GeriKelebek Üçüncü Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada hiçbir duyguya yer yok
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üçüncü Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada hiçbir duyguya yer yok

Filmin afişindeki siyah paltolu iki adamı görünce insanın aklına hemen Matrix geliyor. Zaten kostümler bir yana, aksiyon, gerilim ve bilimkurgu türlerini karıştıran yapısı, dövüş sahneleri de Matrix’vari havasını pekiştiriyor.

İsyan, konu olarak 1966 yapımı Fahrenheit 451’e, gelecekte geçen öyküsüyle de Azınlık Raporu’na benzetiliyor. Başrollerde, Lanetli Tepe, Chicago gibi filmlerde rol alan Taye Diggs ile Amerikan Sapığı filminin yıldızı Christian Bale var. Hatırlatalım, Christian Bale uzun tartışmalardan sonra yeni Batman olarak seçildi, filmi önümüzdeki yıl izleyebileceğiz. İkiliye, son olarak Kızıl Ejder’de kör bir kadın olarak karşımıza çıkan Emily Watson eşlik ediyor. Thomas Crown Affair’den (İkili Oyun) hatırladığımız Kurt Wimmer yönetmen koltuğunda oturuyor. İki yıl önce ABD’de vizyona giren ve ülkemizde ancak şimdi gösterim şansı bulan film, Üçüncü Dünya Savaşı’nı henüz atlatmış olan dünyada, duygularını yaşaması bir ilaç tarafından engellenen ve böylece robotlaşan insanların hikayesini anlatıyor.

Libria insanlar arasında her zaman barış ortamı olan bir şehirdir. Sanatın, düşüncenin, duyguların her türlüsünün yasak olduğu Libria’da ağlamanız veya kitap okumanız hapse girme sebebidir. Prozium isimli bir ilaç, insanların duygularını yok etmektedir. İlacı almak zorunludur ve almayanlar ölüm cezasına çarptırılır. Bu düzenin sürüp gitmesinde önemli rolü olan, ilaç kullanımını denetleyen John Preston (Christian Bale), bir gün ilacını almaz ve insani duygularının farkına varır. Özgürlüklerini geri kazanmak için, beraberindekilerle birlikte düzene karşı savaşmaya karar verir.

EQULIBRIUM

Yön: Kurt Wimmer

Oyn: Taye Diggs, Christian Bale, Dominic Purcell

Bilimkurgu/Aksiyon/Gerilim/İSYAN


Saygın profesörün yıllarca sakladığı sır ortaya çıkıyor

Oscar ödüllü oyuncular Anthony Hopkins (Kuzuların Sessizliği), Nicole Kidman (Saatler) ve defalarca Oscar’a aday olan Ed Harris gibi iyi oyuncularla dikkat çekiyor İnsan Lekesi. Kramer Kramer’a Karşı filmiyle tanınan, ülkemizde en son Alacakaranlık (Twilight) adlı yapıtını izlediğimiz Robert Benton’un yönettiği film, ABD’li yazar Philip Roth’un 2001’de yazdığı romanından uyarlandı. Philip Roth, Amerikan edebiyatının yaşayan en önemli yazarlarından biri. New York Times’ta çıkan bir eleştiride Philip Roth’un bu şöhretinin ve itibarının filmi kötü etkilediği anlatılıyor: Yazarın öyle bir ağırlığı var, İnsan Lekesi adlı romanı da o kadar beğenilmiş ki, bu durum filme uyarlayanların elini kolunu bağlanmış. Aslına mümkün olduğu kadar sadık bir film yapmaya çalışınca da ortaya yazarın okuyucularını pek tatmin etmeyen bir eser çıkmış.

Çok iyi iki oyuncu olan Anthony Hopkins ve Nicole Kidman’ın filmdeki performansları da Amerikan basınında çıkan eleştirilerde genelde beklenenin altında bulundu.

İnsan Lekesi dram, romantizm ve gerilim öğelerini bir arada barındırıyor ve bir profesörün, geçmişindeki büyük bir sırla yüzleşmesini anlatıyor. Herkes tarafından saygın bir Yahudi vatandaş ve iyi bir eş olarak tanınan Coleman Silk’in (Anthony Hopkins) geçmişi aslında hiç kimsenin bilmediği kadar karmaşıktır. Yalanlardan ördüğü bir perdenin gerisinde saklanmaktadır. Ataları arasında bir siyah vardır, ancak kendisi beyaz olduğu için bunu yıllarca gizlemiştir, profesörlük yaptığı üniversitede hiç kimse onun yarı-siyah olduğunu bilmez. Bir gün Silk sınıfta siyahlarla ilgili bir şaka yapınca, ironik bir şekilde ırkçı suçlamasıyla yüz yüze gelir. Bu arada Silk, evine temizliğe gelen Faunia’yla (Nicole Kidman) da gizli bir ilişki kurar. Ömrü boyunca ezilmiş, suiistimale uğramış olan Faunia’nın kocası (Ed Harris) bir süre sonra Silk için ciddi bir tehdit olacaktır. İş arkadaşı yazar Zuckerman, profesörün sırlarının farkına varır. Zuckerman 50 yıldır gizli kalan her şeyi gün yüzüne çıkarmak istemektedir.

THE HUMAN STAIN

Yön: Robert Benton

Oyn: Anthony Hopkins, Nicole Kidman, Ed Harris

Dram/Gerilim/Romantik/İnsan lekesi


Korkak erkekle maceracı kızın aşkı

Geçen hafta vizyona giren Çatı Katı’nda (Duplex) başrolde olan ABD’li komedyen-oyuncu Ben Stiller’ın geçen yıl çektiği bir diğer film Polly Gelince bugün gösterime giriyor. Filmde Ben Stiller’a Jennifer Aniston eşlik ediyor. Kendini Friends adlı dizide kanıtlayan Jennifer Aniston, bir süredir sinema filmleri çekiyor. İlk filmi fazla iş yapmayan ancak beğenilen bir dramdı. İkinci filmi olan Polly Gelince ABD’de iyi bir hasılat yaptı. Filmin yapımcısı Ben Stiller’la Duplex’de de birlikte çalışan Danny De Vito. Yönetmen ise Zor Baba’nın senaristi John Hamburg. Son olarak 25. Saat ve Soğuk Dağ’da izlediğimiz Philip Seymour Hoffman ve Vegas’ta Son Şans’taki rolüyle Oscar’a aday alan Alec Baldwin’in de filmde küçük birer rolleri var.

Reuben Feffer (Ben Stiller), riskten nefret eden, risk almaktan çok korkan bir adamdır. Meslek olarak risk danışmanlığını seçerek, bu takıntısıyla mücadele etmeye çalışmaktadır. Ama karısı onu aldatınca, hayatına yeni bir yön vermeye karar verir. Polly Prince (Jennifer Aniston) ise Reuben’in tam zıttı bir karaktere sahiptir. Bir günü diğerini tutmayan, maceracı, sorumsuz ve plansız bir hayatı vardır. Polly ve Reuben, ilginç bir şekilde tanışırlar ve büyük bir aşk yaşamaya başlarlar...

ALONG CAME POLLY

Yön: John Hamburg

Oyn: Ben Stiller, Jennifer Aniston

Romantik Komedi/Polly gelince

Yorumları Göster
Yorumları Gizle