GeriKelebek Yeter söz hekimin
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeter söz hekimin

Yeter söz hekimin
refid:16702685 ilişkili resim dosyası

20 yıldır International Hospital, Acıbadem Sağlık Grubu’nda üst düzey yöneticilik ve halen de Bozlu Holding’de Sağlık İşletmeleri ve Pazarlama Koordinatörlüğü yapan Meri İstiroti Bahar, hekimlere sordu, onlar unutamadıkları ilginç deneyimlerini paylaştı. Bahar (42), yönetici olarak zaman zaman onlarla çetin pazarlıklar yapsa da ‘Son Söz Doktorların’ kitabında, her biri farklı alandan 43 doktora, madalyonun öbür yüzünü göstermeleri için söz verdi

Son 20 yılda hekim-hasta ilişkisi nasıl değişti?
- Hekim ‘Allah, baba, patrondu’. Hekim söyler, hasta tartışmadan uyardı. Şimdi tedavi kararları, masanın ikinci tarafında oturan hastayla birlikte alınıyor. Batıdaki kadar değilse bile hastalar bilinçlendi, internetten aldıkları bilgilerle hekimi, tedavileri çok ciddi sorgulamaya, hakkını aramaya başladı. Hekimler de ‘Ben hata yapmamalıyım, davalarla uğraşmamalıyım’ diye de düşünerek hastayı karar ortağı yapmaya başladılar. Seçenekler çoğaldı, hekimler her türlü seçeneği anlatmak durumunda. Kimse artık kendisini tek hekim kararına emanet etmiyor. Hastanın başka yere gitmesini istemiyorsa farklı davranmak zorunda. Ancak kamuda çalışan, günde 50’nin üzerinde hasta bakan kamu hekimi bu duygularla çalışabilir mi emin değilim. Ama kamuda yaygınlaşacak performans sistemi davranış modellerini değiştirecek.

Hastaya ilk müşteri denmeye başladığı zamanlarda kıyametler koptu. Şimdi gerçekten müşteri gibi görülüyor...
- Herkes alıştı artık. Parayı kim veriyorsa ister SGK’lı olsun, ister ücretini ödesin müşterimiz. Aslında ben müşteriyle hasta arasındaki ‘misafir’ kelimesini daha doğru buluyorum. Misafir işini bitirir, gider, zaman zaman misafirliğe gelebilir. Hastaneler artık satış, pazarlama, reklam yapıyor. Hoş misafir denmesini de şiddetle reddeden, hala bunun karşısında olan hekimler var.

Yurtdışında da sağlık sektörünü inceleme fırsatınız oldu. Bizim hekimlerle onlar arasında farklar var mı?
- Bizim hekimlerimiz çok daha becerikli. Bizde de ABD benzeri ihtisaslaşma başladı ama hala hekim, kendi dalıyla ilgili herşeyi yapabiliyor. Örneğin ABD’de hekim başına düşen sağlık ve idari personel sayısı 16. Başka bir deyişle bir hekimin arkasında tam 16 kişi var. Bizde 4 hadi bilemediniz 5... Küçük ölçekli hastaneler de daha da az. Üstelik sağlık hizmetinin yanında bir sürü yazı, çizi, sigorta provizyonu vs. ile uğraşmak zorunda.

Yurtdışında yaşayan hangi doktorları buraya transfer etmeye çalıştınız?
- Kardiyolog Prof. Dr. Murat Tuzcu için çok uğraştım. Ayrıca Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, karaciğer nakil cerrahı Prof. Dr. Şükrü Emre, plastik cerrah Serdar Eren için çok uğraştım. Başka çok değerli isimler daha var. Türkiye’de özel sağlık sektörü çok gelişti ama onların çalıştığı merkezlerdeki araştırma altyapısı yok maalesef. Serdar Eren’i getirtmeyi başardım. Ama diğerleri gelmedi.

Son yıllarda hekimler yerine hastanelerin kurum kimlikleri öne çıkmaya başladı...
- Evet ben mesleğe ilk girdiğimde tablo çok farklıydı. Hekimin ekspertizi sorgulanır, ağızdan ağıza öğrenilir, ona göre hekim adına başvurulurdu. Şimdi kurumsal kimlikler baskın, hastane nasıl olsa doğru hekimi çalıştırıyordur diye düşünülüyor. Tek çatı altında ve zaman kaybetmeden bütün muayene, tetkik, konsültasyon hizmetlerini almak isteği de bunda etkili oldu. Hastanelerin reklam ve pazarlama stratejileri de bu yöndeydi. Yine de hekimiyle yanyana duran hastaneler hala var. Hasta buralara hekimi için geliyor. Hekim kurumdan ayrılırsa onu takip edip yeni yerine gidiyor.

10 yıl hizmet verdiğiniz Acıbadem Sağlık Grubu’ndan neden ayrıldınız?
- Gruba girdiğimde 350 kişiydik, şimdi 10 bin çalışana ulaşıldı. Ben orayı hala çocuğum gibi görüyorum. Şirketler büyüdüğü zaman beklentiler değişebilir. Vizyon aynı, patron aynı, dolasıyla da belki bir yorgunluk yaşadım denebilir.

ANKARALI HEKİM ÇEKİNGEN İSTANBULLU DAHA NET

Son yıllarda Ankara’dan çok sayıda hekim İstanbul’a geldi yahut transfer edildi. İstanbul hekimiyle, Ankara hekimi arasında fark var mı sizce?
- Ankara hekimi daha memurvari sorular sorar. İzinlerini, yılda kaç kere kongreye gideceklerini, akademik çalışma yapıp yapmayacağını net bilmek ister. Ücreti daha çekinerek konuşur. İstanbul hekimiyse daha nettir, “Benim elektriğim karşı tarafla tutuyor mu, ben bu kurumla çalışabilir miyim” diye düşünür. Çok ayrıntıya inmeden konuşur çünkü gerisini bir şekilde hallederiz diye düşünür. Daha kıvrak, daha esnek, özellikle pazarlamayla ilgili konularda uyumlu. Ankaralı hekimler hele hele Hacettepe Tıp Fakültesi kökenliyse ekolleri, alışkanlıkları bambaşka. Ankara ile İstanbul hekimlerin özel sektöre çıkışlarındaki pratikler de farklı. İstanbul’daki hekimler hemen muayenehane açmak istiyor. Ondan sonra özel hastanelerle entegre oluyor. Halbuki Ankaralılar özel hastane gibi kurumsal yerlerde çıkış yapmayı tercih ediyor.

Özel sektör neden Ankara’lı hekimlerin peşine düştü?
- Çünkü Ankara’dan gelen hekim, full time çalışabiliyor. İstanbul’daki hekim hem muayenehanede hem de birkaç hastanede birden çalışıyor. Kentin trafiğinde bunu nasıl başarıyorlar hala anlamış değilim. Artık profesör olma yaşı 35’e kadar indi. Bu kadar genç profesör olunca birkaç yerde çalışmaya enerjileri var galiba.

25 YAŞINDA KOORDİNATÖR OLDU

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’den sonra İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yönetimi yüksek lisansı yaptı. İlk özel hastane deneyimini International Hospital’da yaşadı. Türkiye’nin gerçek anlamda ilk büyük özel hastanesi olan International Hospital’ın işletme koordinatörü olduğunda sadece 25 yaşındaydı. Hastanede 1990-98 yıllarında çalıştı. Oradan 1988-99 arasında Bayındır Grubu’nun Yaşamkent Projesi’nde yer aldı. 1999-2010 yıllarında yine üst düzey yönetici olarak Acıbadem Sağlık Grubu’nda çalıştı. Ayrıca TÜSİAD Tıp Turizmi Alt Çalışma Grubu, DEİK Sağlık Komitesi’nin başkanlıklarını yaptı.

KİTAPTA KİMLER VAR

Goa Yayınlarından çıkan ve geliri Lokman Hekim Sağlık Vakfı ile Çağdaş ve Bağımsız Yardımlaşma Derneği engelliler için okul öncesi eğitim merkezi projesine bağışlanan ‘Son Söz Doktorların’ kitabında Prof. Dr. Aksel Siva, Doç. Dr. Alihan Gürkan, Doç. Dr. Dilaver ÖZturan, Dr. Ferudun Çelikmen, Prof. Dr. Koptagel İlgün, Prof.Dr. Mehmet Ömür, Prof. Dr. Mete Düren, Dr. Mücahit Atmanoğlu, Prof. Dr. Onur Erol, Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, Prof. Dr. Yaman Tokat yer alıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle