GeriKelebek Toplumun yengesiyim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Toplumun yengesiyim

Gül Azer ERYÜKSEL Kim demiş ‘‘Terzi söküğünü dikemez’’ ya da ‘‘Kelin merhemi olsa başına sürermiş’’ diye. İşte, Dr. Haydar Dümen bu iki deyişin de yanlışlığını ispatlıyor. Nasıl mı? Kendisinden tam 35 yaş genç, üstelik güzel, zeki ve zarif eşiyle sürdürdüğü mutlu evlilikle. Eşi Gül Dümen'in gözlerindeki aşkı, hayranlığı ve mutluluğu gördükten sonra Haydar Bey'in gerçek bir ‘‘uzman’’ olduğuna inanmamak elde değil. Bilindiği gibi Psikiyatrist Haydar Dümen öncelikle cinsel sorunlar uzmanı olarak tanınıyor. Hatta ‘‘cinsel sorun’’ denince, akla gelen ilk isim ve uzun ak saçlarıyla, bembeyaz pos bıyıklarıyla akla gelen ilk yüz. Onu ak saçlarıyla, ak bıyıklarıyla görüp de ‘‘pamuk gibi bir ihtiyar’’ olarak değerlendirmeniz hiç doğru olmaz. Çünkü eşi Gül Hanım'ın gözünde dünyanın en çekici erkeği. Aradaki 35 yıllık yaş farkına gelince Gül Dümen şöyle diyor: ‘‘Bilmem, hiç farketmedim.’’Saç çekme vakasıGül ve Haydar Dümen mutlu evliliklerini altı yıldır sürdürüyorlar. Evlendiklerinde Gül Hanım 26, Haydar Bey ise 61 yaşındaymış. Tanışmaları ise evliliklerinden dört yıl daha önceye dayanıyor. ‘‘Ailemle Edremit yakınlarındaki Altınoluk'ta oturuyordum. Haydarlar'ın da orada oteli vardı. Çağlayan kenarında, çok romantik, doğayla içiçe bir yer. Orada aşık değilseniz de olursunuz. Haydar Bey orada sanatsal faaliyetler düzenliyordu. Bir gün bir tiyatro topluluğu getirmişti. Üç arkadaşımla birlikte gittim. Çok komik bir sahne oldu. Espri çok güzeldi, ama yanımdaki arkadaşım espriyi anlamadı. Ben kahkahalarla güldüm. Uzun, dalgalı saçlarım vardı. Birisi arkamdan saçımı çekti. Bir baktım arkamda Haydar Bey varmış. Kendisini tanıyordum, ama tanışmıyorduk. Saçımı çektiği için mahçup oldum, öne doğru eğildim. Bu sefer omuzumdan sarstı.’’ Bu büyük aşk işte aynen böyle, 57 yaşında bir erkeğin 22 yaşında tanımadığı bir kızın saçını çekmesiyle başlamış. Gül Hanım eşinin sıcak kahkahasından çok etkilendiğini ve daha o gün kendisine aşık olduğunu çok sonra öğrenmiş. Anlatımını ‘‘O günden sonra beni yakın ilgi alanına aldı’’ diye sürdürüyor.Saç çekme vakasından evliliğe kadar geçen dört yıllık dönemi hatırlarken gözlerindeki ışıltı eksilmiyor Gül Dümen'in: ‘‘Dört yıl çok sevimli geçti. Çok telefon ederdi. Sık sık benimle birlikte olabileceği yerlere gelirdi. Neredeysem, olmaması gereken bir yer bile olsa, orada bulunmaya çalışırdı. Fakat bu, bir flört dönemi değildi. Gözleri, ilgisi, her şey bana flört ilişkisini anımsatıyordu, ama aramızda sözcüklere dökülmüş bir şey yoktu. Dört yılın sonlarına doğru duygularını açıkladığında benim içimde de zaten bir şeyler çoktan kıpırdamıştı. Tanışmamızın dördüncü yılıydı. 5- 6 kişilik bir grup deniz kıyısında akşam yemeği yiyorduk. Haydar Bey şiirler okudu, çok güzel şiir okur zaten. Şiir okumasına da gerek yok. Şiir gibi konuşur. Şiir okurken baktım gözleri kızardı, nemlendi. İşte o an onu içime koyasım geldi. Benim aşkım orada belirgin olarak görüldü. Onsuz yapamayacağımı fark ettim. Çok duygulu, sevecen, şefkatli bir erkek. Erkekler ağlamaz sözüne hiç katılmıyorum.’’Gül Dümen aradan geçen altı yıla rağmen kendisini dünyanın en şanslı ve mutlu kadını olarak hissediyor. Haydar Dümen'in geçtiğimiz günlerde ekranlardan ‘‘Eşim beni uçuruyor’’ dediğini hatırlattığımızda, Haydar Bey'i bir anda aşık eden o gülüşlerinden birini atıyor: ‘‘Kimin kimi uçurduğu tartışılır. Birlikte uçuyoruz. Eşim zaten insanı alıp götürüyor. Evliliğim boyunca benim ayaklarım hiç yere basmadı ki, hep bulutların üzerinde yürüdüm. Eşim öyle renkli, öyle frapan, öyle müthiş bir insan ki... Çoğu zaman ben ona yetersiz kaldığımı düşünüyorum.’’Bir bütünlük içindeyiz67 yaşındaki bir cinsel sorunlar uzmanıyla kendisinden 35 yaş genç olan eşinin mutluluğuna tanık olurken cinsellik konusunu sormadan edemiyoruz. Gül Dümen ‘‘Evlilikte cinsellik su içmek kadar gerekli. Cinsellik olmazsa olmaz. Biz de bunu yoğun bir biçimde, şefkatle, sevecenlikle yaşıyoruz. Bir bütünlük içindeyiz, fiziksel frekanslarımız da uyuyor. Cinsellikte erkeğin yaşının çok önemli olduğu sanılıyor. Bu hiç doğru değil’’ diyor.Eh, bir de konunun ‘‘uzmanı’’ açıklamalı tabii. Dr. Haydar Dümen şöyle dile getiriyor: ‘‘Genç bir erkek hergün beraber olabilir ya da günde üç kere beraber olabilir. Bu genç erkeğin beraber olma süresi üç dakikaysa, günde üç kere tekrarlarsa dokuz dakika beraber oluyor. Başka biri 40 dakika, 1.5 saat fiziksel beraberliğini koruyabiliyorsa bunu üç dakikaya böldüğünüzde çok daha fazla beraber oluyor gibi bir şey çıkar. Cinsellikte sayısal değerler üzerinde çok durulur. Cinseliği uyaran ya da baskı altına alan bütün mekanizma beyindedir. Eğer hormonal sistem rol oynasaydı herkes bir iğne yaptırıp boğa gibi giderdi. Ben mekanizmayı biliyorum. Şunu diyorum. 'Beyler, efendiler! Ruh denen, psikoloji denen bir şey var. Bunu yakaladığınızda her şey yollarınıza açılır. İş fiziksel değil, yaşta değil. Mutluluk çubuğu taktırıp, yüzünü gerdirmekle de olmaz.’’Mutluluk çubuğu fikri Gül Hanım'ı güldürüyor ve ‘‘Çok itici bir şey’’ diyor: ‘‘Bu yaşta cinsellik de daha duygusal yaşanıyor. Zaten Haydar Bey bu işin uzmanı olduğu için bunu halletmiş. Eşimin beyni, tabii bilgisi sayesindeyse problem yok. Ayrıca cinsellikte sayı değil, kalite önemli. Cinsellik çok çok önemli ancak bizde problemli bir yönü yok. Cinselliği biliyor, dolu dolu yaşıyoruz. İleride ne olacağını da hiç düşünmüyorum. Önemli olan şu anda yakaladığımız mutluluğu yaşamak. Ben zaten bir aşk evliliği yaptım. Öyle sıradan değil, yoğun bir aşk evliliği. Bu durumda ileriyi düşünmek gibi mantık kuralları işlemez.’’Bıyıkları tahrik ediciGül Hanım ilk gençlik yıllarından beni yaşıtlarına ya da kendisinden 3-5 yaş büyük erkeklere ilgi duymamış. Onun ilgisini daima kendisinden çok büyük erkekler çekmiş. Buna rağmen tabii 35 yaş büyük bir erkek aklından geçmemiş, ama ‘‘özel’’ biriyle evlendiği için çok mutlu olduğunu sık sık tekrarlıyor. Haydar Dümen'in bu konudaki sözleriniyse sakın şaka sanmayın. O çok ciddi: ‘‘Eşimin yaşından çok memnunum. Hatta aynı eşim olmak şartıyla biraz daha genç olsun isterdim. Biraz daha büyük olmasına hayır derdim. Tercih hakkım olsaydı aynı eşimin, aynı kafa, aynı ruhla beş yaş daha genç olmasını isterdim.’’ Şu meşhur ‘‘uçmak’’ konusuna geri dönüyoruz. Gül Hanım: ‘‘Eşim kendisini uçurduğumu söyleyince cinsellik yönü anlaşıldı. Tanıdıklar 'sen neymişsin' diye telefon ettiler. Sadece cinsellik değil. Çok güzel bir sofra kurarım, uçar, bir sorunu tartışmasız çözerim, uçar.’’ Haydar Dümen devam ediyor. Meğer son zamanların moda uçuşları bizim gözlerimizle görünmüyormuş: ‘‘Beni şu an sizin yanınızda da uçuruyor. Yüzüne bakıyorum. Duygularının, fiziğinin bana verdiği manyetik akımlarla sanki meditasyon yapar gibiyim. Stresim hafifliyor, uçuyorum işte. Evde bir havaya girip bir şiiri okuduğumuzda uçuyoruz.’’Haydar Dümen'in eşi olmaktan gurur duyuyor Gül Hanım. Hatta kendisini ‘‘toplumun yengesi’’ olarak hissediyormuş... Yalnız bir şeyden çok sıkılıyor. Birlikte sokağa çıktıklarında ''Haydar Bey, götür'' veya ''Haydar Bey, yakışır'' gibi laflar atılıyormuş. Eşinin genellikle bekar sanıldığını, bu yüzden genç bir kadınla görülünce yanlış anlaşıldığını söylüyor. Haydar Dümen'in eşi olmanın tek dezavantajı da buymuş.İkinci evliliklerHer ikisi de ikinci evliliklerini yaşıyorlar. Gül Hanım liseyi bitirir bitirmez yapmış ilk evliliğini. Çok kısa süren bu evlilikten 11 yaşında bir kızı var. Haydar Dümen'in ilk eşiyle boşanma davası 35 yıl sürmüş. Ayrı yaşayan çiftler için getirilen yasa değişikliği sayesinde ancak sekiz yıl önce boşanabilmiş. Her ikisi de evliliğin aşkı öldürdüğü konusunda birleşiyor ama hemen ekliyorlar: ‘‘Bizim evliliğimiz için geçerli değil.’’Haydar Dümen eşine ''Anlatsana o küçük kartları dizdiğimde sonuncuya, yastığının altındakine ne yaptım?'' Gül Hanım utanıp, anlatmayınca Haydar Bey anlatıyor: ‘‘Kendi resmimi yaptım, ama bıyıklarımı daha kabarık çizdim. Eşim bıyıklarımı kabarık sever çünkü.’’ Gül