GeriKelebek YALNIZ İNSAN (merdiven midir, hiç bir yere ulaşmayan?) Bülten Sokak yokuşunda bir yaşlı adam, bir Cumartesi ikindisi. Ellerinde poşetler, iki adım yürüyor,
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

YALNIZ İNSAN (merdiven midir, hiç bir yere ulaşmayan?) Bülten Sokak yokuşunda bir yaşlı adam, bir Cumartesi ikindisi. Ellerinde poşetler, iki adım yürüyor,

YALNIZ İNSAN (merdiven midir, hiç bir yere ulaşmayan?) Bülten Sokak yokuşunda bir yaşlı adam, bir Cumartesi ikindisi. Ellerinde poşetler, iki adım yürüyor, bir ara veriyor, tekrar iki adım atıyor, tekrar duruyor. Bülten sokak yokuşunda yaşlı bir adam, poşetlerinde yıllar.-Amca, atla arabaya, seni evine bırakayım.Ve eve dönüş...-N'aber kızlar?Mutluyum, hem de çok mutlu. Dudaklarımda "Giresun'un içinde, iki sokak arası" ıslığı, basit bir eve bırakmanın kocaman mutluluğunu yaşıyorum.Yaşlıların korkunç yalnızlığını bilir misiniz? O bedenine bir zamanlar olduğu gibi hükmedememeyi, bırakın poşeti, kendini taşıyamamayı, o aranmamayı, o korkunç sessizliği, o pek çok yaşıtını, dostunu uğurlamayı, hatta artık uğurlamaya dahi gidemeyişi bilir misiniz?Belki bankta baharın ilk güneşinde kazağı çıkartıp güneşlenmeyi düşlersiniz. Belki bank, lambası bozuk bir parkta öpüşmeyi anımsatır size. Bank bir hesaplaşmadır yaşlılıkta, bir kitap sonu gibi, bir eski dostla bazen, sonuç çıkartmaktır.Yaşlılık son yalnızlıktır. Ondan sonra büyük buluşma bekler sizi. Bütün özledikleriniz, doyamadıklarınız, "keşke burada olsaydı"larınız, başka bambaşka, hiç ummadığınız şeyler bekler sizi.Yalnız kelimesi bile altı harften oluşmuşken, insan gittikçe artan bir dozda yalnızdır tüm bir hayatta. İnsan yalnız, yapayalnız doğar, yalnız yapayalnız ölür. Gerisi teferruattır.(aslında bu yazının gerisi de teferruattır.)"e" şıkkını karalarken bir sınavda, asılan notlara bakarken panoda, takıma alınmadığın bir maçta, sünnet olduğun yatakta, beyaz bir duvağın ardında, telefonun ucunda, sorguda, kendi bacağından asıldığın kancada, bir şarkıda, yollarda, "Chat" yaparken ekranda, hatta sarılırken yatakta yalnızdır insan.Kardeşlerin olabilir, çoluk çocuk pembe panjurlu bir evin, sana düşkün eşin, ama bu bir gerçeği değiştirmez: insan yalnızdır, hem de çok yalnız.Nefes almakta zorlandığın bir mitingde de çok yalnız olabilir insan, sana düzenlenmiş sürpriz bir doğum günü partisinde de. Alkışlandığın bir birincilikte, hem de takım halinde elde edilmiş bir birincilikte.Bu yalnızlık sana mutluluk veriyorsa mesele yoktur. İç barışınla üretir durursun. Büyük keyif alırsın dinlediğin gitarda yanlış basılan akordan, uzun bir yolculuğa çıkmaktan, herşeye sil baştan başlayabilecek gücü bulmaktan.Bu yalnızlık, mutsuzluğun tarifi olmuşsa ve korku yüreğinde bir yangın yerinin adıysa; poşetlerin çok ağır olur, inin cinin top oynamadığı, kuşun uçmadığı, kervanın ve benim arabamın bile geçmediği, dik Bülten Sokak yokuşunda.Yalçın ERGİR - 25 Eylül 2000, Pazartesi