GeriKelebek Üreten insanın boş vakti olmaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üreten insanın boş vakti olmaz

Figen Şakacı, 28 yaşında genç bir gazeteci-televizyoncu. Ama son zamanlarda stand-up'çılığa merak sardı. Ancak her pazar günü Kemancı orta katta sahne alan Figen Şakacı, deprem sebebiyle bir süre programına ara verdi. O da şimdi yardımseverler ordusunda. Peki giderek parıldayan bir stand-upçı olmasının sebebi nedir? O kadın erkek ilişkilerinden hayata başkaldırmaya, ailevi sorunlardan iş yerinde yaşanan problemlere kadar hepimizin yaşadığı ve yaşamaya mecbur olduğu ilişkileri irdeliyor. Ama bunları yaparken öyle farklı bir üslup kullanıyor ki, dışarı çıkınca kendinizle yüzleşiyorsunuz. Hafif tebessümle, hafif buruklukla...

Konuşmaya ‘‘Dört çocuklu bir ailenin en küçüğüydüm ve abi ve ablalarımla aramda o kadar çok yaş farkı vardı ki, kendimi hep yapayalnız hissederek büyüdüm’’ diyerek başlıyor. İlkokul, ortaokul, lise sıraları hep ders çalışarak geçmiş. ‘‘Ama yanlış anlaşılmasın, asla ders çalışmak gibi bir niyetim olmazdı, hiç arkadaşım olmadığı için ve yapacak daha iyi bir şeyim olmadığı için oturup çalışırdım ve sonuçta hep okul birincisi olurdum’’ diyor.

‘‘Neden’’ sorusu Şakacı'nın kafasında belirmeye başladığında, o henüz lise çağlarındaymış. Değişik gruplara, mesela üniversite sınavlarına hazırlanıp da kazanamayanlara önderlik yaparak, kendi içindeki boşluğu tatmin etmeye karar vermiş. ‘‘Her akşam saat yedide evde olmam gerekiyordu. Ben bir liderdim, beni izleyenlere ‘ailem yedide evde olmamı istiyor, ben gidiyorum’ diye nasıl söylerdim. Bu durumda ben de başkaldırmaya başladım’’ diyerek asilik günlerinin başlangıcını anlatıyor. ‘‘Aslında eve yine yedide gidiyordum ama arka bahçede saklanıp saatin yedi buçuk olmasını bekliyordum ’’ diyor.

Hep merak ettim

Daha sonra ise İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrencilik ve ilk kez yalnız yaşama durumları... Şakacı, daha sonra, henüz üniversitenin ikinci sınıfındayken Güneş gazetesinde mesleğe başlamış. ‘‘Herşeyi merak ederdim, gazetenin maskotu gibiydim. Girmediğim delik kalmamıştı ve bu durum beni çok tatmin ediyordu’’ diyor.

Bütün bu dönemler içinde arkadaşları Şakacı'yı çıkıp bir stand-up yapması için ikna etmeye çalışmışlar. Önceleri çekinen Şakacı, ilk programdan sonra gelip boynuna sarılanlarla, elini sıkanlarla ve tebrik edenlerle çok mutlu olmuş ve bu işi sevmeye başlamış. Şovunda bolca da küfür kullanan Şakacı, ‘‘bu kelimeleri günlük hayatta hepimiz kullanıyoruz, neden sahnede de kullanmayalım. Çoluk çocuk gelenler bile rahatsız olmuyorlar. Zaten neden olsunlar ki? Ben, her anne-babanın çocuklarına kelimeleri sokaktaki kullanım tarzıyla öğretmelerinden yanayım. Yoksa o çocuk sokağa çıktığında ne olduğunu şaşırır’’ diyor.

Boş zamanlarında ne yaparsın sorusuna ise, ‘‘bir şeyler üreten insanın boş vakti olmaz’’ diyerek cevap veriyor. ‘. Tanınmaya başladıktan sonra, günlük yaşamının seyrinin çok da fazla değişmediğini vurgulayan Şakacı, ‘‘hala hergün işe gidip geliyorum, haftasonları da stand-up yapıyorum. Tek fark, arada sırada ropörtaj vermem oldu’’ diyerek yaşantısını anlatıyor.



Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle