Vasiyetim kavuÄŸun içinde saklı

Güncelleme Tarihi:

Vasiyetim kavuğun içinde saklı
OluÅŸturulma Tarihi: Ocak 10, 2005 00:00

28 Ocak’ta vizyona girecek ‘Şans Kapıya Kırınca’ filminin çekimleri için Küba’ya giderek hacı olan(!) Ferhan Åžensoy, Kelebek’in sorularını yanıtladı. Yeni filmden girip Dümbüllü’nün kavuÄŸundan çıktığımız röportaj sırasında Åžensoy, ‘KavuÄŸu devretmeden ölürüm diye, vasiyetimi kavuÄŸun içine sakladım’ dedi.Büyük Yalnızlık’ın baÅŸarısızlığı galiba sizi sinemadan soÄŸutmuÅŸtu. Niçin 14 yıl sonra sinemaya döndünüz?‘Büyük Yalnızlık’ filminden memnun kalmadığımı yönetmen Yavuz Özkan’a da söylemiÅŸtim. Ama Büyük Yalnızlık’ın baÅŸarısızlığı sinemaya küstürmedi beni. Sinema benim için tiyatronun yanında hep flört kalmıştır. Oynamak istediÄŸim projeler oluyordu, tiyatronun tarihlerine uymuyordu.- Peki ‘Şans Kapıyı Kırınca’ için sizi nasıl ikna ettiler? Film Küba’da çekildi. Tatil arası film durumu mu söz konusu yoksa?Filmin Küba’da çekilmesi, sadece bana deÄŸil bütün kadroya ‘Ya bir dakika oynayabilirim bu filmde’ dedirten maddelerdendi. Açıkcası bu film Konya’da çekilseydi oynamazdım. Küba öyle her gün gidilen bir yer deÄŸil. Sonra senaryoyu okuyunca hoÅŸuma gitti. Esprisi bana çok yakın, durum komiÄŸi çok saÄŸlamdı. - Nasıl bir Küba ile karşılaÅŸtınız? Küba’ya turist olarak gidenler meydanlarda dilencileri görünce, Türkiye’ye döner dönmez ‘Küba’da sefalet var’ edebiyatı yapar. Küba’da sefalet yok mu? Var ama Küba’da BeyoÄŸlu’ndakinden farklı bir sefalet yok. Küba’da fuhuÅŸ var diyorlar ama BeyoÄŸlu’ndaki kadar yok. Bunlar Amerika’nın çıkardığı sloganlar. Zaten Küba ilgili ‘Hacı Komünist’ adlı bir kitap yazdım, yakında piyasaya çıkar. Buradan bir arkadaÅŸ Mekke’ye gidince hacı oluyor da, ben Ferhan Åžensoy olarak dünyanın son komünist ülkesi Küba’ya gidince niye hacı olmayayım? Kitabın mantığı da buradan hareket ediyor. Küba’da kötü giden ÅŸeyler tabii ki var. Ama bunun en büyük sebebi Amerikan ambargosu... Yarın Fidel Castro ölse, Küba’da düzen deÄŸiÅŸmeyecek. Küba halkı, Amerika’nın burnunun dibinde bağımsız olmaktan ve IMF’ye bir kuruÅŸ borçlarının olmamasından gurur duyuyor. - Fazlasıyla mutlu insanlar galiba...Kübalılar sabahtan akÅŸama kadar rom içip, ÅŸarkı söyleyip, dans ediyor. Öyle uzun hava söyleyecek kadar keyifsiz insanlar deÄŸiller. Ãœlkenin yarısı çalıyor, yarısı dans ediyor.- Fidel Castro ile tanışmanız son anda iptal olmuÅŸ. Evet son anda iptal oldu. Ama şöyle ilginç bir durum da yaÅŸadık: Çekim yaptığımız yol trafiÄŸe 20 dakikalığına kapandı. Tabii büyük bir konvoy oluÅŸtu. Trafik açıldığında bir de baktık Comandante’nin arabası geçiyor. MeÄŸer o da bekliyormuÅŸ 20 dakikadır orada. Kitap okurmuÅŸ bu durumlarda arabasında. Ä°ÅŸte kültür farkı buna denir.- Dümbüllü’nün kavuÄŸunu sizden sonra kim taşıyacak?Bu kavuÄŸa sahip olacak kiÅŸinin, Türk tiyatrosunu ve bizim gibi geleneksel tiyatrodan sentez yapan çaÄŸdaÅŸ tiyatroyu geleceÄŸe taşıyacak bir bayraktar olması lazım. Ä°kincisi, halkın bu kiÅŸiyi kabul etmesi gerek. Üçüncüsü, bu kiÅŸinin tiyatro adamı olması gerek. EÄŸer tüm bu kriterlere sahip biri yoksa, bu kavuÄŸu vermek zorunda deÄŸilim. Müzeye veririm.- Peki ya kavuÄŸu veremeden ölürseniz?Ben de vasiyetimi kavuÄŸun içine yazdım. KavuÄŸu veremeden ölürsem, o sırada Ortaoyuncular’da oynayan bütün oyuncular jüri olmak kaydıyla ya aralarından ya da Türk tiyatrosundan birinin başına takacaklar. Kimseyi bulamazlarsa, kavuk müzeye kaldırılacak.- EÄŸer gelecekte tiyatronun formatı deÄŸiÅŸirse, Cem Yılmaz’a bu kavuk verilir mi? Öncelikle ÅŸunu söyleyeyim: Kavuklu öyle çabuk, zırt diye çıkan bir ÅŸey deÄŸil. Stand-up’la falan alakası yok bu iÅŸin. Tiyatrocu olunacak. Cem Yılmaz’ın benim de güldüğüm esprileri var ama her ÅŸeyine gülmüyorum. Zaten ben herkese çok zor gülen bir insanım. Oraya giden kitle de tabiri caizse uçara kaçara gülüyor. Gülmezlerse stand-up yapan arkadaÅŸ gülüyor, izleyiciler de onun gülüşüne gülüyor. Cem Yılmaz komik ama bir tiyatrocu deÄŸil. Ä°ki saat sahne götürecek bir aktör performansı yok. Ne olursa olsun, aÄŸzıyla kuÅŸ tutsa bile, aktör olmayan birinin sahnede iki saat bulunması beni hep rahatsız etmiÅŸtir. Bu sadece Cem Yılmaz için geçerli deÄŸil, dünyada da bir sürü örnekleri var. Elini cebine sokup, saÄŸdan sola yürüyüp bir ÅŸey anlatmak çok moda. Ancak dünyadakiler bunu 20 dakika yapıyor, bizim arkadaÅŸlar ‘Ferhangi Åžeyler’i izleyip büyüdükleri için hep iki perde yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini.- Biraz daha açabilir miyiz?Bu arkadaÅŸlar Amerika’ya gidip stand-up izleyip çıkmadılar ki... Her gün Küçük Sahne’ye gelip, bizi izlediler. Tayfun Güneyer bunu itiraf ediyor. Kendisi 28 defa ‘Ferhangi Åžeyler’i izlemiÅŸ. Bu oyunlardan beslenerek ‘Ben de anlatırım’ deyip ortaya çıktılar. Ben de bu arkadaÅŸların tiyatrocu olmadığını söyledim. ‘Evet haklısınız, biz tiyatrocu deÄŸiliz’ dediler. Daha sonra bunlara isim arandı ve stand-up’çı denildi. Ä°ÅŸin ilginci, stand-up’çı sözcüğü bunlar ortaya çıktıktan çok sonra Türkiye’ye geldi. Stand-up’ın en kralı, batıda 20 dakika... Stand-up yapan beÅŸ kiÅŸi sırayla sahneye gelir. En komik stand-up’çı ise en son çıkar. Batıda bu böyle, bunun adı da stand-up club... Bu arada röportajın çizgisi ‘Şans Kapıyı Kırınca’dan çıktı, ‘Cem Yılmaz kavuÄŸu alamaz’a dönüştü.- Dümbüllü’nün geleneÄŸi komedi üzerine kurulu. Siz ‘Tiyatronun formatı deÄŸiÅŸirse’ deyince aklıma Cem Yılmaz geldi. Ne derseniz, onu yazacağım.Ama ondan sonra bu röportaj okunuyor. Cem Yılmaz, ‘Ben Ferhan Åžensoy’u çok seviyorum, zaten onun kitabını okuyorum’ diyor. Ardından Yılmaz ErdoÄŸan birden bire üstüne alınıyor ve cevap veriyor. Bu saçma bir ÅŸey. Ben o arkadaÅŸlarla böyle bir polemiÄŸe de girmek istemiyorum. Zaten benim kuÅŸaktan deÄŸiller. Türk tiyatrosunu dert edinirler ya da edinmezler, bu onların sorunu...Küba’da puro tutkusu arttıÇekim süresince kaldığı Küba’da puro tutkusunun arttığını söyleyen Ferhan Åžensoy, ünlü Küba purolarını ‘Sabah kahvaltısında bir yakıyorsun akÅŸam üstü olunca anca yarılıyorsun’ diyerek anlattı. Åžensoy, kadınların bacaklarında sarılmasının puroya ayrı bir özellik kattığını düşünmüyor.Türkçe’yi bozduÄŸum için suçlamışlardıOha falan oldum gibi oynamaların Türk diline zarar vereceÄŸini düşünmüyorum. Argodan, küfürden, dille oynamadan kaçmayı tutuculuk olarak kabul ediyorum. Dilimiz bozuluyor diye düşünenler, kullanmasın. EÄŸer halk kullanıyorsa bu tür dil oyunlarını, o zaman sorun yok demektir. ÖrneÄŸin benim uydurduÄŸum ‘Anlat anlat heyecanlı oluyor’ lafı birden bire bütün Türkiye’nin aÄŸzında dolaÅŸmaya baÅŸladı. Geçenlerde kızlarıma deyimler sözlüğü aldım. Bir de baktık ki, deyimler sözlüğünde ‘Anlat anlat heyecanlı oluyor’ geçiyor. Sanki atalarımız söylemiÅŸ gibi... Ben ‘Anlat anlat heyecanlı oluyor’ dediÄŸimde de ‘Dilimizi bozuyor’ diyenler vardı. Ama ÅŸimdi bakıyorsunuz, bu söz deyimler sözlüğüne geçmiÅŸ. Dilimizi bozarken atalardan biri olduk!