GeriKelebek Vampirle görüşme
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vampirle görüşme

Vampirle görüşme
refid:13107053 ilişkili resim dosyası

Malum, Twilight (Alacakaranlık) serisiyle yatıp kalkıyoruz. İkinci film Yeni Ay, genç kızların büyük bölümünü ve bazı koca koca kadınları ikilem içinde bıraktı: Vampir mi kurt adam mı? Edward mı Jacob mı? Kızlar beyazperdede bu ikisini gördü mü çığlığı basıyor, Edward Bella’yı öpünce tüm salonda alkış kopuyor. Yahu bir kan emiciden ideal damat adayı, beyaz atlı prens olur mu, oldu işte. Üstelik tek rakibi bir kurt adam. Ne günlere kaldık...

Gerçi ben de Vampirle Görüşme gösterime girdiğinde, filmi 3 kez izlemiştim. Tam bir güzel adamlar geçidiydi çünkü. Ve evet, kabul etmek gerek, vampirlerin gizemli bir çekiciliği var. Ya da tüm klişeler doğru ve kadın cinsi marazi erkek seviyor, bilmiyorum. Her halükârda, gazeteci rolündeki Christian Slater’ın, Tom Cruise’un can verdiği (bir vampire ne kadar can verilebilirse...) vampir Lestat ile yaptığı röportajı izleyeli 15 yıl olmuş. İki gün önce ben de bir vampirle görüştüm. Maalesef karşımdaki Lestat çekiciliğinde bir erkek değildi.
Natalya Bliumina’nın varlığından, Benetton’un Colors dergisi sayesinde haberdar oldum. Derginin 2009 Sonbahar sayısı ergenlere ayrılmıştı ve St. Petersburglu Natalya da onlarca eksantrik tipten biriydi. 14 yaşından beri vampir olduğunu söylüyordu. Bu vampirle bir görüşme ayarlamak kaçınılmazdı. Fakat bizimki filmdeki gibi yüz yüze değil, bilgisayar başında geçti.

Gerçekten vampir olduğunu mu düşünüyorsun, yoksa vampirler gibi yaşamayı, davranmayı seven biri misin?
- Normal bir kız olduğumun farkındayım. Ama vampir tarafım benim için çok önemli. Bazen ikisinin arasındaki sınırı göremiyorum bile.

Peki bütün bunlar nasıl başladı, vampir olarak mı doğdun? Kanın tadını sevdiğini nasıl fark ettin?
- Kanın tadına ilk baktığımda 14-15 yaşlarındaydım. Yaz kampından tanıdığım arkadaşlarımla buluşacaktık. Tam yerini söylemek gerekirse, Nevsky’de sokak ortasında diyebilirim. Buluştuk, sohbet ettik. Bir kemerin altında, sokak müzisyenleriyle birlikte oturuyorduk. Arkadaşlarımdan biri sevgilisiyle gelmişti, adı Liuzek’ti, ki kendisi ilk kurbanım. Arkadaşım, kanın tadına bakmak isteyip istemediğimi sordu. Onun da bir vampir olduğunu sonradan öğrendim. Bir bıçak çıkardı ve sevgilisinin kolunu kesti. Önce kendisi kanı emdi, sonra bana denetti. Tadı çok hoşuma gitti.

Durumu fark edince ailen seni bir psikiyatra göndermek istemiş...
- Kolumdaki kesikleri fark edince, beni dosdoğru psikiyatra götürdüler. Vampir arkadaşlarım, bu kesiklerden kanımı içiyordu. Doktor bir seçim yapmam gerektiğini söyledi. Ya buna bir son verecektim, ya da akıl hastanesine gidecektim. Böylece, kendimi bu kadar ele vermemeye karar verdim. Arkadaşlarım da annemle konuşunca, sakinleştiler. Şimdi bir sorunumuz yok, ilişkimiz harika.

Her zaman insan kanı mı içiyorsun? Hiç hayvan kanı denedin mi?
- Bir kez inek kanının tadına bakmıştım.

Kan emmenin bir dozu veya periyodu filan var mı?
- Hayır yok, duruma göre değişiyor.

Bugüne kadar kaç kişinin kanını içtin?
- Saymadım ama sanırım 30 civarında.

Bu kadar tecrübeden sonra, kanın tadına bakarak grubunu söyleyebiliyor musun?
- Kokusundan ayırt edebilirim. A grubu tuzlu, B grubu tatlı. AB bu ikisinin karışımı gibi. Rh pozitif mi negatif mi olduğunu anlamam biraz daha zor. Sıfır grubuna nadir rastlanıyor. Belli bir mesafeden bile kanın kokusunu alıp grubunu söyleyebiliyorum.

Bir vampirin günü nasıl geçer? Yaşıtlarından ne gibi farkların var?
- Günlük hayatımda kendimi fazla deşifre etmiyorum. Tiyatro kostümleri satan dükkânlardan ve gotik giysiler yapan atölyelerden alışveriş yaptığım oluyor. Vampir dişlerini ise partilerde ve fotoğraf çekimlerinde takıyorum.

Ne tür müzik dinlersin?
- Klasik müzik, özellikle de keman.

Erkek arkadaşın var mı?
- Bir aralar vardı ama eşcinseldi. O yüzden cinsel bakımdan hiç birlikte olmadık.

Görüntünden korkan oldu mu hiç?
- Evet, sık sık başıma gelen bir şey.

Vampirlerle ilgili kitapları, filmleri takip ediyor musun? En beğendiğin vampir kim mesela?
- Kitap okumayı sevmediğim için filmleri izliyorum sadece. En sevdiklerim, Queen of the Damned (Lanetliler Kraliçesi), orada Stuart Townsend’in canlandırdığı vampir Lestat ve Interview With the Vampire’da (Vampirle Görüşme) Brad Pitt’in canlandırdığı vampir Louie.

Twilight serisi hakkında ne düşünüyorsun?
- İlk filmi daha çok sevmiştim. İkincisi vampirlerden çok kurtadamlar üzerine. İlk filmin vampirlerine bayılmıştım.

Başka vampir arkadaşların olduğunu söyledin. Aranızda buluşmalar, partiler düzenliyor musunuz?
- Evet, yazın şehir merkezinde takıldığımız özel bir meydan var. Vampirler ile gotiklerin takıldığı bir yerdir. Kışın çoğunlukla evlerde buluşuyoruz.

İnternette gruplarınız var mı?
- Rusya ve Ukrayna’da çok popüler bir online iletişim ağı var: vkontakte.ru. Orada pek çok vampir grubu bulabilirsiniz.

Gelecek için ne planlıyorsun?
- Üniversiteye gidip kariyer yapacağım. Sahne yönetmeni ve tiyatral şov programı yapımcısı olmayı düşünüyorum.

Peki hep böyle mi giyineceksin?
Evet.

Seyredilen dergi

Natalya’nın da dahil olduğu 100’e yakın ergen hikâyesi barındıran Colors, 76’ncı sayısına ulaştı. Bu sayıda yeni bir şey denemeye başlamışlar. Röportajlara ve sahne arkası çekimlerine ait fimleri izleyebiliyorsunuz. www.colorsmagazine.com adresine girip dergideki haberlerin üzerinde bulunan kare şeklindeki barkodu bilgisayarın kamerasına tutmak yeterli. Buna “Augmented Reality” teknolojisi deniyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle