GeriKelebek Uygarlığa direnen göçebeler
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uygarlığa direnen göçebeler

Himbalar, Afrika'nın ve dünyanın en ‘‘ilkel’’ kabul edilen göçebe halklarından biri. Namibya ile Angola arasındaki topraklarda yaşıyorlar. ‘‘Sınır’’ kavramları olmadığı için iki devlet arasında göçebe olarak yaşıyorlar. Üzerlerinde uygarlığın en küçük nesnesini bile taşımayan Himbaların geleceği, bir baraj yapımı nedeniyle tehlike altında. Türkiye'nin en güzel gezi, doğa ve coğrafya dergisi Atlas, son sayısında Himbaların ülkesine gitti.

ATLAS, nisan sayısında dünyanın uygarlığa direnen son göçebeleri olan Himbaların ülkesi ‘‘Kaokoland’’a gitti ve Himbaların şefi Kapika ile konuştu. Namibya hükümetinin yapacağı baraj nedeniyl ülkeleri sular altında kalacak olan Himbalar, ‘‘Elektrik istemiyoruz, okul, güzel giysiler ya da şehirler istemiyoruz’’ diyorlar.

Afrika'nın güneybatısında Namibya ile Angola'yı ayıran Kunene nehri çevresinde yaşıyorlar. 50 bin kilometrekarelik bir bölgede yaşayan Himbalar, modern zamanların ‘‘gelişme’’ adını verdiği her şeye direniyorlar. Kendi yaptıkları takılar ve giysilerle dolaşan tunç renkli bu halkın kadınlarının ilginç bir özelliği var: Vücutlarını kırmızıya boyuyorlar. Boy ortalaması oldukça yüksek olan Himbalar, topraktan yaptıkları alçak kulübelerde hayvancılık yaparak yaşıyorlar. 8-10 kulübe bir köy oluşturuyor ve çevresi çitlerle kapatılıyor. En önemli yiyecekleri ise et. Çünkü Kaokoland bölgesinde tarım yapılmıyor. Avlanmak ve hayvancılık, hayatta kalmanın tek yolu.

Patriyarkal bir düzenin hakim olduğu Himba toplumunda reis erkeklerden seçiliyor. Köyün reisi, ölmeden önce, böynundaki metal kolyeyi çıkarıp yerine geçecek ardılına takıyor. Bu kişi ya en genç erkek kardeşi ya da en büyük erkek çocuğu oluyor. Yeni şef, hem atalar ve ruhlarla bağlantıyı kuracak olan dini lider, hem de köyün, tören ateşinin ve sürünün koruyucusu oluyor. Ölen reisin hayvanları ise kızkardeşinin oğluna geçiyor...

Himbalarda kadın erkek, çoluk çocuk, herkes boyun ve bileklerine çeşitli takılar takıyor. Saçlar, farklı biçimlerde bağlanıyor. Bunlar yalnızca birer ‘‘süs’’ anlamına gelmiyor. Takılar, yaşlarını bilmeyen bu insanlar arasında ‘‘evlilik ve cinsellik’’ statülerini belirtiyor. Genç Himba kızları, henüz evlenme çağında değillerse, ince bukleler haline getirdikleri saçlarını yüzlerini örtecek biçimde öne düşürüyorlar.

Himba kadınları, köyden genellikle hiç ayrılmıyorlar ve çocuklarını bir an için bile olsun, yanlarından ayırmıyorlar.

Himbaların çevresinde yaşadıkları Kunene Nehri üzerine bir baraj yapmak isteyen Namibya hükümeti, bugün büyük bir sorunla karşı karşıya. Çünkü baraj, Himbaların ülkesini yok edecek. Himbalar ayaklanmış durumda ve barajı istemiyorlar. Bırakın barajı, kendi hallerinden son derece memnunlar. Ne elektrik, ne giysi, ne de yeni binalar istiyorlar. Hükümet ise ‘‘Barajı yapacağız’’ diyor ve dünyanın en ilkel göçebe halkına ‘‘modern dünyanın nimetlerini sunacağını’’ söylüyor. Yaklaşık sayıları 15 bin civarında olan Himbaların bu direnişini Batının gelişmiş ülkeleri, televizyonlar sayesinde çok yakından izliyor.







Yorumları Göster
Yorumları Gizle