- SaÄŸlık sorunlarınız var galiba, çok zayıfladınız...Her zamanki gibi... Pankreasımda kronik akut sorunu var. Ciddi bir rejime girdim. YaÄŸ hiç yemiyorum. Ekmek neredeyse yemiyorum. Alkolün dozu çok azaldı. Bütün bunları yaptığın zaman kilo veriyorsun. Zayıflayın, uçak koltuÄŸunda daha rahat ediyorsunuz. - Mükemmel bir aile tablosu çiziyordunuz ve bu tablonun parçalanması bizi ÅŸaşırttı.Bir ÅŸey bitmedi, aile hálá var, görüşüyoruz. Her hafta sonu birlikte yemeÄŸe gidiyoruz. Genelde oyunumun olmadığı pazar günleri birlikte yemeÄŸe çıkıyoruz. Arada kızlarım tiyatroya geliyor, bazen ben onları okuldan alıyorum. DeÄŸiÅŸen fazla bir ÅŸey yok yani. Derya ile sadece karı kocalığı bitirdik, dostluÄŸumuz devam ediyor. Bodrum’daki evimiz duruyor, ailenin düzeni devam ediyor. Biz sadece yatak odalarını ayırdık.- Peki Derya Hanım oyunlarınızda oynayacak mı?Derya ÅŸu anda tek kiÅŸilik bir oyun oynuyor. Onun tercihi bu, isterse burada da oynar. Oynaması gereken bir rol olursa, niçin oynamasın ki? Biz meslek anlamında kopmadık. DediÄŸim gibi sadece karı kocalığı bitirdik.- Evin cıvıltısından uzak, yalnız yaÅŸamak nasıl bir duygu?Çok özlediÄŸim ve aradığım bir ÅŸeydi. Ailemi özlediÄŸim zaman görüşüyorum. Ama yalnızlık yazarlıkta çok önemlidir. 48 saat bırakın beni, hiç telefon çalmasın, ciddi bir ÅŸeyi bitiririm bu zaman içerisinde.- Ama bize yansıyan tablo çok güzeldi. Televizyondan bakınca güzel bir tablo çıkıyor ortaya. Ama o camekanda Akbank filmi var, sen yaÅŸamıyorsun ki o hayatı! Bizim de yaÅŸadığımız özel ÅŸeyler var. Bir yerden sonra ‘Sana ne’ diyeceÄŸim sorular var!Kavuk geleneÄŸi nasıl baÅŸladıGeleneksel Türk Ortaoyunu’nda meddahların simgesi olan kavuk, meddahlar tarafından belli bir süre taşındıktan sonra, emekliliklerine yakın, bu sanatı layığıyla yapacak kiÅŸiye devredilir. Kel Hasan Efendi’den Ä°smail Dümbüllü’ye, ondan Münir Özkul’a ve son olarak Ferhan Åžensoy’a geçen kavuÄŸu taşıyan meddah, ortaoyunun en üst kademesinden bulunan sanatçıdır. Ortaoyunda ‘Kavuklu’ karakteri ise gölge oyunundaki Karagöz’e tekabül eder ve dobra konuÅŸan, halkın düşüncelerini en yalın haliyle yansıtan bir karakterdir.Çoçuklar da ayrılığı olgunlukla karşıladıTabii Derya Hanım yok artık. Ama daha önceleri uzun süre bekar yaÅŸadım, antrenmanlıyım yani. Yemek de yapardım. Uzun evlilik hayatı içerisinde unuttuÄŸum bazı özellikleri yeniden hatırlamaya çalışıyorum. Geçenlerde Fransız arkadaÅŸlarım beni ziyarete geldi. Onlar gelmeden kendi kendime şöyle dedim: ‘Derya olsa ne yapardı?’ Hemen onun yaptıkları geldi aklıma. - Ayrılmanıza çocuklarınız ne dedi? Bir ÅŸey demediler. Üçüyle de oturup her ÅŸeyi konuÅŸtuk. Beni biliyorlar zaten. Bu kararı onlar da olgunlukla karşıladı. Çok önemsemediler yani. - Ayrılıktan dolayı sizde piÅŸmanlık var mı?Böyle düşünüp taşınıp ayrıldığımıza göre, ortak karar aldığımız anlaşılıyor deÄŸil mi? Bu yüzden piÅŸmanlık hiç yaÅŸamadım. Sevmem zaten piÅŸmanlık yaÅŸamayı.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!