GeriKelebek Yeni Babil'in isyankar hayaletleri
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeni Babil'in isyankar hayaletleri

SANKİ tekrar başa döndüm. Yıllar öncesine, ‘‘partizan’’ yıllarıma. Takıldım, günlerdir aynı şarkıları dinliyorum.‘‘Leonard Cohen’’in yorgun mu yoksa tembel mi olduğuna bir türlü karar veremediğim sesi durmadan dönüyor.Yok, yorgun veya tembel değil, belki de ‘‘umursamaz’’, ‘‘takmaz’’ sesini...Oysa onu artık unutmuştum.Leonard Cohen isyan yıllarımda kalmıştı.‘‘Elveda’’ dediğim düşünceler mevsimine ait şarkılardı onlar.O yıllardaki isyanımın, müzikal sakinleştiricisiydi o ses.Benim şarabımın yemeğiydi.Ama birçok Fransız arkadaşımın dumanlı uzaklaştırıcılarının mezesiydi.Aradan neredeyse 30 yıl geçti ve Leonard Cohen yeni şarkılarla dönüp geldi.‘‘Ten new songs’’ CD'si her akşamımın hayalet arkadaşı haline geldi.* * *Tekrar onun hayatına daldım.O güzergáhtaki ayak izlerinden gerisin geriye yürüdüm.Altı yıldır California'nın güneyinde bir dağda ‘‘Zen’’ iklimlere dalmış.‘‘Din değiştirmeden Budist olmuş.’’Zen rahipleri ona ‘‘Cikan’’ adını takmışlar.Cikan, ‘‘İki düşünce arasındaki sessizlik’’ anlamına geliyormuş.Murat Bardakçı, bizde bunu karşılayan kelimenin ‘‘Riyazat’’ olduğunu söyledi.* * *Acaba hangi iki düşünce arasındaki sessizlik?İsyan ile elveda deyiş arasındaki kuytu semtler mi?Yoksa ne?..Ve CD başlıyor.Daha ilk şarkıda bir lanet...‘‘Beni 20 yıl derin can sıkıntısı hapsine mahkûm ettiler’’ diyor.Kaç 20 yıl...Hayatta keyifli anlarımızı toplasak kaç güne sığar? Kaç saat, belki kaç dakikaya...Bu Kanadalı Yahudi 30 yıl önce, isyanlarımızın en kalabalık limanlarından koparıp, nasıl küçücük sakin koylara götürmüştü?O mu, yoksa içtiğimiz şaraplar mı içimizdeki azgın motorları hep rölantiye alıyordu?Oysa onun derdi bambaşkaymış.Geçenlerde Le Monde Gazetesi'nde yayınlanan mülakatında, ‘‘Benim hayat ritmim öylesine ağır ki, ancak uyarıcılar onu normal insan ritmine getirebiliyor’’ diyordu.Demek bu bezgin adamla aynı meydanda böyle buluşuyormuşuz.Biz şarapla ritmimizi ağırlaştırarak, o ise uyarıcılarla ritmini hızlandırarak, ‘‘normal’’ gecelerde biraraya gelebiliyormuşuz.* * *Bak yine buluştuk...Ama nerede?Cohen, ‘‘Boogie Street'te’’ diyor.‘‘Boogie Caddesi’’, Singapur'un sokaklarından biri. Orkideler Sokağı.Gündüzleri bu sokak üzerinde pazar kuruluyormuş. ‘‘O pazarda her şeyi bulabilirsiniz. Benim korsan CD'lerimi bile 1-2 dolara alabilirsiniz’’ diyor.Ancak gün batıp, hava kararınca bütün satıcılar ayrılırmış.Onların yerine yeni satıcılar sokağa inermiş.Güzel kız ve oğlanları satan gece yarısı tacirleri.Burası nasıl bir yerdir?Leonard Cohen, ‘‘Burası modern Babil Kulesi’’ diyor.Bütün isyankár malul gazilerin buluşma yeri.68 artıklarının yeni agorası.İş tutkularımızın ve arzularımızın buluştuğu en mutena semtimiz.İlk şarkıdaki ‘‘Gizli hayatımız’’...Yani o şarkıdaki gibi:‘‘Ama ben, gizli hayatımdaher zaman yalnızımve buz gibi yüreğimkalabalık ve soğuk...’’* * *Dün cumartesiydi.Bizim kat bomboştu.Dışarıda yağmur yağıyordu. Islak bir soğuk içimdeki en güvenli yolları bile kaygan hale getirmişti.Her şey kayıyordu, hiçbir şeyi tutamıyordum.‘‘Boogie Street’’e yavaş yavaş karanlık çöküyordu.Genç kız ve oğlan satıcılarının siluetleri köşebaşlarını tutmuştu bile.Leonard Cohen çalıyordu.Ve isyankár zombilerim yavaş yavaş mezarlarından çıkıyorlardı.