GeriKelebek Uzun boylu bir bakireyim!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uzun boylu bir bakireyim!

Efendim; genellikle bir kadının güzelliğini övmek istediğimizde, boyundan, posundan, bacaklarından, saçından, başından bahsederiz.

Övünmek gibi olmasın ama bende bunlar fazlasıyla mevcut. Hatta bunlara ilave olarak kadında makbul sayılan ve bazı insanların özellikle çok önem verdikleri, küçük ayaklara da sahibim.

(Boyum 1.72.. Ayakkabı numaram 35-36)

Gelin görünki bunların bugüne kadar hiçbir faydasını görmedim.

Ayaklarım sayesinde günde iki kez yeryüzüyle yakın temasa geçiyorum. Bunlar normal şartlarda gerçekleşen fiks düşüşler. Bir de yüksek topuklu ayakkabılar ya da yoluma çıkan, hain bir basamak gibi dış etkenler olursa, bu sayı artabiliyor.

Uykuya olan düşkünlüğüm yüzünden, günün yarısından fazlasını yatakta geçirdiğimi de gözönüne alırsak, benim yer çizgisine dik durduğum saatler sayılıdır.

Son bir ayda sahnede dört defa düştüm. En sonuncusunda Ece (patronum) iki masayı birleştirip üstünde oynamamı istedi. Oyun havasıyla çıktığım masadan ‘‘Güm!’’ sesiyle indim. Ece çok üzüldü, ama belli etmedi.

‘‘Daha masanın üstünde durmayı bile bilmiyorsun’’ dedi. O günden beri gündüzleri dükkana gidip masa üstünde durma provaları yapıyorum.

Gelelim boyuma; bir gün Sezen'le (Aksu) arabada gidiyoruz, araba bir çukura girdi ve çıktı.

O arada ben başımı arabanın tavanına vurdum ve bir ‘‘Ahh!’’ çektim. Sezen gülerek ‘‘Kafanı mı çarptın’’ diye sordu. ‘‘Evet’’ dedim.

‘‘Uzunluktan’’ dedi.

‘‘Sen çarpmadın değil mi?’’ dedim.

‘‘Çarpmadım’’ dedi. Ben de ‘‘Kısalıktan’’ dedim.

Dikkat ettiniz mi hep takılmalar, kısalarla uzunlara olur. Siz hiç orta boylulara tek söz edildiğini duydunuz mu?

Orta boylu bir yazar, bir gün köşesinde Araplar'dan alınma bir söz yazmıştı. ‘‘Uzunlar ahmak, kısalar fitne-fücur olurlar’’ diye.

Okuyunca çok alındım. Sonra kendimi teselli ettim. Belki ortadakiler, aşağıdakilerle, yukarıdakilerin karışımıdır diye. Halime şükrettim.

Bizim ailede herkesin boyu uzundur. Sezen, bir gün ablamın kızına ‘‘bu ne manasız boy’’ (1.80) diye takılmıştı.

Düşündüm de, Sezen haklı... Bağırsak, mide, böbrek, dalak, içimizde her ne varsa 1.50-1.60 cm'ye sığıyorsa ondan sonraki cm'lerin ne manası var?

Bir karış daha uzun yemek borusunun ya da ne bileyim, iki kıvrım fazla bağırsağın kime ne faydası var Allahaşkınıza?

Bana her zaman ‘‘Sizin boyunuz, posunuz yeter Pakize Hanım’’ derler. Bugüne kadar bunun neye yettiğini anlamış değilim.

Kısa boylu arkadaşlarımın ikişer, üçer defa mürüvvetlerini gördüm; benim nüfus kağıdımda hâlâ bakire yazıyor.

Bütün bunlara rağmen kendimi beğeniyorum ve halimden çok memnunum.

Gözünüz aydın, kendini beğenen bir yazarınız daha oldu.







Yorumları Göster
Yorumları Gizle