylerdim. Sinir olurdu bana! (Gülüyor) Okuldayken de birbirimizin sınavlarına girerdik. Birlikte program teklifleri de aldık. Ama o istemedi.

Anne ve babanız sizi büyütürken çok zorlanmıştır sanırım...

- Evet, bir de altı kardeşiz biz! Ailenin en küçük üyeleri biziz. Babam biz çok küçük yaştayken vefat etmiş. O yüzden benim erkeksi bir tavrım da vardır. Sonuçta onun yapamadıklarını yapmak zorunda kaldık. Ben üniversitede okurken, bir yandan da çalıştım. Annem bana maddi anlamda destek olamadı. İstesem, hali vakti yerinde biriyle de evlenebilirdim. Ama her zaman kendi paramı kendim kazanmayı tercih ettim. Kendimle gurur duyuyorum.

TOLGA BENİ ÇOK YORDU

Tolga Karel ile ilişkiniz iki ay sürdü. Ayrılık nedeni olarak Tolga Bey’in alkol bağımlılığını gösterdiniz...

- Evet ama artık bu konuda pek fazla konuşmak istemiyorum. Ben bu ilişkide çok yorulduğumu hissettim. Birlikte tatile gidecektik, o şu an Çeşme’de tatil yapıyor. Bu gibi konularda büyük konuşmak da istemiyorum ama yeniden bir araya gelmemiz biraz zor...

ÇANTAYA DÜNYANIN PARASINI VEREN APTAL KIZLARDAN DEĞİLİM

Dışarıdan bakınca, çok soğuk biri gibi görünüyorsunuz. Bu sizin kendinizi koruma içgüdüsüyle çevrenize ördüğünüz bir duvar mı?


- Evet, öyle. Korumacı bir kişiliğim var. Ailenin erkeksi kızıyım. Anneme bakıyorum, kardeşlerime yardımcı olmaya çalışıyorum. Ben değerlerim için yaşıyorum. Hayata umutla bakıyorum. Her şey elimin altında olsun istemiyorum. Benim arabam olmasın mesela. Mercedes’im, Ferrari’m olmasın, önemli değil. Kullandığım çanta Prada olmayıversin. Ben çantaya, ayakkabıya dünyanın parasını veren aptal kızlardan değilim. Marka düşkünü de değilim. Kazandığım parayı ailem ve eğitimim için kullanıyorum.   

Yorumları Göster
Yorumları Gizle