GeriKelebek Ya o masadaki siz olsaydınız?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ya o masadaki siz olsaydınız?

Ya o masadaki siz olsaydınız?
refid:17687879 ilişkili resim dosyası

Kanal D’nin merakla beklenen yarışma programı “Şanslı Masa” bu akşam başlıyor. Programın moderatörlüğünü üstlenen yakın arkadaşlar Sinan Çalışkanoğlu ve Orçun Kaptan, “Ekran başındakiler programımızı ‘Ya o masadaki ben olsaydım’ diyerek izleyecek” diyor.

“Şanslı Masa” nasıl bir program?       

Orçun Kaptan: Eğlenceli bir yarışma programı. Önce bir mekân, sonra da o mekânda bir masa seçiyoruz. Oraya oturan kişilerden birini, bir bahaneyle yanımıza davet ediyoruz. Eğer bizimle oynamayı kabul ederse, ona bir kulaklık takıyoruz. Masasına döndüğünde, kulaklığından birtakım talimatlar veriyoruz. Eğer ondan istediklerimizi yerine getirirse, 5 bin liralık para ödülünü kazanma şansını elde ediyor.

Sinan Çalışkanoğlu: Şanslı masaya oturanları önce bir süre izliyoruz, içine kapanık mı yoksa kendine güveni yerinde mi, ona bakıyoruz. Sonra da yanımıza kız ya da erkek, seçtiğimiz kişiyi davet ediyoruz. Bu arada yarışmacının para ödülüne ulaşmak için beş aşamadan geçmesi gerekiyor. Kazandığı para, aşamalara göre katlanarak artıyor. Biz onlara her aşamadan sonra devam edip etmek istemediklerini soruyoruz. Şu ana kadar 30’un üzerinde bölüm çektik, devam etmek istemeyen çıkmadı.

Diyelim ki yarışmacı üçüncü aşamadan sonra devam etmek istemedi, kazandığı tüm parayı bırakmak zorunda mı kalıyor?

Sinan Çalışkanoğlu: Hayır, o aşamaya kadar kazandığı kadarını alıp gidebilir. Ama dediğim gibi yarışmacılarımızdan hiçbiri yarıda bırakmadı.

YARIŞMACILAR DOĞAL OLMALI

Yarışmanın en önemli noktası ne sizin için?

Orçun Kaptan: Yarışmacıların talimatlar karşılığında yaptıkları tamamen gerçek olmalı ve karşısındaki kişi veya kişiler “Bana şaka mı yapılıyor” dememeli. Bu yüzden yarışmacıya yapması gerekenleri söylerken, sağlam bir temele dayanmasına özen gösteriyoruz. Biz de Sinan’la televizyondaki maça müdahale eder gibi bir durumdayız ve bu çok eğlenceli. Ekran başındakiler de kesinlikle programımızı “Ya o masadaki ben olsaydım” diyerek izleyecek.

Çekimleri hep aynı mekânda mı yaptınız?

Sinan Çalışkanoğlu: Program yayınlanmadan önce hep aynı mekânda çekim yaptık ama artık çok kolay deşifre olabileceği için sosyoekonomik anlamda farklı yerlerdeki restoran ve kafelerde de çekim yapacağız. Çünkü deşifre olursak, bir süre sonra şaka yaptığımız kişiler bize şaka yapmaya başlar.
Orçun Kaptan: Hatta farklı kentlerde olmayı da düşünüyoruz.

ANNENE “BEN EŞCİNSELİM” DE!

Bu format yurtdışı meşeli mi?

Orçun Kaptan: Evet, orijinal adı da “Deal With It”. Daha önce birçok ülkede yayınlanmış. Ama o formatı öyle bir hale getirdik ki, çok Türk oldu.
Sinan Çalışkanoğlu: Yurtdışı formatında “Annene ‘Ben eşcinselim’ de ve devam et” gibi bir talimat vardı mesela. Biz, seçilen kişiliklerin durumuna göre hikâyeyi ilerletiyoruz.

Orçun Kaptan: Orada karşılıklı ciddiyetten gelen bir komiklik ortaya çıkıyor. Ama biz bunu yapamayız. Biraz daha mantıklı ve zeki olman lazım, çünkü Türk insanı hemen anlar.

BAKIŞARAK ANLAŞIYORUZ

Siz uzun zamandır arkadaşsınız, değil mi?

Sinan Çalışkanoğlu: 11 yıldır Orçun’la aynı sahneyi paylaşıyoruz. O yüzden sadece bakışarak bile anlaşıyoruz.
Orçun Kaptan: Sinan karşı tarafa bir şey yapmasını söylediğinde, ben onun nereye gideceğini tahmin ediyorum. Aslında aynı anda konuşuyoruz. Öyle olmasaydı, böyle bir program yapamazdık. Sahnede doğaçlama tiyatro yaptığımızda da Sinan’ın bir sonraki cümlesini tahmin edebiliyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle