GeriKelebek Türk doktorlar 80'lik Afgan hastaya şifa oldu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk doktorlar 80'lik Afgan hastaya şifa oldu

“Yemek borusu kanseri” teşhisi konulan 80 yaşındaki Afgan hastanın yemek borusu alınarak, yerine mideden yemek borusu yapılarak, sağlığına kavuşturuldu.

AA muhabirinin sorularını cevaplayan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi genel cerrahi uzmanı Operatör Doktor A. Kerim Özakay, kendilerine “yutma güçlüğü” şikayetiyle başvuran 80 yaşındaki Afganistanlı Nurullah Dinçer'e, yapılan tetkikler sonuncunda, “yemek borusu kanseri” teşhisi konulduğunu söyledi.
Yemek borusu kanserinde cerrahi müdahalenin çok önemli olduğunu ifade eden Özakay, “Diğer yöntemler yeterli olmamakta ve hastaya ömür uzatma açısından herhangi bir fayda sağlamamakta. Cerrahi müdahalede hastanın kurtulma şansı var. Cerrahi ile hastanın ömrünü uzatma şansımız olduğu gibi, hastanın yemek yemesini de sağlıyoruz. Bu çok önemli bir şey” dedi.

Özakay, “Bu hastamızın en önemli özelliği ileri yaşta olması” diyerek, 7 saat süren operasyonla ilgili şu bilgiyi verdi: “Bu tür ameliyatlar, çok büyük operasyonlar olduğu için hastanın bu ameliyatı kaldırma şansı biraz az oluyor. Hasta, bütün hazırlıklarını takiben yaklaşık 10 gün önce ameliyata alındı. Ameliyatta boyun, göğüs ve karın boşluğu olmak üzere 3 boşlukta çalıştık. Yemek borusunu tamamen çıkardık. Bunun yerine mideyi tüp haline getirip yeni yemek borusu yaptık. Böylece hastamızın, sağlıklı bir şekilde ağızdan yemek yiyebilmesini sağladık. Kanseri, cerrahi olarak da tedavi etmiş olduk.”

Mideden yapılan yemek borusunun, hastalarda bir sorun oluşturmadığını vurgulayan Özakay, hastaların operasyondan sonra sadece yedikleri katı gıdaları normalden biraz daha fazla çiğneyerek yutmaları gerektiğini söyledi.

“AMELİYATIN RİSKİ YÜZDE 50'YE YAKIN”

Yemek borusu kanseri ameliyatlarında, ölüm oranının çok yüksek olduğunu ifade eden Özakay, “Bu tür ameliyatlar, ölüm olmasa bile sakat bırakıcı ameliyatlardır. Hem yaş hem de ameliyatın büyüklüğü itibariyle risk yüzde 50'ye yakındır. Çünkü yemek borusunun üst kısmını mideyle birleştiriyoruz. Bu tür hastalarda beslenme problemleri olduğu için protein düşük oluyor. Bu nedenle birleşme yerinden kaçaklar olabiliyor, tutmuyor. Bunun dışında akciğer problemleri çok olabiliyor. Çünkü göğüs boşluğunu büyük bir kesikle açıyoruz. Aslında bunun kapalı ameliyatla yapılan yöntemleri de var. Zaman zaman onu da yapıyoruz, ama bu hastamızda o yöntemi uygun görmedik. O nedenle 3 boşlukta çalışarak, açık ameliyat gerçekleştirdik. Hastamız gayet iyi” diye konuştu.
Özakay, hastanın taburcu olduktan sonra onkolojik tedaviye devam edeceğini belirterek, “3-4 ay aralıklı olarak kemoterapi ve radyoterapi tedavisi görecek. Ondan sonra yıllık kontrollerimizi yaparak, takip edeceğiz” dedi.

Ameliyatı, Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Kenan Büyükaşık, Genel Cerrahi Asistanı Hakan Tanın ve Ezgi Altınsoy'la birlikte gerçekleştirdiklerini kaydeden Özakay, bu tür ameliyatların çok donanımlı hastanelerde yapılması gerektiğini, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinin de bu donanıma ve deneyimli ekibe sahip olduğunu söyledi.

SICAK YEMEK VE ÇAYA DİKKAT

Yemek borusu kanserinin daha çok Asyalılarda görüldüğüne dikkat çeken Özakay, hastalığa ilişkin şunları aktardı: “Hastalığın, Çin, Afganistan ve Pakistan bölgelerinde yaygınlığı var. Batı'ya gidildikçe yaygınlığı azalıyor. Bu nedenle Türkiye'de de Doğu bölgelerinde daha çok görülüyor. Bunun nedeni yemeğin sıcak alımına ve sıcak çayın çok içilmesine bağlanıyor, ama kesin sebebi belli değil. Bu hastalığa yakalananlar, yedikleri yemeğin yemek borusunda kaldığını hissederler. Katı gıdaların geçişinde problem yaşadığını, yutamadığını söyler hasta. İlerleyen hastalıklarda suyu bile yutamaz hale gelir. Hastalığın ilk belirtisi budur. İlerleyen dönemlerde de zayıflama, kilo kaybı, kansızlık gibi belirtiler ortaya çıkar.”

HASTANIN EŞİ SULTAN DİNÇER

Yemek borusu alınan hastanın eşi Sultan Dinçer, Afganistan'daki olumsuz koşullar nedeniyle çocuklarıyla birlikte 9 yıl önce Türkiye'ye göç ettiklerini söyledi.
Dinçer, eşinin seyyar arabada, halı ve kilim satarak geçimlerini sağladığını, fakat hastalığı nedeniyle son 1 yıldır çalışamadığını kaydetti.

Eşinin yutma güçlüğü çekmeye başlamasından itibaren hastane hastane dolaştıklarını anlatan Dinçer, eşinin hastalığına bir tek İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinin teşhis koyabildiğini belirtti.

Dinçer, yutma güçlüğü çektiği için eşinin rahatça yemek yiyemediğini ve hastalığı süresince kilo verdiğini ifade ederek, “Çok şükür ki hocalarımız sayesinde yeniden sağlığına kavuştu. Şimdi rahatça yemeğini yiyebiliyor” dedi.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle