GeriKelebek Yılmaz Güney de değişirdi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yılmaz Güney de değişirdi

12 yıl aradan sonra sinemaya dönmeye hazırlanan Şerif Gören, ‘Değiştim, liberal solcuyum artık. Yılmaz Güney bugün yaşasa o da değişirdi’ dedi. Şerif Gören’in çekeceği ‘Hacı’nın yazarı ise sağ liberal görüşleriyle tanınan Hürriyet yazarı Cüneyt Ülsever. ‘Liberal solcu’ Şerif Gören’le ‘liberal sağcı’ Cüneyt Ülsever işbirliğinden nasıl bir film çıkacağı şimdiden merak ediliyor. İşte bu işbirliğinin ilk röportajı...Cüneyt Bey, ‘Yol’un yönetmeninin 12 yıl sonra sizin ‘Hacı’ romanınızla sinemaya dönmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?Cüneyt Ülsever: Şerif Bey’le merhabadan öte hiçbir ilişkimiz yoktu. Bir gün aradı ‘Senin romanını sinemaya uyarlamak istiyorum’ dedi. Bende buluştuğumuzda bu birliktelikten sadece şeref duyacağımı belirttim.- Yapımcı kim? Kafanızdaki oyuncular kimler? Nerede ve ne zaman çekilecek? Şerif Gören: Filmin yapımcısı benim. Tabii gücümüzün yetmediği yerlerde destek olmaları için ortaklar alabiliriz. Kafamızda oyuncular var ama şu anda söylemek istemiyorum. Senaryo çalışmasına daha yeni başladık. Filmi romanın geçtiği Ankara ve Kayseri’de Eylül ayı gibi çekmeyi planlıyoruz.- Şerif Bey romanda size heyecan veren unsurlar nelerdi?Ş. Gören: Her şey. ‘Hacı’da Turgut Özal dönemi, Anadolu sermayesinin yükselişi, komünizmden sonra Batı ile İslam arasındaki medeniyetler çatışmasının Türkiye’ye uzantısı, kısacası Türkiye’nin 80 sonrasında yaşadıklarının bir özetiyle karşılaştım ve bu benim çok ilgimi çekti.- Peki siz neler bekliyorsunuz filmden?C. Ülsever: Tek bir korkum var, o da ‘Hacı’ romanındaki şizofreni. Yazarken karakterler benim için yaşayan insanlardı. Bu karakterler sinemaya nasıl yansır bilmiyorum. - ‘Akıl Oyunları’ filminde Prof. Nash’in şizofreni olduktan sonra kafasında yarattığı karakterlerle konuşması aklıma geldi. C. Ülsever: Şöyle söyleyeyim. Ben romanlarımı yazdığım dönemde, tek başıma ayrı bir yerde yaşarım. Kabaca bir tabir olacak ama roman yazarken kafayı yiyorum. Hatta romanı yazarken karakterlerimle görüşüyordum. Yani yazarken bildiğiniz tipik şizofreniye tutuluyorsunuz. Şimdi bu karakterler o kadar yakınım oluyorlar ki, benim Şerif’ten bir ricam olacak. Hacı bir roman kahramanı olmasına rağmen aynı zamanda benim yakın bir dostum ve büyüğüm. Tek bir isteğim var ona haksızlık etmesin. - Gerçekten ilginç. Bir de Orgeneral Elektirik’in Çevik Bir olduğu söyleniyor. Karakterleriniz dönemin sembolleri belki de...C. Ülsever: Hayatta yoktan hiç bir şeyin var edildiğine inanmıyorum. Romandaki gibi Türkiye’de orgenerallerin ya da hacıların olmadığını söylemek mümkün değil.- Mevlana, Yunus Emre, Ömer Hayyam’dan alıntılar var romanda. Hacı kimi temsil ediyor?C. Ülsever: Yunus Emre, Mevlana ve Ömer Hayyam, İslam’ın bana hep güzel yüzünü gösterir. Hacı bende güzel yüzünü temsil ediyor. Ama ‘Hacı’, şu anda Anadolu’da gelişmekte olan yeni bir çizgiyi anlatıyor. Ve bu çizgi burjuvazi. Çok titizlikle savunduğum bir şey var. Hacı her şey olabilir ama katiyen Erbakancı değildir. - ‘Hacı’ ile ilgili tepkiler ya da baskılar oldu mu?C. Ülsever: Radikal Gazetesi’ne verdiğim röportajda Türkiye’nin dirliğini ve düzenini bozmaya yönelik beyanlarda bulunduğum iddiasıyla hakkımda iki dava açıldı. Yine ‘Hacı’ ile ilgili CNN Türk’te yaptığım bir açıklama yüzünden yargılandım. Yedi ya da sekiz tane dava var benle ilgili. - ‘Duvarlar yıkılıyor, Sovyetler çöktü siz de değiştiniz mi?’ edebiyatı yapmak istemiyorum ama mutlaka değişen bir şeyler vardır. Ş. Gören: Herkes gibi bizde de değişimler oluyor. Duvarların yıkılmasından bugüne insanın değişmemesi mümkün değil. Her şey gibi, devletler gibi insanlar da değişiyor. Yalnız şöyle bir durum var ortada, Batı militarist ve emperyalist bir güç haline geldi. Ve karşısında artık komünizm yok. Artık karşısında İslam var. - Şu anda savaşı veren İslam mı diyorsunuz yani?Ş. Gören: Hayır. Türkiye’de Irak savaşına karşı çıkma oranı %80’lerdeydi. Bu %80’in tamamıtabii ki kökten İslamcılar değil. Sonuçta Batı ile Doğu arasında bir sorun var. Onlar rahat rahat nükleer silah üretirken sizin üretmenize engel olmaya çalışırlar. Kimse çıkıp ‘Sizde niye var?’ diye sormuyor. - Bu kadar seneden sonra sinemaya döndüğünüz romanın yazarı sağcı liberal, ilginç değil mi?Ş. Gören: Ben de liberal solcuyum.- Sayın Gören, yanlış duymadım değil mi? ‘Yol’un yönetmeni liberal solcuyum diyor...Ş. Gören: Evet...- Şerif Bey şu anki düşünce yapınızla eskiyi karşılaştırır mısınız?C. Ülsever: ‘Liberal solcu oldum’ diyor, daha ne desin.- Peki eskiden hatalı gördüğünüz yönleriniz var mıydı diye sorayım?Ş. Gören: Vallahi dönemsel olarak hatalı görmem. Çünkü hepimiz gençtik, hepimiz Türkiye’nin değişimi ve halkın refahı için uğraşıyorduk. Yine aynı şeyler için uğraşacağız. Sinemacı da bir anlamda siyasetçidir. - Cüneyt Bey, Şerif Gören gençlik yıllarınızda sizin için ne ifade ediyordu ?C. Ülsever: 16 ile 24 yaş aralarında hem komünist hem de ‘ate’ idim. Marx’ın bütün eserlerini okudum, hatta Marksizm ile ilgili doktora dersi aldım. Ondan sonra epistemolojiye kafayı taktım. Bilim felsefesini okuduktan sonra da büyük bir metamorfozdan geçip Müslüman oldum. Son 15 yıldır Elhamdülillah Müslüman’ım ve liberal sağcıyım. Türkiye’de çok az insan kullanıyor ama ben inatla kullanıyorum ‘Sağcıyım’. Ortak payda ne dersen? Hep özgürlüğü ve mağduru savundum. Yılmaz Güney dizi çeker miydi- Eski bir tartışma ama mutlaka anlatmadıklarınız vardır. ‘Yol’un Yılmaz Güney filmi denmesine neden ses çıkartmadınız?Ş. Gören: Çıkartmadım diye bir şey söz konusu değil. Yılmaz Güney hakkında yasak vardı. ‘Yol’ ve Yılmaz Güney hakkında konuşamıyorduk. Filmler her zaman yönetmenlerindir. Ben o dönemde açıklamada bulunamadığım için bu öyle kaldı. - Yılmaz Güney şu anda hayatta olsaydı ne yapardı?Ş. Gören: Belki bir senaryo yazardı, ben de çekerdim.- Belki de dizi çekiyor olurdu...Ş. Gören: Mutlaka kamera arkasında olmayı seçerdi.-Peki düşünce açısından. Ş. Gören: Onu bilemem. Çünkü değişen dünya içersinde kimse aynı kalamaz. Yılmaz Güney de aynı kalamazdı.- Yoksa o da liberal solcu mu olurdu?Ş. Gören: Olabilir, bilemeyiz. O siyasi anlamda sol düşünceye sahipti ama solun da bir sürü fraksiyonları vardı. Yılmaz Güney de bir sürü sol fraksiyon içinde dolaştı. Hayatta olsaydı belki kendi siyasi partisini kurmuş olurdu.Mevlána filmi çektim Nurcuları da çekerim- Biraz da romanın Nurcu boyutuna değinelim...C. Ülsever: Değme Nurcular dediler ki: ‘Biz bu konulara dikkat etmemiştik.’ Çünkü romanda Bediüzzaman’ın iktisadi görüşlerini de inceledim. Belki bu konularda uzman bir arkadaş senaryoya yardımcı olabilir. Benim çok samimi düşüncem şu: İslami düşünce sistematiği içerisinde bugünü en iyi yakalayan Nurcu cemaati. Hatta Bediüzzaman’ın biraz Karl Marx ve Max Weber’e yakın bir yaklaşımı var. - Şerif Bey, Nurcu cemaatini yansıtabilecek misiniz?Ş. Gören: Benim de bu konularda yıllarca okuyarak edindiğim birçok bilgi oldu. Hatta zamanında Mevlána filmi de çekmiştim. Benim İslam’la bir kavgam yok.- Sağcı liberal bir yazar. Sosyalist kimlikli bir yönetmen... C. Ülsever: Ben bu durumu artı olarak görüyorum. Mesela ben bu filmi İslamcı bir yönetmenin çekmesini hiç istemezdim. Çünkü romanın içindeki diyalektiği yakalamak lazım. Ş. Gören: Türkiye’de mini etekli bir kızla türbanlı yan yana yürüyorsa, bu kitapta da onlar var. Kitabın uzlaşmacı bir tarafı var. Ana teması çatışma değil. Peki ‘Yol’un yönetmeni Hacı’yı nasıl çeker?’ diyenler olursa..Ş. Gören: Niye çekmesin?C. Ülsever: Bu sorunun cevabına halk karar versin. Yılmaz Güney’i ya da Şerif Gören’i sevmeyenler bile ‘Yol’un değerini inkár edemiyor. Bu çok önemli bir şey. Bir yapıt başarılıysa, onun değerini bu millet veriyor. Dünya zaten ters görüşlerin, zıtların birliği. Bunlar yönetmen değil ‘Güldürükçü’- ‘Amerikalı’dan sonra neden 12 yıl film çevirmediniz?Ş. Gören: Birçok projem vardı ama olmadı. Bir de her şeyde olduğu gibi Türkiye’de sinema da değişime uğradı. Sinemada popüler kültürün yarattığı kişiler ve reklam sektörü egemen oldu. Sadece kendi isimlerini devam ettirmek için sinemayı bir kampanya aracı gören bu insanlarla işbirliği yapamadım. - Son dönemde tüm maddi olanaklara rağmen büyük sinemasal hatalar yapılıyor. Ş. Gören: Promosyon bombardımanına uğrayan halk, etki altında kalıp saçma sapan filmlere gidiyor. Bunların yaptığı filmler suya yazı yazmaktan öteye geçmez. Bana göre bu dönem de kapanıyor. Bu sene biter. Topluma karşı sorumluluğu olmayan sinemacıların uzun süre yaşaması söz konusu değil. - Hırsız Var, Hababam Sınıfı Askerde filmlerini izlediniz mi? Bunlar eğlencelik film denilip eleştiri kabul etmiyorlar...Ş. Gören: İzliyorum. Hiçbirisi işe yaramaz. Topluma karşı hiçbir sorumlulukları yok. Eğlendirmek için de film yapılır ama sadece komedi çekmekle yürümez bu iş. Komedi de olsa topluma karşı bir sorumluluk hissedip çekersin. ‘Kaka kiki...’ Ben bunlara ‘Güldürükçüler’ diyorum. Bu insanların hiç mi toplumsal gelişmişlikleri yok?