GeriKelebek TV üstündeki dantelin nedenini Türkiye’ye gelince keşfetti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

TV üstündeki dantelin nedenini Türkiye’ye gelince keşfetti

TV üstündeki dantelin nedenini Türkiye’ye gelince keşfetti
refid:18997561 ilişkili resim dosyası

Anneanne Maryam Simonyan (Mesrobyan) 61 yıl önce terk ettiği Türkiye’yi hiç unutmamış, diliyle, kültürüyle, yemekleriyle Arjantin’deki evinde yaşatmıştı. Torunu Meline de anneannesinden çok dinlediği Türkiye’ye ilk kez üç yıl önce geldi ve her yerini sevdi. Hele Kordon’u gördüğü anda İzmir’e bayıldı. Bavulunu kaptığı gibi İzmir’e yerleşti. İşte Meline Koruk’un Buenos Aires’ten İzmir’e uzanan öyküsü

Meline Koruk (28), Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te Türk geleneklerine bağlı bir evde doğdu. Bu evin mutfağında Türk yemekleri pişerdi. Yoğurt çarşıdan alınmaz evde yapılırdı. Meline de ayran içerek, dolma yiyerek büyüdü. Arjantin âdetlerinin tersine misafirler bu evde ayakkabılarını çıkarıp terlik giyerdi. Hepsine Türk kahvesi ikram edilirdi, sonra evin büyüğü de fallarına bakardı. Hatta çocuklar anlamasın istedikleri zaman büyükler evde kendi aralarında Türkçe konuşurdu.
Tüm bu geleneklerin sebebi Meline’nin anneannesi Maryam Hanım’dı. Maryam Hanım, İstanbul’da doğmuş, anneannesi tarafından yetiştirilmiş. Ama henüz 20 yaşında, biricik aşkı Kurken’in peşinden Arjantin’in yolunu tutmuştu. Orada kendilerine yeni bir yaşam kurdular. Maryam Hanım, tek kelime İspanyolca bilmeden gittiği bu yeni ülkede Türk geleneklerini hiç unutmadı. Bugün 81 yaşındaki Maryam Hanım’ın İstanbul anıları hep taze kaldı belleğinde.

ROTANIN TAM TERSİ

Tüm bu anıları yeniden canlandırma göreviyse torunu Meline’ye düştü. Meline, Buenos Aires’te UADE Üniversitesi’nde okurken farklı ülkelerde eğitim programlarına katılıyordu. 2007’de New York’ta Zuhal adında bir Türk’le karşılaştı. Kısa sürede yakın arkadaş oldular. Anneannesinden duyduklarının üzerine ondan da dinledi Türkiye’yi. Ertesi yıl Zuhal’ın davetiyle tatilini geçirmek için ilk kez Türkiye’ye geldi.
Torun Meline, 58 yıl önce anneannesinin izlediği rotanın tam tersini yapıyordu: “Bir ay kaldım Türkiye’de. Birçok yeri gezdik Zuhal’le. İstanbul’u, Çeşme’yi gördüm. Ama İzmir’de Kordon’u görünce âşık oldum bu kente. Buraya yerleşmek istedim hemen. Arjantin’de hem çalışıp hem de yüksek lisans yapıyordum. Ailem, ‘Burada bir işin var’ dese de anneannemin, ‘Kan çekiyor işte. Ben 20 yaşında Arjantin’e geldim, sen 25 yaşında geldiğim yolu tersini yapıyorsun’ sözü üzerine kararımı verdim” diye anlatıyor macerasını.
2008’in sonuna doğru bavullarını alıp İzmir’in yolunu tuttu. Arjantin’de Uluslararası İlişkiler alanında eğitim almıştı; İngilizce, İspanyolca ve Fransızca biliyordu. Bu özellikleriyle Yaşar Üniversitesi’nin Uluslararası Ofisi’nde kolayca iş buldu. Üstelik direktör yardımcısı olarak... Yaşar Üniversitesi’nin Brezilya, Arjantin, Şili’deki dört üniversiteyle yaptığı işbirliği anlaşmalarının mimarı olurken bir yandan da İzmir’de yaşayan 15 Arjantinliden biri olarak, atalarının ülkesi Türkiye’de kendi ülkesi Arjantin’in gönüllü elçiliğini yapmaya başladı.
Meline Koruk, ‘büyüklerin dili’ dediği Türkçeyi de kısa sürede öğrendi. Yaşamak için İzmir’i seçmiş olmaktan çok mutlu. “Avrupa’da da çok güzel şehirler var. Ancak, burası sakin ve güvenli bir yer. İnsanlar sıcakkanlı, iletişim kurmak için dile gerek yok. Bir bakışta derdini anlıyorlar, yardım etmek istiyorlar. Burada kendimi hiç yalnız hissetmedim. Mutluyum burada yaşamaktan ve kalmaya devam edeceğim” diyor.

SEVGİLİSİNİN PEŞİNDEN 10 BİN KİLOMETRE GİTTİ

İstanbullu bir Ermeni olan Maryam Hanım, anne ve babasını kaybettiğinde bir yaşındaydı. Onu, anneannesi büyüttü. Patronun oğluna âşık oldu çalıştığı çorapçıda. Ama Kurken,  Arjantin’e gitti çalışmaya. Üsküdarlı Maryam Hanım üç yıl boyunca aşkını kalbinde taşıdı. En sonunda dayanamadı. Henüz 20 yaşındaydı. Bir aylık yolculuğun ardından sevdiğine kavuştu. Evlendiler, bir kızı, bir de oğlu oldu. Kızı da İstanbul’da doğmuş Ermeni Garbis’le evlendi.

Arjantin’deki evimizden kahve, baklava eksik olmazdı. Bir de komik bir şey; her zaman buzdolabından yoğurt ve su alıp tuz ekleyerek ayran yapıyorduk. Çünkü Arjantin’de yok. Evde bir de nazardan çok bahsedilirdi. Arjantin’de normalde televizyonun üstünde bir şey konmaz. Bizim evde dantelli örtü ve fotoğraf var.

TÜRK VATANDAŞLIĞINDAN VAZGEÇMİYOR

Annem Rita ve babam Garbis Koruk Arjantin vatandaşı. Anneannem hâlâ Türk pasaportu taşıyor. Komşu ülke Uruguay’a gitmek istiyor. Türk pasaportu yüzünden vize alması gerek. Buna karşın Türk vatandaşlığını bırakmadı. Türkiye’den gelen herkesten kaset istiyor. Eski tip kasetten Türk müziği şarkıları, özellikle de Zeki Müren şarkılarını dinliyor. Şarkıların anlamlarını bana anlatırken  ağlıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle