GeriKelebek Yapımlarda iyi senaryo çağı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yapımlarda iyi senaryo çağı

Yapımlarda iyi senaryo çağı
refid:13006014 ilişkili resim dosyası

Tom Badal (54), Amerika’nın en prestijli oyunculuk okullarından Lee Strasberg Theatre and Film Institute’un sevilen oyuncu koçlarından.

Ayten SERİN
aserin@hurriyet.com.tr
 
CVP Interactive’in organize ettiği metot oyunculuğu atölyesinde eğitim vermek üzere geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Hürriyet’e verdiği özel röportajda, Amerikan film endüstrisini değerlendiren Badal, sektörde yeniden iyi oyunculuk ve iyi hikâye döneminin başladığını söylüyor.

Yönetmen Elia Kazan tarafından 1947’de New York’ta kurulan Actors Studio üyesi birçok ünlü oyuncu, bu enstitüde eğitim gördü. Strasberg’in öncülüğünde geliştirilen “Metot oyunculuğu” ekolünden geliyor. Marilyn Monroe’dan James Dean’e, Al Pacino’dan Robert De Niro’ya, Alec Baldwin’den Angelina Jolie’ye kadar üç kuşaktır birçok Amerikalı oyuncunun eğitimini aldığı bir ekol bu. Aktörlük ve senaryo yazarlığı da yapan Tom Badal, Lee Strasberg ve Elia Kazan ile birlikte çalışmış. Strasberg’in 1982’deki ölümüyle, enstitüdeki eğitimi birkaç arkadaşı ile birlikte sürdüren isimlerden olmuş.

Actors Studio’ya ilk başvurduğunda 17 yaşında olan Badal, birçok ünlü oyuncunun sürekli eğitimle mesleğine yatırım yaptığını söylüyor: “Marilyn Monroe asla oyuculuğuna yatırım yapmayı bırakmamıştı, Dustin Hoffman ve Ed Harris de öyle. Marlon Brando harika bir aktördü. Nick Nolte’nin çok derin bir oyunculuğu var. Ben Kingsley’i de çok beğeniyorum. Antony Hopkins bence tiyatro sahnesinde daha da iyi olan bir isim. Gary Cooper ya da Cary Grant çok yakışıklı adamlardı ama aslında Amerika’da harika aktörlerin büyük bölümü güzel görünen tipler değil.”

BRAD PİTT SAPIK ROLÜNDE ÇOK İYİ

Badal’a göre günümüz oyuncuları için de bu kural değişmemiş: “Örneğin Brad Pitt, çok yakışıklı bulunmasına rağmen en iyi oyunculuğu deli ya da sapık rollerini oynarken sergiliyor. Fight Club filmini insanlar beğendi ama ben beğenmedim. Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi ise güzel bir filmdi. Bu karakter oyunculuğu olan bir eserdi ve bu yüzden de film ilginçti.”

Ona göre Amerika’da ve dünyada yaşanan siyasi değişimler sanatı ve film endüstrisini de etkiliyor. Artık büyük bütçeli ve süper kahraman filmlerinin sonunun geldiğini düşünüyor: “Die Hard, Terminator gibi serilerin artık bitmek üzere olduğunu görüyorsunuz. Slumdog Millioner filmi Oscar kazanabildi. Bu film, dünya genelinde milyar dolar gişe yaptı ve sadece 10 milyon dolara mal oldu. Filmde çocuklar oynuyor, hiçbiri tanınmış değil. Düşünün, film İngilizce bile değil. Büyük bölümü altyazılı ve milyar dolar kazandırıyor.

Bu neden oldu biliyor musunuz? En çok Obama yüzünden... Toplumsal bakış açısı değişmeye başladı. Çünkü bütün bu siyah-beyaz ayrımı saçmalığı gibi ayrımcılıkların bitişi siyasete yansıdığı gibi sanata da yansıyor. Büyük patlamaların, dövüşlerin olduğu filmler artık demode. Artık iyi oyunculuğun ve daha iyi hikâyelerin dönemi geri geldi.”

Peki bazı filmler nasıl tüm dünyada başarı kazanıyor? “Çünkü gerçek evrenseldir. Gerçekçi olan ve duyguları da gerçek olan bir film başka bir kültürü de anlatsa başarılı olur. Dünya insanları birbirinden o kadar da uzak değil.”
 
 
 

 
 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle