GeriKelebek Vurdu kırdıyı hiç sevmem
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vurdu kırdıyı hiç sevmem

İbrahim Tatlıses, Türkiye'de verimli ve üretken insana karşı, bazı çıkar çevrelerinde büyük bir kıskançlık duyulduğu düşüncesinde. Yapmayı planladığı per çok işi bu nedenle gerçekleştirimemiş. Sık sık karakolluk olmasını da bu kıskançlığa bağlıyor. ‘‘Vurduyu kırdıyı hiç sevmem’’ diyen Tatlıses, giydiği bir gömleğin bile dedikodu konusu yapılmasından şikayetçi...

İbrahim Tatlıses son zamanlarda Urfa'daki garibanlık günlerini arar gibi. Bir evde on nüfus bir arada yattıkları damları özlemiş sanki. Burada öylesine bir trafik içinde ki, sormayın gitsin. Yanında gölge gibi dolaşan korumalar, danışmanlar, onun bütün saatlerini planlıyorlar. Urfalı İbo şimdi tam bir zaman fukarası olup çıkmış. Belki Cumhurbaşkanına ulaşabilirsiniz ama Tatlıses'e ne mümkün. Eh, ne de olsa holding patronu.

- Yener ağabey, Urfa'da çok huzurlu, çok rahattım, yemin ederim. Burada huzursuz ve rahatsızım. Düşün ki, ben soğan, sarmısak bile yiyemiyorum ağzım kokacak diye. Biraz evvel patlıcanlı kebap yedik. Ne güzel kırmızı soğan vardı, patlıcanlı kebabın ilacıdır ama yiyemedim. Niye? Sahneye çıkacağım, insanlarla karşı karşıya geleceğim, onlarla yakın markaja gireceğim. Ağzım kokmasın diye yiyemedim soğanları, böyle baktım hasretle. Urfa'da soğan ekmek yiyordum, bana kardeşim ağzım kokarmış. Sarmısak yemişim kime ne? Haftada bir gün evde Derya'yla karşılıklı kaldığımız zaman soğana, sarmısağa yumuluyoruz...

Bir giydiğini bir daha giymiyor İbo. Çeşit çeşit yelekler, gömlekler, ceketler, tişörtler. Bunları kendi mi alıyor, yoksa reklam için armağan mı ediyorlar?

- Sponsor olanlar ayrı, ötekileri ben cepten alıyorum, kim verecek ağabey? Mecburum böyle giyinmeye. Mesleğimden dolayı marka giymezsen konuşuluyor, giysen yine konuşuluyor. Urfa'da biz ‘‘hırçık’’ deriz, yırtık pırtık giyiniyordum, kimse bir şey demiyordu. Burada bir gömleğe verdiğim parayla orada dört tane elbise alırsın, on sene giyersin. Burada bir gömleği 200 milyona alıyorsun, giyiyorsun beş sefer, ondan sonra veriyorsun başkasına. Elbiselere verdiğim parayı anama desem, beni tam yirmi dört saat döver. Amerika'ya gittiğimde Maksim'de giymek için on bin dolar elbise parası verdim, ne yapayım sahneye çıkıyoruz, almaya mecburum.

HODRİ MEYDAN

Sevgili Tatlıses, hangi taşı kaldırsak altından sen çıkar oldun. Polisle ne işin var senin?..

- Doğru Yener ağabey, çok haklısın. Türkiye Cumhuriyeti'nde sanatçıya karşı, sivrilen insana karşı alerji var. Ya onun gibi olmak, ya da onun kazandığından faydalanmak isteniyor. Ben Allah'tan başka kimseye haraç vermem, benden kimse haraç alamaz. Eğer alan varsa burada sana söylüyorum hodri meydan. Almak isteyen var, ama veren kim? Eğer kavga gürültü seviyorsam beş çocuğumun da cenazesi önüme gelsin. Vurmayı kırmayı, karakollara gitmeyi tövbe hiç sevmiyorum. Ben artık 44 yaşında adamım, ne işim var oralarda? Polis ekibi beni gazinodan alıyor, sabaha kadar uykusuz Organize Suçlar Bürosu'nda sabahlıyorum. Sabah yedide ifadem alınıyor, saat birde çıkıyorum savcının karşısına. Ağabey, benim o savcılarla, hakimlerle oturup çay içmem, sohbet etmem lazım. Oysa ben sorgulanıyorum onların karşısında, suçlanıyorum, iftiralarla karşılaşıyorum. Yemin ederim hıncımdan çok ağladım orada. Niye ben Yener ağabey? Ben ne kötülük yaptım insanlara?..

Urfa,Konya'yı geçecek

İbrahim Tatlıses, çok yakın bir gelecekte Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun cazibe merkezi haline geleceği inancında. Çok yakında batıdan doğuya ‘‘tersine göç’’ yaşanacağını söylüyor:

- Doğu Anadolu tokatını dünya kurulurken yemiş tabiattan. Kurak, su yok, ağaç yok. Sonra insanlar bakmış ki, Batıda yeşillik var, deniz var, su var, Avrupa'ya yakın, gelmişler İstanbul'a yerleşmişler. Bu güzelliği bırakıp eski yerlerine gidememişler, körleşmiş orası. Okul çok uzakta, öğretmen derse gitmiyor. Bunlar birikiyor, cahil çoğalıyor, okumamış çoğalıyor. Aslında aynı beyin, aynı el, aynı göz, aynı vücut İstanbul'dakinle. Burada eğiten var, orada eğiten yok. İşte geriledik, geriledik bugünlere geldik. Ama gereken yatırımlar yapılıyor. Urfa eski Urfa değil, Gaziantep'e bakıyorsun eski Antep değil. Van'da uçak mı vardı?..

Yüzde bin değişim var. Diyarbakır'a bakıyorsun orası da değişmiş. Mardin, Elazığ, Maraş, Tatvan öyle. Gittikçe gelişiyor. Ama terörle ilgili olaylar insanları ürkütüyor. Can pazarı bu. Terör girince hepsi durdu, gerilemeye başladı. Önce terör bitecek, insanlar oraya gönülden bağlanacak. Ben inanıyorum, Urfa beş sene sonra Konya'yı geçecek, büyüyüp çok zenginleşecek. Şimdi buradaki zenginlerin İstanbul'a göçeceğine inanmıyorum. Doğuda olan nefes, özellik burada yok. Biz İstanbul'da her gün zehirleniyoruz, ama orada öyle bir şey yok. Gece yıldızların altında damda yatarsın, burada öyle bir keyif nerede?..

Çocuklar için yaşıyoruz

Tatlıses, insanın çocukları için yaşadığını söylüyor. Günümüz insanının ‘‘paranın dışında bir şey ’’ düşünmediğini belirten Tatlıses, şöyle konuşuyor:

- Bütün çocuklarımı severim, hepsinin yeri bende ayrı. Sevgi kilosuna koyarsan Gülden, Gülşen, Ahmet, İbrahim ve Melek hep aynı gelir. Ama bütün ailelerde en çok en küçük olan sevilir. En büyük çocuğum Ahmet çok terbiyeli bir oğlan oldu. Şu anda Isparta'da beş aylık asker. Onlar için çalışıyoruz, başka ne olacak? Doğmuşuz kundakla, gidiyoruz kefenle. Aslında paranın dışında çok götürülecek şey var oraya. Ama kimse bunun hesabında değil. Yaptıkların, ettiklerin seninle birlikte gidiyor. Ben ‘‘Bugün Allah için ne yaptın?’’ kelimesini çok severim.




Yorumları Göster
Yorumları Gizle