GeriKelebek Türkan Saylan’a borcumu ödüyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkan Saylan’a borcumu ödüyorum

Türkan Saylan’a borcumu ödüyorum
refid:16917644 ilişkili resim dosyası

“Türkan” adlı dizide Türkan Saylan’ın üniversite arkadaşı Haydar’ı canlandıran Rüzgar Aksoy, bu projede yer almaktan çok memnun... Aksoy, “Ben Türkan Saylan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden burs alıyordum. Kader, bir şekilde bu karakteri getirdi bana. Dolayısıyla elimden gelen fedakârlığı göstermeye çalışıyorum” diyor.

Türkan Saylan’ın hayatını anlatan “Türkan” dizisinde, onun yakın arkadaşı Haydar’ı canlandırıyorsunuz... Bize bu karakterden biraz söz eder misiniz?    
 
- Haydar, doğulu bir karakter. Çok sevdiği, âşık olduğu bir kız var. Tam kızla nişanlanacakken kızda bir hastalık beliriyor; o hastalık Türkan Saylan’ın üzerinde uzmanlaştığı cüzzam... Haydar’ın ailesi istemiyor tabii kızla evlenmesini. Ailesi gelip, kızı alıp götürüyor. Dolayısıyla Haydar köyde bir başına kalıyor. Sonra İstanbul Üniversitesi’nde tıp okumaya başlıyor. Türkan Saylan’la el ele verip sevdiği kızı kurtarmaya çalışıyor.
  
Nitekim Fidan’ı kurtardılar, hatta Haydar ve Fidan evlendi değil mi?    

- Evet, evlendiler. Anadolu’nun saf, günümüzde pek rastlamadığımız aşkını yaşıyorlar. 

Siz daha önce “Adanalı”da rol almıştınız. Orada Haydar’ın tam tersi, serseri bir genci canlandırıyordunuz. Oyuncu olarak her rolü canlandırmanız normal de o geçiş süreci nasıl oldu?

- Birçok oyuncunun aksine bu geçişlerin kolay olduğunu düşünmüyorum. Geçiş yapmak, başka bir karaktere bürünmek başlı başına bir sorumluluk. Bir kere araştırmak gerekli.

ÖYLE BÜYÜK BıR AŞKIN AÇLIĞINI ÇEKİYORUM

Haydar rolü için nasıl bir araştırma yaptınız?


- Doğuya gittim. Sivrek’te bir köy... Köyün sakinlerinin çoğu Türkçe bilmiyor. Orada yaklaşık iki üç hafta kaldım. Köydeki amcalarla çay ocaklarında domino da oynadım, çatıda da yattım. Oranın psikolojisini, havasını, atmosferini görmeye çalıştım. Özellikle gördüğüm bir şey var; genellikle doğulu karakterler için kaba bir betimleme yapılır. O betimlemelerin aksine insanların çok kibar olduğunu gördüm. ınsanlar size “Hoşgeldin, çay içer misin?” diye yaklaşıyor. Daha sonra Haydar karakterini oluşturdum. Onu bulmaya çalıştım, hâlâ da bulmaya çalışıyorum.

Haydar kadar fedakâr mısınız?

- Ben hayatında Haydar’ın yaşadığı gibi büyük bir aşk yaşamadım açıkçası. Açlığını hissediyorum bunun tabii. Belki de bendeki Haydar da bu açlıktan doğmuştur. Ömrünü birine adamış ve ona göre yaşantısını düzenleyen bir karakter var karşımızda. Eski yönetmenimiz Türkan Derya hep “En büyük aşkını düşün” derdi. Yani ben en büyük aşkımı düşünsem de Haydar kadar olamaz, dolayısıyla hayal gücüyle oluşturmaya çalıştım Haydar’ın aşkını. Ne yazık ki öyle bir aşk yaşamadım. Bekliyorum yani.

BİZİM SETTE STAR DURUMLARI YOK

Siz de Türkan Saylan’ın hayatını okumuşsunuzdur sanırım…


- Evet, okudum. Bir de şöyle bir şey var, ben Türkan Saylan’ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden burs alıyordum. Kader, bir şekilde bu karakteri getirdi bana. Dolayısıyla elimden gelen fedakârlığı göstermeye çalışıyorum ve içten içe bir borcumun olduğunu da düşünüyorum. Haydar’ı oynarken bir taraftan da Haydar durumunda olan insanların çağrısı kulaklarımda; onlara rehber olmaya çalışıyorum.
Set ortamınız nasıl?

- Çok keyifli... Sonuçta bizim işte star durumları olmadığı, farklı görünmeye çalışan oyuncular bulunmadığı için sette çok eğleniyoruz. Zaten içinde bulunduğumuz iş vicdani bir rahatlama da getiriyor. Türkan Saylan’ın anlatıldığı bir projede yer almaktan çok memnunum.

MARLAN BRANDO, SEN SİNEMA-TV’Yİ SEÇ

Siz aynı zamanda seslendirme de yapıyorsunuz...


- Ben Mersin’liyim aslında... İstanbul’a gelmemin sebebi okuldu. Radyo-TV-Sinema... Dershaneden arkadaşlarım “Marlon Brando, sen sinema-TV bölümünü seç” diyorlardı diyorlardı. İstanbul Ünivesitesi’nin o sene puanı düştü ve şans eseri ben okula girdim. Çalışmaya da okuldayken başladım. Sabahları gazete okuyup, politikadan konuşuyordum radyoda. Best FM, Kral FM, Powertürk’te çalıştım. Sonra birden tıkanıp kaldım, insanların hayatında öyle dönemler olur ya. Her şeyi bırakıp Antalya’ya gittim. O dönem de dublaj yapmak istiyordum. Bir arkadaşım çağırdı, dublaj yapmaya başladım. Hatta şimdi de yerli dizilerde iki karakteri seslendiriyorum.

Hangi karakterler?

- “Arka Sıradakiler” dizisindeki Kerem’i ve “Adını Feriha Koydum”un başrolündeki karakteri konuşuyorum. “Titanik”, “Er Ryan’ı Kurtarmak” gibi filmlerde de dublaj yaptım.

Sinema filmi projeniz yok mu?

- Bir kısa film projem var. Senaryosunu Kültür Bakanlığı’na gönderdim, onay bekliyorum. Ben yazdım, ben oynayacağım ve çekeceğim. İleride film çekmekle ilgili bir hayalim var zaten... Hatta senaryosunu da kendim yazacağım.

HAYDAR SAYESİNDE DOĞUYU TANIDIM

Haliç Üniversitesi Konservatuvarı’nda yüksek lisansıma devam ediyorum. Ve ağırlığı olan, bana bir şeyler katacak projelerde yer almak istiyorum. Haydar sayesinde doğuyu tanıdım, bir Karadenizli sayesinde Karadeniz’i tanıyacağım. ıçimi dolduracak karakterler bulup ilerlemeye çalışıyorum. Yazın da iki film projesi var, ama isimlerini şimdilik vermeyeyim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle