GeriKelebek Yönetmen beğenmedi diye intihar edecek biri değildi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yönetmen beğenmedi diye intihar edecek biri değildi

Arda Kanpolat 25 yaşında Ankaralı genç bir tiyatro oyuncusuydu. Ankara tiyatro çevrelerinde adı biliniyor olsa da, herkesçe adının duyulması kaza mı intihar mı olduğu bilinmeyen bir olayla oldu.Kimine göre Pera Palas Oteli’nin 5. kat penceresinden kendini atmış, kimine göre asansör boşluğuna atlayarak intihar etmiş, kimine göre başı döndüğü için kazayla hayatını kaybetmişti. Ailesi ve yakın arkadaşları dışında herkes onun intihar ettiğinde ısrar ediyordu. Peki ya gerçek neydi? Havada uçuşan iddiaların hangisine itibar edilecekti? Arda Kanpolat aklında hiç sinema yokken, hayatını tiyatroya vermişken Ali Özgentürk’ün Zaman filminde oynamayı niye kabul etmişti? Londra’da William Shakespeare üzerine master yaparken gazetelere yansıyan Hülya Avşar’lı, Oktay Kaynarca’lı, toplu bir fotoğrafta ne işi vardı? Kaynarca, sadece bir kez gördüğü rol arkadaşı için, ‘Çocukçağız biraz sorunlu galiba’ derken, rol arkadaşını ne kadar tanıyordu? Hepsinden önemlisi birbirleriyle çelişen gazete haberlerinin arasına sıkışan 25 yaşındaki Arda Kanpolat kimdi?Onu tanıyan hiç kimse, ölüm haberini Popstar yarışmasının alt yazısında göreceğini düşünemez, hele hele haberin devamının Televole’de detaylandırılacağı dipnotu akıllarının ucuna bile gelmezdi. Tiyatrocu arkadaşları onun için ironik bir tiyatro oyunu yazmaya kalksalar, bu kadarını yapamazlardı. Çünkü o hayatını Televole’ye teğet bile geçmeyen birine, William Shakespeare’e adayan biriydi. Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları’ndan mezun olduktan sonra kendi isteğiyle hayranı olduğu Shakespeare üzerine master yapmak için Londra’ya gitmiş, Central School of Speech and Drama’daki hocaları onun yeteneğine çok güvendikleri için, Edinburgh Festivali’ne katılmasını sağlamışlardı. Londra’da master’ını yaptığı ikinci yıl, Ankara Devlet Tiyatrosu yıllar sonra Shakespeare’in Hamlet’ini sahneye koymaya karar verdi. Ama Hamlet’i kime oynatacaklarını bir türlü karar veremiyorlardı. Londra’da bir gencin Shakespeare ile ilgili master yaptığını ve o gencin usta tiyatro sanatçısı Cüneyt Gökçer’in gözbebeği bir tiyatro oyuncusu olduğunu öğrenince Hamlet’i ona teklif etmeyi düşündüler. Fakat Arda’dan başka kafalarında dört oyuncu daha vardı. Bir ay süren seçmelerden sonra beş aday arasından Hamlet’i oynamaya hak kazanmıştı. Türkiye’de ilk kez Hamlet’i bu kadar genç bir sanatçı oynuyordu. Arda’nın oynadığı Hamlet, dünyaca ünlü Gürcü yönetmen Robert Sturua’nın modern bir uyarlamasıydı. Blue-jean’li, lastik papuçlu modern Hamlet’i izleyenler biraz yadırgadı ama yine de Ankaralı seyirciler tarafından beğenildi. Fakat geçtiğimiz ay İstanbul’daki Tiyatro Festivali’nde sahneye konduğunda, İstanbullular modern Hamlet’i pek beğenmediler ve daha temsil bitmeden salonu terk ettiler. Arda da yakın çevresine, ‘İstanbul’daki performasımı ben de beğenmedim’ demişti. İşte tam bu sırada yönetmen Ali Özgentürk, Zaman filmi için oyuncu arıyordu. Arda’yı tanıyan biri, Özgentürk’e ondan bahsetti ve tanıştırdı. Arda’nın aklından sinema hiç geçmiyordu ama piyasayı tanımak için bunun iyi bir fırsat olacağını düşünüyordu. Buna rağmen yine de kararsızdı. Londra’daki hocasını arayıp bu filmde oynayıp oynamaması için neler düşündüğünü sordu. Hocası, ‘Senin için iyi bir tecrübe olur. Günlük tutarak bu tecrübelerini bir yere not et’ telkininde bulunduğu için tereddütlerini bir kenara bıraktı. NEDEN OTOPSİ YAPILMADIArda’nın muammaya dönecek ölümü işte bu süreçten sonra başladı. İddialar çoktu. Kimine göre oyunun yönetmeni Ali Özgentürk, Arda’nın oyunculuğunu beğenmiyor, 3-4 kez prova yaptırmasına rağmen onu yeterli bulmuyordu. Bu nedenle de Arda ile Özgentürk arasında tartışmalar çıkıyordu. Hatta Arda’nın yakın çevresine ‘Bana figüran muamelesi yapıyorlar’ diye yakındığı söyleniyordu. Arda’nın ölümü, Zaman filminin basın tanıtımının olduğu gün meydana geldi. İddiaya göre morali bozuk olan Arda, provalara ara verildiğinde ‘kostümlere bakacağım’ diyerek kalktı ve 5. katın asansör boşluğundan kendini aşağı bıraktı. Bir başka iddia ise, başım dönüyor diyerek olduğu yerden kalktı, yürümeye başladı ve asansör boşluğuna başı dönüp dengesini kaybettiği için düştü. Arda’nın ölümünden sonra akılda kalan bir başka soru da Arda’ya otopsi yapılmaması. Kayıtlara intihar olarak geçen her vaka mutlaka Adli Tıp Kurumu’na bildirilip otopsiye gönderilmek zorunda. Arda’nın ölümü polis kayıtlarında intihar olarak geçiyorsa otopsi niye yapılmadı? Olay eğer bir kazaysa ve bu kazada otelin bir sorumluluğu varsa bu konuda niye bir inceleme yok.İntihar ya da kaza olsun Arda’nın ölümünün ardında kimsenin cevap veremeyeceği bir ‘Acaba’ hep kalacak.Ailesi duyduğunda rol icabı sandıArda’nın beyin cerrahı olan babası Prof. Yücel Kanpolat ile göz hastalıkları müteasısı annesi Prof. Ayfer Kanpolat, Arda’nın ölümünü mavi yolculuk yaptıkları sırada aldı. Popstar yarışmasını izleyen Yücel Bey’in asistanı, alt yazıyı görünce telefona sarılıp onlara haber vermişti. Alt yazıda ‘Devamı Televole’de’ yazdığı ve bu tür gerçek olmayan teaser’lar magazin programlarında sıkça tekrarlandığı için, bunun gerçek değil, rol icabı bir şey olduğunu düşündüler. Fakat yine de araştırmaya başladılar. Arda’nın oynadığı ilk oyunlardan biri Windsor’un Şen Kadınları’ydı ve oradaki rolü simsiyah pelerini ile saatlerce bir köşede durup ölümü canlandırmaktı. İşte o gün, rol gereği bile olsa tüyleri diken diken olan aile, şimdi oğullarının gerçek ölüm haberiyle karşılaşacaktı. Arda’nın ölümünün ardından, onu tanımayan herkes fırsat bulmuşken arkasından atıp tuttu. Sesi bozulmasın diye tek tük sigara içen Arda için, uyuşturucu kullanıyordu, bile dediler. Bütün bu söylenenler en çok onunla hep yanyana olan ve anlatılanların aslı olmadığını söyleyen arkadaşlarını üzdü. Arkadaşlarından biri onun için ‘Fazla centilmendi. Joging yapmaya gittiğimizde hepimiz yere tükürürken, o tükürdüğü için özür dilerdi’ diyor. Bir başka arkadaşı da, ‘Sinema onun umurunda değildi. Ali Özgentürk onu beğenmedi diye canına kıyacak biri hiç değildi. Yazılanları görenler onun neredeyse bir asosyal olduğunu düşünür. Tam aksine son derece sosyal, dışa dönük biriydi. Müzikle uğraşır, spor yapardı. Eylül’de askere gitme planları yapıyordu. Kız arkadaşıyla kavga ettiği için intihar ettiği bile söylendi. Arda aklı bir karış havada biri değildi, hayata karşı ayakları yere basardı. Hepimiz moralimizin bozuk olduğu, hayatı sorgulayan dönemlerden geçtik. Belki o da geçiyordu ama kesinlikle intihar edecek biri değildi’ diyor. Geçtiğimiz perşembe günü Ankara Kocatepe Cami’nin avlusu Arda’nın anne, baba, erkek kardeşi ve Arda’nın İngiliz kız arkadaşı Oktavia’yı teselliye gelen insanlarla doluydu. Shakespeare hayranı olan Arda acaba onun şu sözlerini düşünür müydü? ‘İnsanlar yalnızca kendilerinin hissetmediği acıları çekenleri teselli edebilirler.’