GeriKelebek Yasemin'ce
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yasemin'ce

Yasemin BORAN

Eğlenirken düşündüren kitap

Yollarda veya evinizde olabilirsiniz. Fakat, hemen elinizin altında bir kitap bulundurmayı unutmamalısınız. Şimdi bayram, üstelik uzuuuun bir tatil yapıyoruz. Tabii bu, herkes için geçerli değil. Bencileyin bayramı çalışarak geçirenler de var. Ama olsun. Bayram günü çalışmak daha bir başka oluyor. Hem kimseyi atlatmak zorunda kalmıyorsunuz. ‘‘Çalışıyorum’’ diyorsunuz ve rahatlıyorsunuz. Üstelik rahat rahat da çalışıyorsunuz. Kendinizi sıkmadan, trafiğin hengamesi altında ezilmeden.

Neydi İstanbul'un o trafik cehennemi? Şimdi anlıyorum, tam bir cehennemde yaşadığımızı. Önceden de farkındaydım ya, ama insan başka türlüsünü yaşamadan anlayamıyor. Telaş ve kafanızda binlerce düşünceyle cehennemin bile farkına varamıyorsunuz. ‘‘Kimbilir, belki de cehennem varlıklarıyızdır da bundan keyif bile alıyoruzdur’’ diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Fakat, şimdi anlıyorum. Yani bu upuzun tatil sayesinde İstanbul'un yarısından fazlası gitmiş olmalı ki, yirmibeş dakikada evden Hürriyet binasına ulaştım. Öyle sürat falan yaptığımı sanmayın. Evimle işyeri arasındaki mesafe toplam 35 kilometre. Fakat, şimdiye kadar ben diyeyim bir siz deyin iki saatte ancak varabiliyordum. Hoş gerçi randevunuz ya da yetişmeniz gereken bir durum yoksa, trafikte hülyalara dalmak hiç de fena olmuyordu.

İşte, insanın savunma mekanizmasının nasıl çalıştığına bir örnek. Şimdi, hülyalara dalmayıp da ne yapacaksınız? Öfke içinde kendi kendinize söylenip sinirlerinizi yıpratmakla kalmayıp bir de hasta olacaksınız. Hastalanıp kurtulsanız iyi, bir de onca gerilimle önünüze kim çıktı demeden saldırmanız da cabası...

Bak şimdi! Kitaplardan nerelere geldik. Ben aslında şöyle keyifle kitap okumak için güzel bir fırsat diyecekken ‘‘trafik cehennemi’’ni anlatmaya kaptırdım kendimi. Halbuki bu başka bir günün konusu. Ona daha sonra geleceğim. Fakat, gerçekten şu sıra İstanbul'un pek bir keyifli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Hele bir de tepemdeki bahar güneşinin pırıltısıyla kendimden geçerken, bu bayram, benim için tam bir bayram oluyor.

İşte böyle bir keyifle gazeteye geldikten biraz sonra kapı komşum (Odalarımız yanyana) Oğuz Aral elindeki kitapla içeri girdi ve kitabını uzattı. Doğrusu böyle bir bayram günü aldığım bu hediyeden tarifsiz mutlu oldum.

Aslında ‘‘Huysuz İhtiyar’’ adlı kitabının içindeki hemen bütün öyküleri biliyordum. Fakat, bu öykü ve karikatürlerin öyle bir sefer okunup kenara konulacak cinsten olmadıklarını da biliyordum. Bildiği herşeyi herkeslerle paylaşmaya mükellef olduğunu hisseden biri olarak, (Halbuki rahmetli teyzem bana 'bak çocuğum bildiğini kendine sakla. O zaman herkesin peşinden koştuğu, saygı duyduğu biri olursun. Arada sırada gıdım gıdım anlatacaksın ki, onlar da öğrenmek için peşinden ayrılmayacaklar' dediyse de, ben her zaman olduğu gibi söylenenlerin tersini yapan biri olarak, ne var ne yok, ne biliyorsam hepsini ortalığa döküyorum.) Oğuz Aral'ın kitap haline getirdiği pazar yazılarını tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. Tam elinizin altında bulunduracağınız, eğlenirken düşüneceğiniz, gülerken beyninizin gri hücrelerini harekete geçireceğiniz bir kitap.

Keyfiniz mi kaçtı, hemen kitabın sayfalarını çevirerek ruh halinizi değiştirebilirsiniz. Komşunuza, kapıcıya, patronunuza, arkadaşınıza, kedinize, köpeğinize hatta buzdolabına, elektrik süpürgesine, tükenmemesi gereken tükenmez kalemlerinize, durmadan çalan telefona, yağan yağmura, esen rüzgara, gözünüze giren güneşe, aklınıza gelen herşeye kızmış olabilirsiniz. İşte o dakika ‘‘Huysuz İhtiyar’’a başvurup akıl danışabilir veya rahatlayabilirsiniz. Dostlarınıza fıkra gibi yazdığı anektotları ya da karikatürleri anlatıp ilişkilerinizi pekiştirebilir, gerilim içindeki sevgilinizi yatıştırabilirsiniz.

Velhasılı Oğuz Aral'ın ‘‘Huysuz İhtiyar’’ını ezberleyinceye kadar yanıbaşınızdan bir an bile ayırmamaya (menfaatiniz icabı yarar var) titizlikle özen göstermelisiniz. Okurken düşündüren, düşünürken kendinizi, komşularınızı, sevgilinizi, memleketiniz ve insanlarınızı gülerek (Öyle yarım yamalak bir tebessüm değil) eğlenerek düşüneceğiniz bir kitap diyorum, Yasemin'ce...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle