GeriKelebek TEPETAKLAK DEĞERLER Siz de kızanlardan mısınız? Aşın
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

TEPETAKLAK DEĞERLER Siz de kızanlardan mısınız? Aşın

TEPETAKLAK DEĞERLER Siz de kızanlardan mısınız? Aşın bunları, aşın! Hem kendinizi, hem eşinizi ve çocuklarınızı yoksul ve mağdur etmekten başka bir işe yaramayan, yalnızca kızan ahmaklardan olmak. Hizaya gelin; düşünce biçiminizi, yaşam görüşünüzü değiştirin. "Fırsatları gören ve değerlendiren" uyanık vatandaşlar arasına katılın. Standardınızı yükseltin!…Babanız işine titizlendi; görevlerini zamanında ve başarıyla yerine getirdi, çevresindekilere yardımcı olmaya çalıştı da ne elde etti? Bütün yaşamı boyunca dar aile bütçesinden biriktirdiklerinin üzerine emekli ikramiyesini de koyduğu halde ancak banka kredisiyle bir "karadeniz işi" apartman dairesi alabildi."MAHALLENİN MİLYONERİ"Oysa 1950'lerde "her mahallede bir milyoner yaratma" politikasıyla başlayan, 1960'larda "ithal ikameci sanayileşme" ile coşan, 1980'lerde "ben zengini severim; benim memurum işini bilir" politikalarıyla azan "fırsatları görme ve değerlendirme anlayışına" babanız da kayıtsız kalmak yerine hevesle sarılmış ve bir tek daire yerine, üstelik çok daha ucuza bir-iki gecekondu kondurmuş olsaydı, bugün koskoca apartmanların sahibi olurdunuz. Dairelerinizi ister kiraya verir, ister faizin patladığı dönemlerde satıp repoya, dövizin patladığı zamanlarda dolara, borsanın patladığı zamanlarda hisse senetlerine yatırır, yaşamınızı gül gibi yaşayıp giderdiniz…OLSA NE OLUR?Büyük kentlerin "devasa köyler"e dönüştürmüş olurdunuz.Zaten sınırlı ormanları kondunuza yer açmak için biraz da siz yakmış, kesmiş olurdunuz.Kentin içme suyunu karşılayan doğal veya yapay tatlısu göllerine kanalizasyonunuzu akıtırdınız. Mutlaka günün birinde oy düşkünü belediye veya büyükşehir belediye başkanlarından biri o suyu -bedelsiz olarak- sizin evinize de getirirdi ama, zaten sizin çişiniz olurdu musluğunuzdan akan.Birkaç yıl yolunuz olmazdı, çamura bata çıka işe, okula gider gelirdiniz. Belki burnunuz iyi koku almıyorsa çöplüğe yakın bir yerlere kurardınız konduyu da ara sıra çöplük patlardı.YA ÖDÜLÜ?Ama dişinizi sıkıp bunlara bir süre katlandığınız zaman elinize geçecek ödülleri de bir düşünsenize!Örneğin, Ali Talip Özdemir'in Bakırköy Belediye Başkanlığını kazanmak için yaptığı gibi, adaylar size "gecekondu affı" -rüşvet- sözü verirler, bunu seçim yasaklarından bir gün önce gazetelerde çarşaf çarşaf reklamlarla duyururlardı.Üç kuruşu denkleştirdikçe, belediye imar müdürlerini, zabıtalarını gerektiği gibi "görüp", sizin olmayan arsalar üzerine diktiğiniz kondulara "kaçak katlar" çıkardınız.Diğer kondularla aranızdaki eciş bücüş, daracık yollar günün birinde, bir seçimden az önce bedavaya asfaltlanır; kazara kalmış boş alanlara çocuk parkları, okullar yapılırdı.Yine kamunun ya da tapu sahibi birilerinin arsası üzerine, su basmanını sizin çıktığınız cami Diyanet'in katkılarıyla tamamlanırdı.Bir gazetecinin bir zamanlar "güzel" bulduğu bazı sarışın başbakanlar, Çankaya'da oturan bazı şişman adamlar ayağınıza kadar gelirdi; size "Tapu Tahsis Belgeleri", hatta "Tapular" bile verirlerdi.Sosyal demokrat ya da dindar bazı belediye başkanları "semtinize" otobüs seferleri koyar, kapınıza bedava süt şişeleri dizerdi.Elektrik faturanızı, enerji nakil hatlarına "çengel atmayı" öğrenerek, kızgın-dürüst-pısırık yurttaşlarınıza ödetirdiniz. Öyle ya, TEK gibi kuruluşlar "kayıp enerji"nin bedelini ya edepli-dürüst abonelere "maliyetini bölüştürerek" fatura eder, ya da bu tutarları "yalnızca vergi verenlerin ödemeleriyle toplanan kamu maliyesi kaynaklarından" karşılar… Zaten, sizin kondunuza kadar döşenen su borularının, asfaltlanan yolların, yapılan parkların, okul ve benzeri hizmet yapılarının bedellerini de yine aynı yöntemle, o saftirik kızgın-dürüst ahmaklar ödemiyor mu! Bir de bunu ödeseler ne çıkar!…YENİ FORSATBu furyalardan zamanında yararlanamadınız mı? Dert etmeyin, fırsatlar tükenmez: 2001 yazında "yurttaşsever ve adil" hükümetimiz, henüz "kondularının" tapusunu alamamış olan uyanık vatandaşlarımıza kondularının arsalarını hiç değilse "taksitle" satın alma olanağını sunar!…Hukukçular istedikleri kadar bağırsın, "Bu yöntem, cezalandıramadığınız hırsızdan çaldığı malın bedelini almaya çalışmak demektir!" diye…Kent planlamacıları, mimarlar, jeologlar istedikleri kadar bağırsın, "Bu yöntem, kentlerimizin imar planı sıkıntılarını iyice artıracaktır. Kalitesiz, çirkin, sağlıksız yapılara; düzensiz, çarpık çurpuk kentleşmeye resmiyet kazandıracaktır. Büyük kentlerin sorunlarını içinden iyice çıkılmaz kılacaktır!" diye…Sanki…Sanki siz kendi keyfinizden geldiniz buralara!Sanki birileri köyünüzü, kasabanızı terke zorlamadı!Sanki köyünüzde, kasabanızda "gelecek umudu" bırakmışlardı içinizde!Sanki "Urfa'da Okusford vardı da gitmediniz"!Sanki orada da zaten "devlet memuru köylü" değildiniz!Sanki İstanbul'a her yıl sizden başka beşyüzbin kişi gelmiyor!Sanki siz gelmeden önce bu kentler hep eli yüzü düzgün birer "irem bahçesi"ydi! Sanki kent merkezindeki "karadeniz tarzı" apartmanlar imar planlarına ve deprem yönetmeliklerine çok uygunmuş gibi!Sanki arsasının ve binasının bedelini son kuruşuna kadar ödemiş olanların evlerinin de birçoğu şiddetli bir depremde yıkılmayacakmış gibi!Laf işte!Zaten bu mıymıntılar, bu pısırıklar, bu dürüstlük taslayıp yalnızca kızan köpüren beceriksizler hep böyledir!…Ahmet ÜNVER - 02 Temmuz 2001, Pazartesi