GeriKelebek Unuttuğumuz İstanbul
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Unuttuğumuz İstanbul

Unuttuğumuz İstanbul
refid:13563824 ilişkili resim dosyası

İngiliz yazar Julia Pardoe, 1836'da 10 ay kaldığı İstanbul'u önyargısız bir yaklaşımla anlatıyor.

İngiliz yazar Julia Pardoe’nun, 1836’da 10 ay kaldığı İstanbul’u önyargısız bir yaklaşımla anlattığı ve yayınlandığı zaman büyük ilgi gören kitabı, William Henry Barlett’in muhteşem gravürleri ile “Sultanlar Şehri İstanbul” adıyla, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı.

İngiliz yazar Julia Pardoe, 30 Aralık 1835’te İngiliz ordusunda subay olan babası Thomas Pardoe ile birlikte İstanbul’a gelir. Pardoe geldiğinde, Yeniçeri Ocağı’nın olaylı bir biçimde kaldırılmasının üzerinden neredeyse on yıl geçmiştir, Tanzimat Fermanı’nın okunmasına ise üç yıl vardır.

Osmanlı İmparatorluğu, yüzyıllardır yerleşmiş kurumları ve toplumsal yapıları söküp atarak modernleşme yolunda ilerlemektedir. Pardoe ıslahatçı hükümdar II. Mahmut dönemi İstanbul’unda on ay kalır. Asırların saltanat şehri de, sakinleri de onu büyüler. Ülkesinde romanları ve seyahatnameleriyle zaten bir şöhret edinmiş olan Pardoe, bu büyüleyici seyahatinden İstanbul’la ilgili üç ciltlik bir seyahatname yaratır. “Sultan’ın Şehri ve Türklerin Hayat Tarzı” adıyla yayımladığı bu eser İngiltere’de büyük ilgi görür ve tekrar tekrar basılır.

Julia Pardoe daha sonra eserini gözden geçirerek yeniden kurgular, güncelleştirir, kısaltır. Bu yeni eser, döneminin ünlü gezgin çizeri William Henry Bartlett’in 1850’lerde bu yeni çalışma için çizdiği 90’a yakın gravür ve bir haritayla birlikte “Beauties of the Bosphorus” (Boğaziçi’nin Güzellikleri) adıyla yayınlanır. Bu kitap da en az ilki kadar ilgi görerek tekrar tekrar basılır.

İLK KİTABIN METNİ İKİNCİSİNİN GRAVÜRLERİ

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası’nın katkılarıyla yayınladığı “Sultanlar Şehri İstanbul”, Julia Pardoe’nun ilk kitabının metniyle ikinci kitabının gravürlerini bir araya getiriyor.
Pardoe’nun, aynı zamanda çağının iyi bir edebiyat örneği de olan bu eseri, Türklere karşı önyargısız yaklaşımı ile dikkat çekiyor. İstanbul’da gördüklerini ve tanıdığı insanları safdil bir hayranlıkla ve romantizmle yoğurarak anlatan Pardoe, artık birkaç büyük binası dışında tümüyle tarih olmuş bir İstanbul ile tanıştırıyor bizi…

Paşa konaklarındaki bayram hazırlıklarından günler ve geceler süren saltanat düğünlerine, Harbiye Mektebi’nin çiçeği burnunda talebelerinden sıvaları henüz kurumuş Selimiye Kışlası’nın koridorlarına, Pera sosyetesinin dedikodularından mezarlıklarda olanca hızıyla süren halk şenliklerine, Esma Sultan Sarayı’ndan padişahın Ayasofya’daki Cuma Selamlığı’na, hamam sefalarından balo salonlarına rengârenk, rüya gibi bir İstanbul...
Üstelik Bartlett’in 90’a yakın gravürü, tarihe karışmış bu İstanbul’dan sahneleri gözümüzde canlandırmamıza yardımcı oluyor. Kâğıdı yurt dışından özel getirtilen, bez cildi yaldız baskılı kitap, 21x29 cm boyutunda, özel kutusunda satışa sunuldu.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle