GeriKelebek Vahşetin çağrısı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vahşetin çağrısı

Vahşetin çağrısı

Acaba Orta Asya bozkırlarında yaşamış atalarımın mirası mıdır? diye düşündüm. Yüksek dağların, sonsuz ufukların, uçsuz bucaksız bozkırların özlemi genlerime mi işlemiş?

Garip bir histi. Unutamadım.

*

Bir yabancı kanalda bir film seyrettim geçenlerde. Filmden çok bir belgesel gibiydi aslında. Konusu filan yoktu. ‘Son tuzakçı’ diye bir film. Filmde oynayan, hadisenin gerçek kahramanıydı, yani kendi hayatını oynuyordu, adı Norman Whinter.

‘Büyük Kuzey’ denilen (Alaska’nın Yukon bölgesi yahut Kanada’nın kuzeyi olabilir) bölgede yaşayan bir avcı-tuzakçı. Dağ başında bir ağaçtan kulübe, bir kızılderili kadın, kar köpekleri ve ... - 50’lere varan soğuk!

Ağaç kulübede gürül gürül yanan şömine, oduncu gömlekleri (hani bol renkli, kalın yün gömlekler), uçsuz bucaksız bir tabiat, baharda gürül gürül akan koyu yeşil nehir, kışın (Çıldır gibi) donmuş göller, diz boyu toz kar, doğmayı ve batmayı bilmeyen kurşun rengi güneş, uluyan kurtlar, buzlar gözülürken ağaçlardan düşen koca koca damlalar, taşların arasında oluşan minik akarsular...

Çivi gibi bir hava, baş döndüren oksijen, sağır eden bir sessizlik, kasveti kara bulutlar...

Dostlar...

Yine ‘vahşet çağırdı’ beni!

Durum kötü...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle