GeriKelebek Vadi yerinde, ya kelebekler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vadi yerinde, ya kelebekler

Vadi yerinde, ya kelebekler
refid:23852079 ilişkili resim dosyası

TRT ekranlarından tanıdığımız, emekli programcı Nazmi Kal uzun yıllardır hayalini kurduğu Mavi Tur’a çıktı bu yaz. Yolu Fethiye’deki Kelebekler Vadisi’ne de düştü. Yaşadığı hayal kırıklığını yazdı...

Milyonlarca kişi yazın Ege ve Akdeniz’e akın eder. Tarih ve doğa meraklılarını fazlasıyla doyuran bu seyahatin en güzel türlerinden biri kuşkusuz, ünlü yazar Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ve biraz da Bedri Rahmi’nin katkısı ile adı konan ‘Mavi Yolculuk’tur.
Ben bu yolculuğu ancak TRT’den emekli olduktan sonra, damadımın kiraladığı bir tekneyle yapabildim. Ailemle Göcek koylarını dolaştığımız bu gezinin benim için sürpriz ve hayal kırıklığı olan yanlarından söz edeceğim.
Önce sürprizler... Bir zamanlar inanç turizminden söz edilirdi. Göcek yakınlarındaki St. Nicolas Adası’nda bu açıdan ne kadar şanslı olduğumuzu ve bu kaynağı ne kadar hoyratça heba ettiğimizi gördüm, üzüldüm. Ben hep, TRT’deki ekonomi programlarımda söylerdim; Türkiye çok zengin bir ülkedir. “Bizim fakirliğimiz kaynak yetersizliğinden değil, yönetim zafiyetinden” derdim. Bu adada yapılabileceklerin ülkemiz turizmine neler katabileceğini düşündükçe, bu kanaatim daha da kuvvetlendi. Milyonlarca Hıristiyan gezgini çekebileceğimiz, Hıristiyanlığın yayılma dönemlerinden kalma dört kilisenin birini ibadete açsak, oradaki tarihi eserlerin sadece birkaçını restore etsek, orası bir inanç merkezi olur. Milyonlarca fanatik Hıristiyan’ın dolarlarını ülkemize kazandırırız. Ama nerede... Hepsi sadece bir harabe olarak kalmış.

Vadi yerinde, ya kelebekler

BEDRİ RAHMİ SÜRPRİZİ

İkinci sürpriz, kuş uçmaz kervan geçmez bir koyda Bedri Rahmi’nin kayaya çizdiği eserini görmek oldu. Bedri Rahmi’yi Fikret Otyam ve Turan Erol’dan çok dinlemiştim ama böyle bir koyda eserinin olacağını ve o koya adının konacağını düşünemezdim. Adını bu ıssız koylarda da yaşatıyorsun Koca Reis!
Şimdi de hayal kırıklığımı anlatayım... Yalanın ve istismarın bu kadarına pes doğrusu.
Kaptanımız o gün, Kelebekler Vadisi’ne gideceğimizi söyleyince çok sevindim. Yıllardır duyar merak ederdim ama gitmek nasip olmamıştı. Nasıl heyecanlanmayım... Düşünün, başınızın üstünde on binlerce rengârenk çeşit çeşit kelebek uçuşacak, kendizi korumak için gayret göstereceksiniz. Hayatta görmediğiniz, göremeyeceğiniz bir manzara. Çünkü Kelebekler Vadisi bir tane, başka yok! Kızım Tanju’nun anlattığına göre, bir de Rodos’ta varmış.

ÇAĞLAYAN DEĞİL SU HAVUZU

Bu hayaller içindeyken, kaptanımız bizi Kelebekler Vadisi sahiline yanaştırdı. Bizim gibi, bu doğa harikasını görmeye onlarca tekne gelmiş. 5 TL ödeyip içeri girdim. Hiçbir kart geçerli değil, özel mülkmüş. Yürüdüm, yürüdüm... Bir de ‘çağlayan’ tabelası var. Ama kelebekten eser yok. Bir tane bile! Ağaçlara ‘acaba’ diye bakıyorum ama boşuna. Bir tane bile yok. Söylenmeye başladım. Bir rehber “Ben buraya beş yıldır gelir giderim, bir keresinde iki tane gördüm. Yalnız mayıs ayında bir iki gün görünürmüş” dedi. Bir başka rehber de “Evet öyle” diye onayladı.
Yalanın ve istismarın bu kadarına hayret ettim doğrusu.
Çağlayan dedikleri de ip gibi suyun aktığı bir taş.
İnsanlar buralara giderken bu çağlayan denen garabeti görmek için düşebilirler. Yaşlısı var, genci var...
Anlayacağınız burada kelebekten eser yok. Sadece adı var. Bu koskoca bir yalan.
Hayret ettiğim şey, neden tur organizatörleri bu yalanı bile bile binlerce insana “Sizi Kelebekler Vadisi’ne götürüyoruz” diye tur düzenler. Böyle bir yalana, istismara acente sahipleri ortak olmuyorlar mı? Neden bugüne kadar bu gerçeği kimse dile getirmedi...
Yine de sürprizleri ve hayal kırıklıkları ile de olsa mavi yolculuk her zaman yapılmaya değer.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle