GeriKelebek Türkiye, eşcinsel olarak yaşamayı seçeceğim bir ülke değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye, eşcinsel olarak yaşamayı seçeceğim bir ülke değil

Türkiye, eşcinsel olarak yaşamayı seçeceğim bir ülke değil
refid:10151439 ilişkili resim dosyası

Başlığı okuyunca kızmayın hemen. Rupert Everett diyor bunu. Gerekçesi var çünkü. Onu Julia Roberts ile rol aldığı "My Best Friend’s Wedding" veya Madonna ile oynadığı "The Next Best Thing" filmlerinden tanırsınız mutlaka. Yakışıklı, yetenekli, ünlü eşcinsel İngiliz oyuncu. Üç günlüğüne İstanbul’daydı Everett. Daha önce de Türkiye’ye gelmişti ama bu kez İstanbul’a geliş nedeni ünlü İngiliz şair Lord Byron’dı.

Yunanistan’da hayata veda eden İngiliz edebiyatının romantik devrimcisi Byron, Türk düşmanı tavrıyla tanınıyor bizim için. BBC’nin hazırladığı, Byron’ın hayatını konu alan belgeselin anlatıcısı Rupert Everett olacak. Gözlerim kamaşsa da, dinleyebildim Everett’ı. Ben yüz yüzeyken bunu başardıktan sonra, sizin için okuması daha kolay olsa gerek.

Lord Byron belgeselinin çekimi için buradasınız. Tam olarak nasıl bir belgesel olacak bu?

- Yaklaşık 2 saat sürecek olan ve 2 bölümden oluşan bir belgesel. Biz de Byron’ın gittiği her yere gidiyoruz. Onun bulunduğu ülkeleri gezdikçe onunla ilgili daha fazla şey öğreniyoruz.

Hangi ülkelere gittiniz şimdiye kadar?

-Arnavutluk’a gittik, Tiran’a. Oradan Çanakkale’ye. Şimdi İstanbul’dayız. Buradan Yunanistan’a gideceğiz. Sonra da İtalya, Portekiz, İsviçre. En son da İngiltere’ye geri döneceğiz. Sürekli hareket halindeyiz ama etrafı da gezecek kadar vaktimiz oluyor. Örneğin ben bugün Topkapı Müzesi’nin Müdürü ile buluşacağım. Eminim ki çok ilginç hikayeleri vardır anlatacak.

Lord Byron’ın hangi kimliği ön planda olacak belgeselde? Cinsel kimliği mi, edebi tarafı mı yoksa tarihi etkileri mi?

- Hepsi. Her şey olacak bu belgeselde. Bir şair olarak neleri sever, neleri sevmez, insan olarak tercihleri nedir? Önceleri film çekmek istiyordum ama olmadı. Neyse ki en azından belgeselini hazırlıyorum şimdi. Çekimlere 15-20 gün önce başladık, aralıkta tamamlamayı düşünüyoruz. Nisan 2009’da seyircilerle buluşmuş olur.

SİZ TÜRKLERİN FİL GİBİ HAFIZASI VAR

Sıradışı bir kişilik Byron. Onun hayatına ait sizi en çok etkileyen şey nedir?


- Evet, sıradışı bir insan. Hayatına romantik bir şair olarak başlıyor ve politik bir devrimci olarak bitiriyor. Sanıyorum, Yunanlıların tarafını tuttuğu için Türkler Byron’ı pek sevmiyor. Siz Türklerin fil gibi hafızası var! Hiç kimse hiçbir şeyi unutmuyor! Bu sebeple ondan pek hoşlanmıyor olabilirsiniz. Ama aslında Byron Türkleri severdi. Birçok şey yazdı hatta hakkınızda. Evet, Yunanlıları Türklere tercih etti ama Yunanlılar için de "çok güvenilir değiller" demişliği vardır Byron’ın.

Sizin de dediğiniz gibi, Yunanistan’ın kurulmasıyla sonuçlanan Yunan isyanı sırasında Türk karşıtı tavrıyla biliniyor Türkiye’de Byron. İstanbul’u belgeselde nasıl ele alıyorsunuz?

- Aslında İstanbul’a ilk geldiğinde, bahsettiğiniz "anti Türk" hisleri daha gelişmemişti Byron’ın. Çünkü devrimci tarafı daha oluşmamıştı o zamanlar. Bu tarz fikirleri, İtalya’da yaşayıp onları Avusturyalılara karşı savunmaya başladığı zaman ortaya çıktı.

"Yunanlılara daha yakın" diyelim o zaman...

- Şunu hatırlatmakta fayda var: Antik Yunan, İngiliz entelektüel tarihinde önemli bir yere sahiptir. Byron da Yunanistan’a ilk gittiği zaman, orada gördüğü esaret karşısında şaşırdı. Yaptığı bu duruma bir başkaldırıdır sadece. Türklerin Byron’ı tekrar değerlendirebilmesini çok isterdim.

Byron’ın kadınlarla olan ilişkileri nasıldı peki? Pek iyi bir itibarı yok bu konuda...

- Evet, kadınlarla ilişkisi garipti. Onlara bazen işkence ettiği biliniyor. Değişken bir yapısı vardı kadınlarla ilgili. Duygularının bir sürekliliği yoktu sanıyorum.

ŞAHSEN TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRMESİNİ İSTERİM

Türkler hakkında siz ne düşünüyorsunuz bu arada? Dürüst olun ama...


- Dün, Bosphorus Konferansı adında bir konferansa katıldım. Avrupa, Türkiye’nin AB’ye giriş sürecini tartışıyor. Konferansın da konusu buydu. Sanıyorum şu anki hükümetle ilgili de bazı sorunlar var. Ben şahsen Türkiye’nin AB’ye girmesini isterim. Eğer olursa, Türkiye birlik içinde önemli bir Müslüman toplum haline gelecek.

Biraz da sizden bahsedelim. Özel hayatınızdan... Sizce eşcinsel olmak zor bir şey mi?

- Hayır değil. Ama Türkiye’de kolay olduğunu sanmıyorum.

Neden?

- Çünkü kültürünüz buna pek izin vermiyor ve çok da yumuşak bakmıyor. Yanlış mıyım?

Türkiye’de eşcinsel olmanın çok zor olduğunu mu düşünüyorsunuz yani?

- Müslüman toplumların cinsel tercihlerle ilgili bakış açısını biliyorum az çok. Yanlış bir şey söylemek istemem ama Türkiye eşcinsel olarak yaşamayı seçeceğim ilk ülke olmaz. 10. ülke de olmaz hatta. Geçen sene bir eşcinselin öldürüldüğünü biliyorum burada mesela. Adı Ahmet’ti, Ahmet Yıldız.

KİLİTBAHİR’DE BİR YER VAR, AŞIK OLDUM

İstanbul’da trafik dışında sorunumuz olmadı. Bir yerden bir yere gitmek ne kadar zor bu şehirde! Bir de çekimler için Çanakkale Boğaz’ını yüzerek geçmek çok zor oldu benim için. Ama Çanakkale’ye aşık oldum! Kilitbahir diye bir yer var; hayatımda bu kadar mükemmel bir yer görmedim. Birçok İngilizin de evi var hatta orada. Ben de düşünüyorum bir yazlık almayı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle