GeriKelebek Türkiye’nin ilk modaevi kurtarılıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’nin ilk modaevi kurtarılıyor

Türkiye’nin ilk modaevi kurtarılıyor
refid:13311292 ilişkili resim dosyası

Tünel’de, İsveç Konsolosluğu’nun iki yan parselinde, Botter Apartmanı adında bir bina var. Dış cephesi gül rölyefleriyle süslü bu yapı İstanbul’un en güzel ilk beş apartmanından biri. Aynı zamanda ülkenin ilk modaevi. İlk sahibi ve II. Abdülhamid’in terzisi Jean Botter’in adını taşıyor. Art nouveau stilindeki bina uzun zamandır harap vaziyetteydi. Şimdilerde Kamhi Ailesi’nin girişimi, Afife Batur’un desteği ve mimar Han Tümertekin’in projesi ile hayata döndürülüyor.

Jean Botter, II. Abdülhamid’in terzisiydi. Prof. Dr. Afife Batur’a göre ise sadece terzisi değil, “imaj maker”ıydı. Hollanda kökenli Botter’in İstanbul’a tam olarak hangi tarihte geldiği bilinmiyor. Ama saraya girdikten sonra terzisinin çalışkanlığından, titizliğinden ve modern ile klasik çizgileri birleştirmesinden etkilenen padişah, Botter’e İstanbul’da bir modaevi sözü veriyor. Botter de tabii ki İstanbul’un Avrupa’ya açılan penceresi olan Beyoğlu’nu seçiyor.

Padişah, devrin en büyük mimarlarından Raimondo D’Aronco’yu bu iş için özel olarak görevlendiriyor. Avrupai anlayışla yerel ruhu mükemmel bir şekilde birleştirmiş olan usta mimar, binayı laleyle birlikte imparatorluğun en önemli sembollerinden biri olan güllerle donatmaya karar veriyor. Dönemin “art nouveau” tarzında inşa edilen yapının ilk iki katı modaevi, diğer katları ise Botter Ailesi’nin ikametgahı olarak planlanıyor.

1901’de hizmete giren altı katlı apartmanın ilk katındaki yüksek tavanlı, asma katlı büyük mağaza, Paris’teki benzerlerinden hiç de aşağı kalmıyordu. Duvarları rengarenk kumaşlar ve aynalarla kaplıydı. Zaman zaman defileler yapılıyordu. Birinci kata çıkıp ön cephedeki büyük salona doğru yöneldiğinizde usta terzi Botter’in karşısında olurdunuz. Aynı katın arka odaları ise yardımcı terzilere ayrılıyordu.
Türkiye’nin ilk modaevi olan bu merkez, Cumhuriyet’in başında kapandı. Padişah ailesinin saltanatına son verilmesi ve savaş yorgunu İstanbul’un modaya yönelik ilgisinin azalmasıyla birlikte Botter de çekip Paris’e gitti.

İstanbul’dan ayrılmadan önce, apartmanı Osmanlı vezirlerinden Nedim Paşa’nın oğlu, Mahmut Nedim Bey’e satmıştı. Nedim Bey, apartmanı aldıktan sonra Mısırlı bir Türk’ün dillere destan güzelliğe sahip kızı Zeynep (Ovyar) Hanım’la evlendi ve genç evliler Botter Apartmanı’na yerleşti. Fakat Nedim Bey’in 1939’da, genç yaşında ölmesiyle bu mutluluk yarım kaldı. Zeynep Ovyar, alt katları bir göz doktoruna, taşıma ve makarna şirketlerine, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu’na kiraladı. Hiç çocuğu olmayan Zeynep Hanım’ın ölümünden sonra bina uzun yıllar sahipsiz kaldı ve sonunda Hazine yapıya el koydu.

TAVAN ARASINDAKİ HAZİNE

Yazar ve şair Ferit Edgü, ilk gördüğünde vurulduğu bu binanın üçüncü katını kiralamaya karar verdi. Edgü, iki arkadaşıyla birlikte kurduğu reklam ajansını Botter Apartmanı’na taşıdı. Dairenin restorasyonu için tonlarca para harcayan ajans, bir müddet sonra başka yere taşınınca Ferit Edgü burada ikamet etmeye başladı.

Bundan yıllar sonra, bakımsız kalan binanın çatısı delinip yer yer çökmeye başladı. Kadir Topbaş’ın Beyoğlu Belediye Başkanı olduğu dönemde yardımcısı mimar Tülin Ersöz, Hazine yetkilileriyle görüşüp çatısının onarılması için izin aldı. Belediyenin desteğiyle çatının onarılması sayesinde bina yıkılmaktan kurtuldu. Çatının onarımına nezaret eden İsmail Gülal, yıkıntı halindeki tavan arasında Ferit Edgü’ye ait dört resim ve binanın eski sahiplerine ait çok sayıda obje bulunduğunu söylüyor. Daha sonra Beyoğlu Belediye Başkanı olan Ahmet Misbah Demircan, göreve gelir gelmez Milli Emlak’taki Kayyum İdaresi’ne yazı yazarak kültür mirası olan binanın bir an önce restore edilmesi için çağrıda bulundu. Fakat Hazine de ne yapacağını bilmiyordu. Çünkü Botter Apartmanı’nın kendilerine ait olduğunu ve Zeynep Ovyar’ın akrabası oldunu öne süren çok sayıda kişi dava açmıştı. Bundan iki sene önce Zeynep Ovyar’ın yeğenleri Tuli Kamhi ve Emine Selbeş, bu hukuk mücadelesini kazanarak Botter Apartmanı’nı Hazine’den devraldılar.

BİNA KAMHİ’LERDE KALDI

Kamhiler, Botter Apartmanı’nı alır almaz proje çalışmasına başladılar. Restorasyon projesini mimar Han Tümertekin yaptı. D’Aronco üzerine uzman mimarlık tarihçisi Prof. Dr. Afife Batur ile çalıştı. Yıllar içinde değişime uğrayan binanın orijinal yapısına ulaşıldı. Han Tümertekin de bu bilgiler eşliğinde projeyi hazırladı. Bu plana göre tıpkı eskiden olduğu gibi binanın giriş katı mağaza, ilk katları ofis ve rezidans, bahçedeki bağımsız bölüm ise restoran olarak planlandı. Projenin toplam maliyeti 6 milyon dolara ulaşıyor.

GİYSİ MÜZESİNE DÖNÜŞEBİLSE

Prof. Dr. Afife Batur, 2002’den beri elmas değerindeki bu yapının kurtarılması için çaba sarf ediyor. Afife Hanım, binanın kültürel sit (Türkiye’de maalesef henüz böyle bir anlayış ve yasa yok) kavramı içinde değerlendirilmesini istiyor ve Botter Apartmanı’nın bir giysi müzesine dönüştürülmesini istiyor. Tasarımcı Cemil İpekçi de aynı fikirde: Böyle bir müze kurulsa ve İstanbul’da tarih boyunca yaşamış olan uygarlıklara mensup insanların giysileri ve takıları sergilense fena mı olur? Bu şehirde elinde atalarından kalma kostümler olup da sandıklarında çürüten insanlar var. Bende yüzlerce giysi bulunuyor. Bunları ne yapacağımı bilemiyorum. Botter Apartmanı ya da başka bir bina müzeye dönüştürülse de elimizde kaybolup giden bu eserleri değerlendirebilsek.”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle