GeriKelebek Yavaş giden otomobillerle yarışırım onların arasında da beni rakip görenler var
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yavaş giden otomobillerle yarışırım onların arasında da beni rakip görenler var

Dokuz yıla sığdırdığı 49 Türkiye rekoru ile buralarda tek rakibi yine kendisi. Hatta erkeler arasında bile onu Türkiye’de geçebilen sadece tek bir kişi var. Yürüyüşçülere, atletizm camiasında çoğu kez ‘atletizmin üvey atletleri’ derler. İşte rekortmen yürüyüşçü Yeliz Ay da, şimdiye kadar geçirdiği sıkıntılarla bu durumu sıklıkla yaşamış biri.

20 kilometreyi yolda 50 dakikanın, pistte ise 49 dakikanın altında yürüyen ilk Türk kadın atleti Ay ile hem yaptığı sporu hem de yaşadıklarını konuştuk. Her kilometresi vücuduma ayrı bir ıstırap veriyor, dediği yollarda başından neler geçiyor? Yürüyüş sırasında, yanından geçen otomobillerle neler yaşıyor? Bu kadar yürüyen birine ayakkabı dayanıyor mu? Ve neden yürüyor? İşte Antalya’da bir antrenman sonrası bizimle paylaştıkları...

Neden yürüyorsun?

- Çünkü, yürüyebiliyorum. Yürüyecek kadar sabırlı, yürüyüş tekniğini uygulayabilecek yeteneğe, esnekliğe ve dayanıklılığa sahibim. Ayrıca yürümekle yollar da aşınmıyor ki...

Kilometrelerce yolu yürürken ne düşünüyorsun?

- Her gün 25 kilometre yürüyorum. Neler düşünmüyorum ki, yürürken rüya bile görüyorum. Çıkışla varış arasında sanki bir ömür geçiyor. Mutlu da bitse, hüzünlü de, yarışmaktan her zaman keyif alıyorum. Kulağımda hep müzik var. O olmayınca, gelecek planları yapar, ailemi düşünürüm. Çok nefes almak zorunda kaldığım için beyine daha çok oksijen gidiyor ve daha çok düşünebiliyorum. Yürüdükçe vücudum mutluluk hormonu salgıladığı için kendimi daha iyi hissediyorum.

Şimdiye dek ne kadar yol yürüdün?

- Dünyayı dolaşmışımdır herhalde. Olimpiyatlardan önceki son üç ayda Atina’ya gidiş-dönüş yapacak mesafeyi yürümüştüm.

En yakın rakibin senin kaç metre gerinden geliyor?

- 20 kilometreyi geçen yıl 1.34.57 yürümüştüm. Benden sonra en iyi dereceyi 1.55.02 ile Fatma Örmeci yapmıştı. Metreye vurursak 4 kilometre yapıyor.

Yürürken yanından geçen taşıtlarla yarıştığın oluyor mu?

- Yürürken, yanımdan geçen araç şayet yavaş gidiyorsa, onu rakip olarak görüyor, çaktırmadan tempo yapıyorum. Yollarda öyle olaylar yaşıyorum ki, bazıları benimle kafa mı buluyor nedir! Otomobil kullananlar arasında bile beni rakip görenler var. Bir süre yanımda gidiyor. Ben atak çekince de gazlıyorlar.

SEN NE FANTEZİ YAPIYORSUN ÖYLE!

Yollarda yürürken ilginç şeylerle karşılaşıyor musun? Laf atanlar oluyor mu?

- Sonuçta bir genç kızsınız ve yolun en sağ şeridinden yürüyorsunuz. Laf atanlar mı, bisikletle takip edenler mi? Sen niye böyle yamuk, çarpık yürüyorsun? Derdin ne, yoksa sakat mısın? Neler neler diyorlar... Hatta azıtıp, ‘Sen ne fantezi yapıyorsun öyle’ diyenler bile oldu. Ama hep aynı parkurda yürüdüğüm zamanlarda yol kenarındaki esnafın yardımlarını da görüyorum. Bazı büfeciler, ‘Abla su lazım mı’ diye sorup sıcak havalarda başımdan su döküyor.

Antrenmanlar dışında da taşıta binmek yerine yürüyor musun?

- Oldum olası yürümeyi çok severim. Sanki annemin karnından yürüyerek çıkmışım. Yürüyüş artık yaşamımın bir parçası. Özel yaşantımda bile otobüse binmek yerine, yürümeyi tercih ediyorum. Bazen atlet olmayan arkadaşlarla yürüyoruz. Kendimi bir kaptırıyorum. Arkamdan ‘hop, hop, ağır ol’ diye bağırıyorlar.

Yolun hiç bitmeyeceğini düşündüğün oluyor mu?

- Bitmeyecek yol yok ki. Her bir yolun sonu var. Mutlaka iyi ya da kötü biteceğini biliyorum. Bu kadar ıstıraba değiyor mu dediğim zamanlar da oluyor. Ancak bir adım öndeki rakiplerime uzak düşmemek için zorlanıyorum. Ya da kendimden bir adım önde bitirmeyi hedefliyorum.

Sana yürümek ne kazandırdı?

- Her şeyden önce, hayatla mücadele gücü kazandırdı. Her yolun biteceğini biliyorum sonuçta. Bir şeye başlayınca sonunun geleceğini biliyorum. Zorlandığın anda pes etmek değil, dayanmak önemli. Avrupa’da yürümediğim cadde kalmadı. Bütün Avrupa’yı dolaştım. Yürüyüş, bana her ülkeden arkadaşlar kazandırdı. Yeni yılda 30 ülkeden onlarca yılbaşı tebriği geldi.

AYAKKABI İÇİN NIKE’TAN İLGİ BEKLİYOR

Bu kadar yol yürümeye ayakkabı dayanıyor mu?

- Ayakkabı, bütçemin en büyük deliği. Üstelik uygun ayakkabıyı Türkiye’de bulamamanın sıkıntısını da yaşıyorum. Çok ince tabanlı, özel bir ayakkabı giyiyorum. Fiyatı da 120 Euro’cuk (200 YTL). Paraya kıyıp da her antrenmanda giyemiyorum. Benim aylık idmanım 600 kilometre. Ancak giydiğim ayakkabıların ortopedik özelliği 450 kilometreden sonra bitiyor. Ondan sonraki kilometreler ise ayaklarıma azap veriyor. Ayrıca deforme olduğundan sakatlıklara da neden olabiliyor. Ancak her ay yeni bir ayakkabı alacak lüksüm de olmadığı için idare ediyorum. Sponsorum Vestel ama ayakkabı için de Nike’tan ilgi bekliyorum.

Yürürken acı çekiyor musun?

- Yürüyüş, başlı başına bir ıstırap sporudur. Kalçadan değil, belden adım attığımız için bu bölge yoğun bir darbeye maruz kalıyor. Belimde yumrular oluştu. Her gün masajla bu yumruların büyümesini önlüyorum. Çok acı çektim ama bunu neden yaptığımı biliyordum.

Çaktırmadan hiç iki ayağını yerden kesip koştuğun olmuyor mu?

- O konuda tilki değilim. Çünkü yarış sırasında böylesine bir kurnazlığı ve hileyi düşünemiyorum. Kurnazlık için konsantre olursam, yarıştan koparım.

Daha ne kadar yürüyeceksin?

- Henüz bir tarih çıkarmadım. Yollar ne zaman biter, ya da beni ne zaman bırakırsa o zaman fren koyacağım. Şu anda hedefimde 2008 Pekin Olimpiyatları oyunları var. Orada madalya alacağım dersem garip karşılamazsınız değil mi? Beş yıl önce aynı dereceyi yürüdüğüm Athanasia Tsoumeleka, Atina’da başardı. Pekin’de sıra bende. Yunanlı dostum Athanasia’nın evinde kutladığımız onun olimpiyat şampiyonluğu bana hem sevinç hem de umut verdi.

Maddi durumun nasıl?

- 2004 yılına kadar hep cepten yemiştim. Vestel sponsor olduktan sonra maddi açıdan artıya geçtim, sınıf atladım. Önceki yıllarda kampları kendi çabamla yaptım. 2000-2001 yılında Beşiktaş’ta Serdar Bilgili’nin büyük desteğini görmüştüm. 8-10 ay bir voleybolcunun maaşının yarısını alırken birilerinin ‘Bir atlet bu kadar kazanır mı?’ demesi üzerine maaşım kesilmişti.

O kadar hızlıyım ki evde kaldım

Bu yürüyüş hızına evleneceğin erkek nasıl ayak uyduracak?

- O yüzden evde kaldım. Adımlarıma uyacak erkek bulabilirsem evleneceğim. O hızlanamazsa ben onun adımlarına ayak uyduracağım.

Hiç peşinden koşup da seni yakalamaya çalışan erkek oldu mu?

- Bu soruyu iki anlamlı sordunuz herhalde... Koşucu ve yürüyüşçü değilse fiziksel anlamda bir erkeğin benim performansıma yetişmesine imkan yok. Eğer işin içine aşk girerse, ben de çok çirkin bir kız sayılmam hani. Ancak gördüğünüz üzere henüz kimse beni yakalayamadı.

ATİNA’DA BENİ UNUTTULAR

Atina Olimpiyatları’na antrenörsüz gitmiştim. Yarışma günü de kafiledeki herkes Eşref’in (Eşref Apak) müsabakasını izlemeyi tercih etmişti. Beni Atina’da unutmuşlardı. Bana turu okuyacak, hangi tempoda gitmem
gerektiğini söyleyecek tek bir kişi bile kalmamıştı. Her şey altüst oldu. 12. km’de bir arkadaşım geldi yanıma,
biraz toparlamaya çalıştık ama sonuçta müsabakayı 33. bitirdim. Eğer yarışın en başından itibaren yanımda bir
antrenörüm olsaydı, derece bile alabilirdim.

VİTRİN YÜRÜYÜŞÜ

Her gün yürüyor musun?

- Haftada bir gün iznim var. İzin günümü vitrin yürüyüşü yaparak geçiriyorum, vitrinlere bakıyorum. Yani aslında nonstop yürüyorum, haftada 150 kilometreyi buluyor. Yarış döneminde biraz fren koyuyorum, 110-120 kilometreye kadar düşürüyorum.

Bu kadar yol yürümekten hiç sosyal yaşamın oluyor mu?

- Yürümek ve iyi spor yapma uğruna her şeyi askıya aldım. Ailemi bile aylarca göremediğim oluyor. Artık ailem nerede olduğumu takip edemez duruma geldi. Bir bakıyorsunuz dağda, bir bakıyorsunuz şehir trafiğindeyim.

20 kilometrelik bir rekor yürüyüşünden sonra kaç kilo kaybediyorsun?

- İklime ve içtiğim suya bağlı. 2 kilo kadar verebiliyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle