GeriKelebek Yaşayan En Eski Spor Geleneğimiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yaşayan En Eski Spor Geleneğimiz

Yaşayan En Eski Spor Geleneğimiz
refid:20774262 ilişkili resim dosyası

UNESCO Somut Olmayan Dünya Mirası listesindeki Kırkpınar Güreşleri ve Kültürel Etkinlikleri’nin bu yıl 651’incisi yapılacak. Geçen yılki organizasyona seyirci olarak katılan Gezgin Aynur KOÇ izlenimlerini yazdı.

Kırkpınar Güreşleri’ni hâlâ izlemediyseniz temmuz başında kimselere söz vermeyin. Ben de ilk kez geçen sene izledim ve çok etkilendim. Bu seneki Kırkpınar Güreşleri ve Kültürel Etkinlikleri 2-8 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Güreşler öncesindeki kültürel etkinlikler, pazartesi mesai bitiminde ünlü sanatçıların katıldığı halk konserleri, Trakya ev yemekleri yarışması, Kırkpınar konulu resim yarışması ve havai fişek gösterileriyle bir şenlik havasında başlar, perşembe gecesi sonlanır. Cuma sabahı artık herkes güreşlere odaklanır, saat 18.00’e kadar güreşle ilgili törenlere yer verilir, saat 18.00’de Sarayiçi’nde başlayan güreşler pazar saat 18.00’de sona erer.

Kırkpınar’ın olmazsa olmazı 20 davulcu, 20 zurnacı ve 1 şeften oluşan “Kırkıpınar Bandosu”. Bando cuma günü erken saatlerden itibaren
2011’de Unesco Dünya Mirası Listesi’ne giren Selimiye Cami yanındaki Belediye Binası’nın bulunduğu alanda ezgiler çalmaya başlar. Bando elemanlarının soyadları meslek dededen geldiği için Davulcuoğlu, Zurnacıoğlu gibidir. Tüm Türkiye’deki yağlı güreşlerde çalarlar ama onların gönlünde Kırkpınar’ın yeri başkadır. Resmi tören ise saat 11.00 gibi Edirne’deki yegane Atatürk Heykeli’nin bulunduğu meydanda başlar. Aralarında üzerinde altın kemeri taşıyan, elinde büyük tesbihi ve Rumeli kıyafetiyle Kırkpınar Ağası’nın da bulunduğu kortej, İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşundan sonra anıta çelenk bırakır. Kırkpınar Marşı’na da eşlik eden kortej ve halk mezar taşlarının üzerinde kispet asılı olan Pehlivanlar Mezarlığı’na gider. Dualar okunur, çelenkler bırakılır. Buradan Cuma namazını kılmak üzere Selimiye Cami’ne geçilir. Kortej ve gittikçe kalabalıklaşan halk, namazı takiben en güzel sesli imam tarafından tüm pehlivanların ruhu için okunan Kırkpınar Mevlüdü’ne katılır.

ER MEYDANINDA HEYECAN

Saat 18.00‘e doğru Edirne’den 35 km uzaklıktaki güreşlerin yapılacağı Sarayiçi’ne geçilir. Sadece Edirne’den değil yurdun her yanından gelen izleyiciler ve her sene sayıları artan yabancı turistler akın akın stadın yolunu tutar. Stadın girişindeki yol boyunca ünlü güreşçilerin heykeleri önünde eski ve yeni pehlivanlar halkla ve basınla resim çektirir. Artık tribünlerdeki heyecana katılma zamanı gelmiştir. Tören “Altın Kemer”in sahanın etrafında tur atırılmasıyla başlar. Er meydanı bir anda hakemler, cazgırlar ve o gün güreşecek olan pehlivanlarla dolar.

Kırkpınar Bandosu yine törenin yıldızlarındandır. Bu kez Belediye Bandosu da sahanın bir ucunda yer alır. 2 bando farklı köşelerde farklı ezgilerle halkı coşturur. Geleneğe göre pehlivanlar çayıra el ele çıkarlar. Sağ elle sol omuza, göğüse ve kispete yağ sürülür, sonra diğer elle aynı işlem yapılır, son olarak pehlivanlar birbirlerinin sırtlarına yağ sürer. Yağ sürme işlemi bitince peşrev başlar. Peşrev bir nevi ısınma hareketi olarak nitelenebilir. Son derece estetiktir, hem seyirciyi etkiler hem de pehlivanların morallerini yükseltir. Pehlivanları seyirciye tanıtan ve güreşe başlatan kişiye cazgır denir. Bu arada üzerlerinde numaralar yazan saha hakemleri daire şeklinde çayıra yayılır. Pehlivanlar önceden kaç numaralı hakemin önünde güreşeceklerini bildikleri için o hakeme yönelirler. Artık müsabaka başlayabilir. Cazgırın talimatıyla pehlivanlar üç defa ileri, geri gider sonra sol diz ile çökerek önce sağ eli yere, dize ve dudağa sürerler ve en son salavat (Hz. Muhammed’e selam gönderme) getirirler.

Beyin, kaslar, vücut artık güreşe odaklanmıştır. Güreşin ilk saniyelerinde pehlivanlar birbirlerinin paçalarını yoklar, sırtlarını sıvazlar. Artık enseler bağlanmış, eller tutuşmuş, güreşe girilmiştir. Seyirciler nefeslerini tutarak pehlivanları izler, hatta çayırın kenarına kadar sokulup fotoğraf çeker. Pehlivanların kaslı vücutları yağ sayesinde parlak ve daha güzel gözükür. Güreşin sonunda galip gelen pehlivan rakibin elinden tutup ayağa kaldırır, sırtını sıvarlar, alnından öper. Yenilen pehlivan isterse galip gelen pehlivanın elini öper, burada zorlama yoktur.

KİSPET YOKSA PIRPIT GİYİYORLAR

Geleneksel güreş kıyafeti kispet pahalı olduğu için bazı pehlivanlar kumaştan yapılan pırpıt adı verilen yeşil pantolonu tercih eder. Güreşleri izlerken “cazgırlaşma, paçayı kaptırmak, sırtı yere gelmek, kırmızı mumla çağırmak” gibi pek çok sözün günlük hayatımızda da kullanıldığını fark edersiniz. Kırkpınar Bandosu müsabakalar ilerledikçe ritmi hızlandırır, ritim arttıkça siz de benim gibi heyecana kapılıp sık sık ayağa fırlar taraftarı olduğunuz pehlivana tezahürat yaparsınız. Çim kokusu genzinize kadar gelir. Müsabakaların başında yumuşak olması için uzatılan çimlerin kokusu güzeldir ama son gün çimenlerin iyice yağlanmasıyla koku ağırlaşır. Kırkpınar’dan sonra fazla yağdan dolayı böceklenen çim kısacık kesilir.

Tur atlayan pehlivanların güreşmekten dolayı vücutlarında azalan yağları takviye etmeleri için saha içinde gezgin yağcılar vardır. Pehlivanlar yağın gözlerini yakmaması için salaşpur olarak adlandırılan ince bez kullanılır.

Gün sonuna doğru çayırdaki pehlivan sayısında azalma olur, ağlayanlar, sevinenler birbirine karışır. Bazı maçlar hemen sonuçlanır, bazıları hakem uyarısına kadar uzun sürer. Bütün mesele rakibini paçadan çevirip tuşa getirmektir. Güreşteki bu klasik pozisyon “kazık paça” olarak adlandırılır.

Pazar akşam üstüne doğru “Baş” kategorisinde tüm rakiplerini yenmeyi başaran pehlivan, başpehlivan unvanıyla beraber Kırkpınar’ın en büyük ödülü olan Altın Kemer’i bir yıl süreliğine kazanır. Pehlivanların en büyük hedefi üst üste üç defa şampiyon olup Altın Kemer’in sürekli sahibi olmaktır. Güreşi bırakmaya karar veren pehlivan kıspetini zembil adı verilen torbaya koyar ve duvara asar. Zembil, sazdan yapılmıştır, özelliği itibariyle kokmaz, böcek tutmaz.
Bu yıl 651’incisi yapılacak olan yaşayan en eski spor geleneğimiz Kırkpınar Güreşleri’ne gitmenizi, bu tarifsiz heyecanı yerinde yaşamanızı öneririm.

Minik güreşçiler de var

Kırkpınar’da çocuklar da yer alır. Güreşler Minik 1, Minik 2, Minik 3, Teşvik, Tozkoparan, Deste küçük boy, Deste orta boy, Deste büyük boy, Küçük orta küçük boy, Küçük orta büyük boy, Büyük orta, Başaltı ve Baş şeklinde 13 boyda yapılır.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle