GeriKelebek Yüksek tansiyonu koşu ile yendi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yüksek tansiyonu koşu ile yendi

Hem aktör hem de müzik öğretmeni olan John Keston 1980 yılında çok tehlikeli bir düzeyde yüksek tansiyon hastası olduğunu öğrendi. İlaçlar almak yerine koşmayı seçti. 55 yaşındaydı.John Keston, İngiltere Royal Shakespeare Company üyesi ve Minnesota Bemidji Üniversitesi'nde müzik öğretmeniydi. 55 yaşında koşmaya başladıktan sonra, kendi yaş grubu arasında hep en önde oldu ve birçok rekora imza attı. Bir keresinde tek bir turnuvada, 10 bin, 3 bin metre ve bir 1,5 kilometre koşularında 3 rekor birden kırdı. 2001’de 70’li yaşlarının ortasında ABD koşucularının katıldığı Ünlüler Geçidi’ne kabul edildi. Kendisiyle New Scientist’te yapılan bir söyleşiyi özetleyerek sunuyoruzKoşmak hayatınızda hep var mıydı?Çok aktif bir çocuktum, ancak sporcu değildim. Arabamız yoktu, bu yüzden de okula 3 kilometre koşar, öğle yemeği için yeniden eve döner, sonra yine okula giderdim. İkinci Dünya Savaşa başladığında uçak parçaları yapan bir fabrikada çalışmaya başladım. İşe bisikletle gidiyordum. Aktör olarak iyi bir yere geldiğimde, çok geziyor ve yüzme, tenis gibi yararlı sporlar yapıyorduk. Fiziksel olarak hep hareketli biriydim, çünkü çok stresliydim ve bir şekilde kafamı dağıtmam gerekiyordu. Ancak bunlara karşın, yaşlandığınızda tansiyon hastası oldunuzÉBir kliniğe gittim ve tansiyonumun çok yüksek olduğunu söylediler. Böbreğimde de bir kist saptandı. Tansiyon tedavilerine karşı değildim, ancak sporun da tansiyonu düşürdüğünü biliyordum. Öğrencilerimden bazıları sporcuydu ve onlara katıldım. Tansiyonum herkesinki gibi değişken, ama artık fark edilir şekilde düşük. 25 yıldır, koşmak benim tedavim oldu. Bu işe ciddiyetle sarılmaya ne zaman karar verdiniz?Kendi yaş grubumda, 10 kilometre koşuyu hem de 55 yaşımda kazandığımda bile, dünya çapında bir sporcu olacağım hiç aklıma gelmemişti. Bu düşünce, sürekli kazandığımda da değişmedi. 59 yaşımda geldiğimdeyse Twin Cities maratonuna hazırlanmaya karar verdim. Hedefim, 55 yaşından 59 yaşına kadar Amerika’nın bir numarası olan Alex Ratelle’i geçmekti. Neler oldu o yarışta? Yarışın başında yanımda genç biri vardı ve ona, bunun ilk maratonum olduğunu söyledim. Bana, "ilk başta çok büyük gayret sarf ediyorsun" dedi, bu yüzden de yavaşladım. Yarışı 3 saat 23 dakikada bitirdim. Alex yarıştan düşmüştü ve teknik olarak onu yenmiştim. Finişe geldiğimde kendimi bir maraton daha koşabilecek gibi hissediyordum.İkinci maratonum Grandma Maratonu’ydu. 2 saat 58 dakikada bitirdim ve Alex’in ardından ikinci oldum. "Koşucu’nun Dünyası" adlı dergiyi okuyordum ve orada yazanların hemen hemen hepsini yapıyordum. Uzmanlar, ya genç ya da çok iyi koşuculara tavsiye antrenmanlar veriyordu. Bense 60’larımdaydım ve hepsini yapıyordum. Alanda 20 kez 400 metre koşuyordum. Her bir tur bittiğinde yanımda taşıdığım 20 peniyi yere atardım. Tam bir delilikti. En iyi koştuğum maratonsa Los Angeles’tekiydi. 63 yaşımda, 2:54:36 derecesi yaptım. Yaş grubunuzda ilerledikçe koşunun psikolojisi hakkında neler öğrendiniz? Koşmaya başladığınızda 7 ila 8 yıl içinde antrenman yapar ve tecrübe kazanırsınız. Genç koşucular çok kısa sürede zirveye çıkabiliyor. Yaşlı olanlarsa, iyi olabilmek ve o noktaya gelebilmek için yeterli ve daha uzun bir çalışma gerçekleştiriyorlar. Yaşlı olsanız da bu süre içinde hızlanıyorsunuz. 60’ıma kadar dünya sıralamasına girememiştim. En iyi hıza ulaştıktan 3 ila 4 yıl sonra düşüşe geçmeye başlarsınız. Ancak bu düşüş, iyi olmadığınız anlamına gelmez, sadece yaşın etkisidir. 70’li yaşlarıma geldiğimdeyse, 10 yıl öncesinden daha çok dünya rekoru kırdım. Yaşlandıkça antrenman düzeninizi değiştirdiniz mi?Halter kaldıran bir oğlum var. Haltercilerin, kas gruplarını çalıştırırken iki gün ara verdiklerini söyledi. Koşmanın da haltere benzediğini düşünmeye başladım. Belki de dinlenmeye daha çok ihtiyacınız oluyor. Bu büyük bir farklılıktı ve yıllardır benimsediğim antrenman programımı değiştirmem zor oldu. Bunun en önemli nedeni, yeni programımım bir uzman tarafından önerilmemiş ve daha önce hiç kimsenin bir benzerini denememiş olmasıydı. Ama sonunda başlayabildiğim program şöyleydi: her üç günde bir koşup, aralardaki diğer iki günde de 10 kilometre yürüyordum. Sürekli yarışlara katıldım; bunlar benim hız çalışmalarımın birer parçalarıydı. Ağırlık kaldırdım. Hepsi işe yaradı. Bazen, eskisi gibi çok sık koşmak aklıma geliyor, ancak bu çok daha rahat ve bir sakatlık riskini yaşamak istemiyorum. Yaşlı insanların yapabileceklerinin bir sınır var mıdır? Aslında olmak zorunda değil. Bir dostum bana, "John, 73 yaşına geldiğinde işler kötü gitmeye başlayacak" demişti. 68 yaşımdaydım ve "Bana bunu söyleme" demiştim. Ama bazı yönlerden haklıydı. Tıp olarak da, yaşlandıkça fiziksel olarak kötüleştiğin kanıtlanmış bir şey.Yine de koltuğa oturup cips yemez, aşırı beslenmez ve içmezseniz, oldukça sağlıklı ve dinamik olabilirsiniz. Koşabildiğim sürece koşmak istiyorum. Finişi göğüslemekten değil, dışarı çıkıp bacaklarımı kullanmaktan bahsediyorum. Son 3 yılda ciğerlerimin yeterliliğini az da olsa kaybettiğini biliyorum. 77 yaşımda, maratonu 3 saat 20 dakikayla tamamlayan en yaşlı kişiydim. 78 yaşımda bu 3 saat 36 dakikaya, 79 yaşımdaysa 3 saat 43 dakikaya çıktı. Bunların hepsi birer rekor olsalar da aslında bir geriye gidişti. Aslında eskisi gibi çok antrenman yapmıyorum. Ama hala kendi yaş grubumda birinci gelebiliyorum. Şarkıcılık geçmişinizin koşmanıza bir katkısı oldu mu?Tam bilmiyorum, ama şarkıcı olmamın, ciğerlerimi iyi kullanmama yardımcı olduğu söylenmişti. Büyük yarışların başında milli marşı söyleyen ve ardından başlangıç noktasında giden biri olarak tanınıyorum.Genç olduğunuzda koşmaya başlasaydınız dünya sıralamasına girebilir, hatta Olimpiyat madalyası bile alabilirdiniz. Keşke, dediğiniz oluyor mu hiç?Pek olmuyor. O zamanlar, yaşam mücadelesi, çalışmak ve tiyatroyla meşguldüm. Ne kadar iyi olabilirdim diye çok nadir düşünüyorum. Bir gün, 73 yaşımda İtalya’da maraton koşuyordum ve kendi rekorumu kırmaya çalışıyordum. Yarış yetkilileri, televizyoncular beni kameraya çeksinler diye 20 dakika önden başlamamı istedi. Kenya’dan Joseph Chebet ve arkadan gelenler beni geçince fark ettim ki; eğer 50 yaş daha genç olsaydım hepsiyle başa baş giderdim. Bu tabii ki çok güzel olurdu, ama hayır; hiçbir pişmanlığım yok.