GeriKelebek Türünün son örneği bir balinayım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türünün son örneği bir balinayım

Türünün son örneği bir balinayım
refid:12945531 ilişkili resim dosyası

Kıraç (38), albümleri, sert söylemleri ve dizi müzikleriyle hep gündemde oldu. Şimdi, yeni albümü Yolcu’yu çıkardı.

Hakan GENCE
 
Türküler, anonim şarkılar ve halk ezgilerinden oluşan albümde İzzet Altınmeşe’den “Leyla ve Hanım Ey”, Aşık Veysel’den “Sazım Ben Gidersem Sen Kal Dünyamda”, “Karakaş Gözlerin Elmas”, “Sunam” gibi 11 parça var. Pop rock ezgiler, funk soundlar kendini hissettiriyor. Şarkılar ilk başta sert gibi gelse de dinledikçe sarıyor.

20 Kasım’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde konser vermeye hazırlanan Kıraç ile yeni şarkılarını dinlemek için buluştuk. Bize hem özel hayatını hem de yeni albümünü anlattı.

Son konuşmamızda “Artık albüm yapmayacağım. CD denen maddeyle kimse ilgilenmiyor” demiştiniz. Fikrinizi ne değiştirdi?

- Şimdi de mutlaka albümüm olsun demiyorum. Ama yeni albümümü dinleyicilerim uzun zamandır bekliyordu. Ayrıca korsana ve internetten müzik indirmeye de bir çözüm bulunamadı.

Bundan sonra albümler devam edecek mi?

- Evet. Ben hayatım boyunca müzik yapmak için çalıştım. Şarkı söylemek istiyordum, söyledim ve bana para verdiler. Albümleri de para kazansam da kazanmasam da çıkarmaya devam edeceğim. Sonuçta bu iş benim hayatım.

Garbiyeli’nin ardından neden yeniden bir türkü albümü çıkardınız?

- Albümde “Ahu Gözlüm” isimli bir türkü var. 15 yıldır söylüyor ama bir türlü doğru akortları bulamıyordum. Sonunda istediğim düzenlemeyi yakaladım. Çok güzel oldu. Ve bana bu albüme başlama fikrini verdi.

Albümün ismi neden “Yolcu”?

- Bir önceki albümün ismi Yol’du. Bu albüm o yolda giden yolcunun kim olduğunu, neler gördüğünü anlatıyor.

Peki siz nasıl bir yolcusunuz?

- Bir şeyler yaşamış, görmüş, detayları hissetmiş, onları halk şarkıları ve türkülerle ifade eden bir yolcuyum.

Önceki türkü albümünüze göre bu sefer daha sert alt yapılar var. Neden?

- O sizi çok uzak yerlere götüren, yormayan bir albümdü. Bu sefer bildiğiniz Kıraç sound’unu duymanızı istedim.

İÇTEN PAZARLIKLI OLAN BENİ SEVMEZ

Şarkıları nasıl seçtiniz?

- Oturup bir sürü şarkı dinlemedim. Her şey kendiliğinden oluştu. Ben zaten sürekli müzik dinlerim. Hâlâ arabamda Mozart ve Muharrem Ertaş albümleri yan yana durur. İyi bir Türkiye modeli olduğumu düşünüyorum.

Bu farklılık özel hayata da yansıyor mu?

- Evet. Biraz genelin dışında kalıyorum. Tam bir dünyalıyım. Bir taraftan kovboy şapkası, bir taraftan şalvar, bazen de şaman kıyafetleri giyerim. Yılmaz Güney filmlerini severim, western izlerim. Müziğime de bunlar yansıyor.

Piyasada sizin gibi dünyalı başka isimler var mı?

- Mesela Emre Kongar tam bir dünyalıdır. Okan Bayülgen’e bakıyorum, entelektüel bir adam sayılabilir. Ama onun için Ankara’dan doğusu yok. Oysa ki oraları da görmek gerekiyor. Bu bir eksiklik. Cem Karaca ve Barış Manço doğuyla batının birleşimiydi.

Peki sizde bu birleşim var mı?

- Ben öyle olduğumu düşünüyorum. Müzik dünyasındaysa yok gibi. Türünün son örneği bir balina gibiyim. Bu yüzden bu düşüncelerimi çevreye aşılamaya çalışıyorum.

Eski türküleri, şarkıları yeniden yorumlamak biraz kolaycılık gibi algılanıyor...

- Nostalji söylemek belki kolay olabilir ama türkü söylemek zordur. Türküleri çok sesli hale getirmek müzik bilgisi gerektirir. Bu albümdeki parçalar yeni şarkılar yazmaktan çok daha fazla zamanımı aldı.

Yeni şarkılar üretmekte zorlanıyor musunuz yoksa?

- Şu an yeni albüm için birçok şarkım hazır. İsimleri bile belli. İnsanlar “Kıraç yeni bir şey yapamıyor mu” diye düşünmesin. Benim şarkılarım hep var.

Sizi ya seviyorlar ya da sevmiyorlar. Ortası yok gibi...

- Önyargılı insanların önce benimle konuşmaları gerekiyor. Bu herhalde marka değeriyle alakalı. Eğer değeriniz yüksekse sizi sevmeyen bir kesim oluyor. Ben yüreğinden ne geçerse konuşan, içsel hesaplar yapmayan, net bir adamım. Kişisel hesapları olan, içten pazarlıklı ve kompleksli insanlar beni sevmez.

REHA MUHTAR BÜYÜK BİR FIRSATI KAÇIRIYOR

“Evlilik aşkı öldürüyor” demişsiniz. Hâlâ bu sözün arkasında mısınız?

- Evet. Aşk mutlaka ölür. Gelip geçer.

Sizde bitti mi?

- Daha bitmedi. Aşk şarkılarına gelince... Onlar da her zaman yazılır. Zaten o şarkıların çoğu fantezidir. Bende aşk şarkıları hiç bitmez, çünkü romantik bir adamım.

Nasıl bir romantiksiniz?

- Eşime bakarken içim titrer. Ona duygularımı bazen şarkılarla, bazen alengirli cümlelerle anlatırım. Bazen de bakışımla gösteririm. Seni seviyorum cümlesini öyle tonlayarak ve doğru zamanda söylerim ki, o cümle sıradanlaşmaz. Ne de olsa tonlama ve müzik benim işim.

Kızınız Iraz Elif hayatınızı nasıl etkiledi?

- İlk günler tatlı bir şok yaşadım. Şimdi kendime daha iyi bakmak ve sağlıklı olmak istiyorum. Uzun yaşayıp onun her anında yanında olmayı diliyorum. Kız çocuğum olduğu için daha yakışıklı olmak istiyorum. Erken kalkıp aynaya bakarak saçlarımı tarıyorum. Sakallarım batmasın diye sürekli tıraş oluyorum (Gülüyor).

Erkekler bebeğin altını değiştirmez diyenlere ne diyorsunuz?

- Geçenlerde Reha Muhtar’da okudum. Ama ben Anadolu çocuğuyum. Reha Muhtar’a buradan sesleniyorum: Sen büyük bir fırsatı kaçırıyorsun hocam. Bunu yaşamalısın. Onun altını her fırsatta değiştiriyorum.

ŞAPKA TAKMAYACAĞIM

Kıyafet konusunda biraz abartabiliyorum. Bu albümde, öyle bir takıntım olmadığını göstermek için şapka takmayacağım. Antipatik bulanları da anlıyorum. Ama kovboylar Amerika’nın köylüsüdür. Ben de şapkayı Clint Eastwood’dan dolayı takıyorum. 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle