GeriKelebek Yalnızlık göçmenliğin gölgesidir
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yalnızlık göçmenliğin gölgesidir

Yalnızlık göçmenliğin gölgesidir
refid:13066822 ilişkili resim dosyası

Apartmanlar, bloklar, siteler, gökdelenler, gecekondular... Dünyanın neresinde olursa olsun kent manzaraları dendiğinde evler olur ilk akla gelen.

Nedense yeni bir kente gittiğimizde sokakta karşılaştığımız insanlardan çok evlere bakarız. Hele bir de o kentte tek başımıza isek akşamları ışığı yanan her pencere bize yalnızlığımızı, yabancılığımızı iyice hissettirir. Yaşamını 30 yılı aşkın süredir Berlin’de geçiren Azade Köker son 15 yıldır da sanatsal çalışmalarını İstanbul, Bodrum ve Berlin başta olmak üzere Tokyo, Chicago, Seul ve Wolfsburg gibi kentlerde bir anlamda biraz göçmen olarak sürdürüyor. Yani o da bu yalnızlığa hiç yabancı değil. Şimdi bununla ilgili yorumlarını Casa Dell Arte Galerisi’nde 3 Aralık’a kadar görebileceğiz
Azade Köker Casa Dell Arte Galerisi’ndeki “Hibrid Mekânlar/ Koridorlar” başlıklı sergisinde geleneksel ve modernliğin çatışma yaşadığı kentleri mercek altına alıyor. Kentin farklı yaşam alanlarını, Hibrid/melez mekânları, geçiş alanları olarak koridorları ve günden güne kimliklerini yitiren kent sakinlerini konuk ediyor. Sanatçının 1980’lerden bu yana Terrakotta üzerine çalıştığı şehir manzaraları bir süredir resimlerine de konu oluyor. Azade Köker’e göre bu sergisindeki evlerin dış fasatları bizlere tutulan bir ayna. Belki de biraz bu yüzden perdenin gerisindeki gerçekleri düşünmemizi istiyor.

YALNIZLIK GÖÇMENLİĞİN BİR GÖLGESİDİR

“Her açılış bir kapanışı taşır, bir pencere gibi. Dış dünyayı nasıl kendi iç dünyamızda biçimlendiriyorsak, evlerin dıştan görünüşleri de bize bilmediğimiz, tanımadığımız iç dünyalar hakkında bir ses verir” diyor Azade Köker ekliyor: “Etnik göçlerin getirdiği ayrımcılık, ötekilik ve aidiyet eksikliği gibi duygularla damgalanmış çağımızda bireyin izolasyonu kaçınılmazdır.” Bunu da “Yalnızlık göçmenliğin bir gölgesidir” diyerek özetliyor.
Zaten Azade Köker’in şehir manzaralı tablolarının yanı başında yer alan giysi, perde ve koltuk gibi üç boyutlu nesneleri günümüz insanının yalnızlığını vurgular nitelikte. Köker, bu sergisindeki çalışmalarını “iki boyutluluktan üç boyutluluğa geçiş” olarak tanımlıyor. Üç boyutlu
yapıtlarını kat kat katlanan ve su ile ıslatılıp tekrar kurutulan kâğıt ve benzeri malzemelerle oluşturmuş. Sanatçı bu malzemeleri ve tekniği geçmişten arta kalan rutubet kokusunu hissetmemize yardımcı olması amacıyla kullandığını söylüyor.

PERDELERİN GERİSİNDEKİ GERÇEKLER

Sergideki evlerin, pencerelerin ve perdelerin ardındaki gerçek yaşamı sorgulayan resimler, heykel ve yerleştirmeler izleyeni de kent ve kentlerde olup biten yaşam üzerine düşünmeye davet ediyor. Yapıtlar bizleri hem kendi belleğimizin kıvrımlarında hem de bizde izi olan kentlerin ara sokaklarında yolculuğa çıkarıyor. Perdelerin gerisindeki gerçekleri göstermeye çalışıyor. Mısır Apartmanı’ndaki Casa Dell Arte Galerisi’nde 3 Aralık’a dek açık olan sergiyi kaçırmayın.

Azade Köker kimdir?

Azade Köker, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdikten sonra Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde lisans, heykel bölümünde ise lisans üstü çalışmalarını tamamlamış. Türk çağdaş sanatının en önemli temsilcilerinden biri olan Azade Köker 1980’den günümüze yurt içi ve dışında yüze yakın karma sergiye katılmış, yirminin üzerinde kişisel sergi açmış. Yapıtları kamusal alanlarda, müze ve koleksiyonlarda yer alıyor. 1992 yılından bu yana da Almanya’nın çeşitli üniversitelerinde ders veriyor ve aynı zamanda Braunschweig Teknik Üniversitesi Plastik Sanatlar Ana Sanat Dalı Başkanlığını yürütüyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle