GeriKelebek Tüp bebek kolay değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tüp bebek kolay değil

Tüp bebek kolay değil
refid:3731615 ilişkili resim dosyası

Onların yaşadıkları aslında çocuk sahibi olmanın hiç de kolay olmadığını çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Tedavileri aylarca, hatta yıllarca sürdü. Tüp bebek yöntemiyle anne olmak uğruna, sağlıklarını riske atmaktan da çekinmediler. Yenilgiyi kabul etmek üzereydiler ki, hamile olduklarını öğrendiler. Anne olmak için her türlü mücadeleyi göze alan dört kadın, hikayelerini Formsante’nin ocak sayısına anlattılar.

Verda Zorluyan,

35 yaşında evhanımı

3 yaşındaki Arda’nın annesi

Ruhsal olarak çok yıprandım

Bir gün eşimle birlikte yolda yürürken aniden fenalaşarak yere yığıldım. Yapılan tetkikler sonucunda rahim ile yumurtalıklarımın çevresinde, çikolata kisti olarak adlandırılan çok sayıda endometriozis tespit edildi ve hemen ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Ameliyatın ardından doğal yoldan hamile kalabileceğim belirtilince, çok sevindim. Ancak bunun için geçici olarak menopoza girmem gerekiyordu.

Altı ay süren geçici menopoz döneminde epey sıkıntı çektim. Geçici menopoz sonrasında, kanallarım açık olmadığı için normal yoldan çocuk sahibi olamayacağımı öğrenince dünyam başıma yıkıldı adeta. Eşimle birlikte soluğu hemen bir tüp bebek merkezinde aldık. Altı yıl boyunca nerdeyse soluksuz mücadele verdik. Hiç tereddüt etmeden üç kez ameliyat masasına yattım, olmadı. Geçici menopoza girdim, kariyerimi bir kalemde sildim. O da yetmedi, tam sekiz kez tüp bebek girişiminde bulunduk. Psikolojik olarak da artık iyice yıpranmıştım. Ancak şansımızı son kez denemek istedik. İşte, ne olduysa, bu son denemede oldu. Tam da yenilgiyi kabul etmeye hazırlanırken, yıllardır hasretle beklediğimiz müjdeyi almıştık; artık hamileydim. Şimdi üç yaşında olan oğlum Arda’yla birlikte çok mutluyuz.

Türkan Öztürk, 27 yaşında evhanımı

15 haftalık hamile

Doktorlar sıcak davranmadı

Evlendikten sonra, İstanbul’dan ayrılıp eşimin yanına, Almanya’ya yerleştim. Hem bu ülkeye uyum sağlamak hem de evliliğimizin keyfini yaşayabilmek için, ilk beş yıl çocuk sahibi olmamaya karar vermiştik. Daha sonra hamile kalamayınca, jinekoloğuma başvurduk. Yapılan detaylı muayenelerin ardından çocuk sahibi olabilmem için herhangi bir sağlık sorunum olmadığı tespit edildi. Tetkiklerden sonra eşimin sperm sayısının düşük olduğu, ancak tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabileceğimiz söylendi.

Başvurduğumuz klinikte bir yıl içinde tam üç kez tüp bebek yöntemi denendi. Almanya’da uygulanan tedavilerden yanıt alamayınca, biz de mücadelemizi kendi ülkemizde sürdürmeye karar verdik. Türkiye’de tedavi olmaya karar vermemdeki en önemli etken, doktorumun bize ve tüm ekibine olan sıcak yaklaşımıydı. Çünkü Almanya’da doktorumdan en ufak bir sıcak yaklaşım görememiştim. Oysa bu süreçte insan daha da duygusallaşıyor, doktorundan güleryüz ve yakın bir ilgi bekliyor. Dördüncü denemede "Hamilesiniz" müjdesini aldım. Uçakla yolculuk yapmam ilk üç ay sakıncalı olabilir diye ailemin yanında kaldım. Bu süreç içerisinde eşim Almanya’da ben ise Türkiye’de kaldığım için tüm düzenimiz bozulmuştu, ancak çocuk sahibi olmak için buna değerdi. Şimdi 15 haftalık hamileyim.

Düşmanıma bile dilemem

Didem Dursar, 32 yaşında ressam

Gelecek denemesinden umutlu

"Düşmanıma bile dilemem" derler ya, işte bu tüp bebek olayı da bence öyle. Düşünmek, hatırlamak bile istemiyorum tedavi sırasında geçirdiklerimi... İğne üstüne iğne, hormonların etkisiyle moral sıfır, sürekli bir gerginlik... Eşimle çok arzuladığımız halde çocuğumuz olmuyor. Doktorlar çözümünün hormon tedavisinde olduğunu söyleyip, beni rahatlatmıştı. Tedavi sırasında hormon miktarı biraz fazla kaçırılınca, vücudum inanılmaz sayıda yumurta üretti ve yumurtalıklarımın çok fazla çalışması sonucu rahatsızlandım. Karnım ciğerlerime kadar iki litre suyla doldu, yürüyemiyordum.

Tedavi her sefer için birkaç ay sürüyordu. Bu süre içinde hiç sosyal olamıyor, kalabalık arasına giremiyordum. Kafamdaki stresi oluşturan unsurları ortaya çıkarıp, onları çözmem için yol gösterici Cognitive Behavior Therapy’ye başladım. Bu şekilde rahatlayıp gelecek denememizde başarılı olacağımıza inanıyorum. Tüp bebek yoluyla bebek sahibi olmak isteyenlere en büyük tavsiyem, benim gibi çok arka arkaya deneme yapmamaları. Bu işe çok fazla yoğunlaşınca, insan depresyona giriyor.

Altıncı denemede başarılı olduk

Hülya Yılmaz Şen, 35 Yaşında

5.5 aylık bir oğlu var

1998 yılında evlendiğimizde çocuk sahibi olmak için erken olduğunu düşünüyorduk. 2000 yılının Mayıs ayında artık çocuk sahibi olmaya karar vermiştik. Bir süre geçmiş olmasına rağmen çocuğumuz olmayınca doktora gittik. Eşimin sperm sayısı ve kalitesi yetersiz olduğundan normal yollarla çocuk sahibi olamayacağımız söylendi. Ancak onun tabiriyle yardımcı üreme teknikleri kullanılarak hamile kalabilirdim. Türkiye’nin en ünlü infertilite kliniklerinden birine gittik ve ilaç tedavisine başladık. Bir süre sonra başka bir iğneyi de kalçadan olmaya başladım.

Bu ilaçlar ateş basması, halsizlik ve sıkıntı gibi yan etkileri olan ilaçlardı. Tedavi benim için uzun yıllar sürdü. Nihayet beşinci denememizde amacımıza yani hamileliğe ulaşmıştık. Hamileliğin başlangıcında kanamalar başladı. Bu durum, 18. haftada kanama nedeniyle rahime bakteri sızması sonucu hamileliğin sonlandırılması noktasına kadar devam etti. Tabii bu noktaya kadar sürekli evde yattım. Tuvalet ihtiyacımı bile yatakta giderdim. Altıncı denememde rahat bir hamilelik geçirdim. Şu anda beş buçuk aylık dünya tatlısı bir oğlumuz var.

UZMANLAR NE DİYOR?

Teksen Çamlıbel: Jinemed Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Anne adayına yaklaşım çok önemli

Tedavi sürecindeki en önemli sorun aslında anne adayının ruhsal açıdan yaşadığı sıkıntılar. Sık sık doktor kontrolünden geçilmesi, doktorun hastasına fazla zaman ayıramaması, hamilelik oluşmadığı taktirde ardı ardına yapılan denemeler gibi çeşitli etkenler, anne adayının psikolojisini yıpratabiliyor. Dolayısıyla doktorların tedavi sürecinde hastasına mümkün olduğunca zaman ayırması ve şefkatle yaklaşması çok önemli.

Psikolog Elif Orhan: Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi

Psikolojik destek gerekebilir

Stresin, hamile kalamama üzerinde önemli etkisi var. Bu hastalarda stresi azaltmaya yönelik çabaların hamilelik şansını artırdığı birçok çalışmada gösterildi. Dolayısıyla infertilite nedenlerinin araştırıldığı ve tedavilerin başladığı dönemde anne adaylarının stresi kontrol etmeleri, hamilelik şansının artması açısından çok önemli. Uzun yürüyüşler yapmak, çeşitli hobiler edinmek, meditasyon, ibadet, yoga ve psikolojik destek stresi azaltabilir. Hipnoz, kendi kendine telkin, masaj, pozitif düşünceler geliştirmek, gevşeme de stresi azaltan diğer yollar.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle