GeriKelebek Türkiye ikinci evimiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye ikinci evimiz

Türkiye ikinci evimiz
refid:15064984 ilişkili resim dosyası

Dünyaca ünlü Norveçli rock grubu Helldorado, bir kez daha Türkiye’de! Ülkemizde daha önce altı kez konser veren grup, bu kez 4-8 Ağustos günleri arasında Balıkesir’de düzenlenecek Zeytinli Rock Festivali’nde sahneye çıkacak. Konser öncesi grubun baş vokali Dag Vagle ile konuştuk, Türkiye’yi artık evleri gibi gördüklerini öğrendik...

Dag Vagle: Merhaba! (Türkçe söylüyor) 

Merhaba, ilk olarak şunu sormak istiyorum; Türkiye’de birçok kez konser verdiniz. Ülkemize tam olarak kaç kez geldiniz?

- Altı kez geldik ve her gelişimiz de yeni bir macera gibiydi. 

Burası sizin ikinci eviniz gibi olmuş o zaman!
    
- (Gülüyor) Evet... Ülkenizi her ziyaret edişimizden sonra oradan çok memnun ayrılıyoruz ve artık yakın arkadaşlarımızı ziyarete geliyor gibiyiz. Türk insanının sıcakkanlılığı bize kendimizi evde gibi hissettiriyor. Türkiye’de daha fazla zaman geçirmemek için hiçbir kötü nedenle karşılaşmadık. Bu arada bazı Türkçe kelimeler bile öğrendik; merhaba, teşekkürler, nasılsınız ve kuaför! (Gülüyor) Artık çok yakın arkadaşlarımız da var orada. Ve yemekleriniz... Aman tanrım! Müthişler! Yani artık kendimizi orada yabancı gibi hissetmiyoruz.

Bu kez bir festivalde sahne alacaksınız. Konser vereceğiniz yer hakkında bilginiz var mı?

- Tabii ki. Ağustosun 5’inde, Balıkesir’de düzenlenecek Zeytinli Rock Festivali’nde sahneye çıkacağız. Bu sefer yanımızda ekstra müzisyenler de getireceğiz.

Türkiye’de ilk sahneye çıktığınız zaman bunun son olmayacağını anlamış mıydınız?

- Türkiye’deki ilk konserimiz Radyo Eksen tarafından düzenlenmişti. İstanbul’daki Yeni Melek’te sahne almıştık. O zamana kadar radyoda sadece iki parçamız yayınlanmasına rağmen, konserde birçok kişinin şarkılarımıza eşlik etmeleri gerçekten inanılmazdı. O zaman organizasyondaki kişiler bu ziyaretin son olmayacağını söylemişti, nitekim kısa bir süre sonra tekrar davet aldık.

TÜRK MİLLİ TAKIMI’NA TEZAHÜRAT YAPTIK

Bizim ülkemiz gibi sıklıkla ziyaret ettiğiniz başka yerler var mı?


- Her albüm tanıtımında bir Avrupa turu yaptık. İngiltere, Hollanda, Avusturya, Almanya, İsviçre ve Norveç de başlıca uğrak noktalarımız oldu.

2008 yılında “A Drinking Song” adlı parçanız Türk Milli Futbol Takımı için yeniden düzenlendi. Size böyle bir teklifle geldiklerinde ne düşündünüz?

- Hiçbir zaman futbolla ilgili olmadık ama Türk Milli Futbol Takımı’nın ana sponsoru şarkımızı marş olarak kullanınca, takımınızın oynadığı her maçı izledik ve hatta Türkiye için tezahürat yaptık. Ülkeniz Euro 2008’de Norveç’i kupanın dışında bıraktığında bile! Hatta Norveç basını Norveç’in Helldorado ve Türk Milli Takımı tarafından tanıtıldığını söylemişti. Ayrıca arkadaşlarımız da maçlarda Türkiye’yi tutmuştu...

“A Drinking Song”un Türkiye’de bu kadar sevileceğini bekliyor muydunuz peki?

- Bu şarkının bu kadar büyük bir potansiyeli olduğunu hiç düşünmemiştik. Aslında diğer şarkılarımızdan farklı olduğu için albüme koyup koymama konusunda bile epey tartışmıştık. Şanslıyız ki çok iyi yerlere geldi. Tabii başarının yanı sıra eleştiri de aldık. İçki içmekle alakalı bir şarkının nasıl bir spor şarkısı olabileceğini söyleyenler vardı. Fakat bunu söyleyenler şarkının sözlerini okumalı, çünkü bu şarkı inandığın şeyler için savaşmakla ilgili...

GÜNAHKÂR DEĞİL İYİ ÇOCUKLARIZ

2005’te “The Ballad of Nora Lee” albümünüzü çıkardıktan sonra verdiğiniz ara biraz uzun sürmedi mi sizce de?


- “The Ballad of Nora Lee”yi çıkardıktan sonra “Sinful Soul” albümümüz için stüdyoda çok zaman geçirdik ve aynı zamanda “Flying Shoes” isimli başka bir projeye daha başladık. İki çalışmayı aynı anda kaydettik. Üçüncü projemiz, 1994’te başladığımız bir folk-rock grubu olan The Tramps’leydi. Ayrıca 1995 yılında hazırladığımız ve ilk albümümüz olan “Silver and Gold”u geçen yıl tekrar düzenleyip çıkardık. Geçtiğimiz yıllarda diğer gruplarla da turneye çıktık. Yani bu arada hiç boş durmadık...

Geçen yıl çıkan albümünüze neden “Sinful Soul” (Günahkâr Ruh) adını verdiniz, teması nedir bu albümün?

- Bizim birçok şarkımız depresyon, öfke, karanlık, kötü kızlar ve toplumdan dışlananlar gibi hayatın karanlık yönleriyle ilgili. Şarkı sözlerimiz çoğunlukla 19’uncu yüzyıldan, eski İngiliz edebiyatından esinlenilerek yazıldı. Günah kavramı genellikle sosyal yaşantıyla ilişkilendirilmiş ve zamandan zamana, bir yerden diğerine hep değişim göstermiş. Katolik bir ülkede günah olan şey, inancı farklı bir ülkede günah sayılmayabiliyor. Barış zamanında “günah” denilen şey, savaş dönemlerinde kahramanlık olarak görülebiliyor. Bizim sözlerimiz genellikle günahkârın gözünden, neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair ahlak dersi vermeyen sözler...

Bu dört yıllık ara boyunca çok mu günah işlediniz acaba, o yüzden mi bu kadar “günah”la uğraştınız?

- Hayır, biz iyi çocuklarız! (Gülüşmeler)

Son olarak Türkiye konserinize çok az zaman kalmışken, buradaki hayranlarınıza bir mesajınız var mı?

- Sizleri tekrar görmek için sabırsızlanıyoruz. Destekleriniz için teşekkür ederiz. Teşekkürler! (Türkçe söylüyor)

MANGA’NIN ŞARKISI CANLANDIRICIYDI

Bu arada ülkenizde düzenlenen son Eurovision yarışmasında bizim ülkemizden Manga da yarıştı ve ikinci oldu. Dinleme şansınız oldu mu, nasıl buldunuz?


- Eurovision benim favori şovum olmasa da tesadüfen birkaç performansı izledim. Türkçe parçayı da dinledim ve gerçekten duyduklarım arasında en iyilerindendi. Bütün şarkıların arasında canlandırıcı bir etkiye sahipti diyebilirim.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle