GeriKelebek Televizyonla aşk ve nefret ilişkisi yaşıyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Televizyonla aşk ve nefret ilişkisi yaşıyorum

Televizyonla aşk ve nefret ilişkisi yaşıyorum
refid:13321321 ilişkili resim dosyası

O tam 14 yılını televizyon sektörüne verdi.

Türkiye'ye jüri üyeliği kavramını tanıttı, acımasız eleştirileriyle zaman zaman gerginlik yarattı. "Şimdi olgunluk dönemindeyim" diyen Armağan Çağlayan'ın hem kendi hem de televizyon dünyasına dair söyleyecek çok sözü var. Ve işte o sözlerin bir kısmını Elele dergisi için dile getirdi.

O tam 14 yılını televizyon sektörüne verdi. Türkiye’ye jüri üyeliği kavramını tanıttı, acımasız eleştirileriyle zaman zaman gerginlik yarattı. “şimdi olgunluk dönemindeyim” diyen Armağan Çağlayan’ın hem kendi hem de televizyon dünyasına dair söyleyecek çok sözü var. Ve işte o sözlerin belki de en önemlilerini Elele dergisi için dile getirdi.

Avukatlık, televizyon yapımcılığı, jüri üyeliği, program sunuculuğu... Sırada ne var?
- Oyunculuğu denemek istiyorum. şu anda okuduğum bir dizi senaryosu var. Bir komedi dizisi, bakalım ne olacak.

Eviniz basında çok yer aldı, çok konuşuldu. Biraz anlatır mısınız ev yaşantınızı?
- Evimi değiştireli bir sene oldu. Evet garip bir biçimde çok konuşuldu evim. Galiba herkese terastaki havuz garip geldi. Havuz bahçede olsa, bu kadar olay olmayacaktı. Ama evi aldığımda öyleydi. Ben evin bütün parasını Popstar’dan kazanmadım. Avukatlık yaptım, kamera arkasında çalıştım... Yılların birikimiyle alındı o ev. Ama hâlâ sokakta insanlar evi soruyorlar. 

Şehir hayatının kalabalığından uzaklaşmak için mi Çekmeköy’ü tercih ettiniz?
- Şu an şehir içinde asla yaşayamam. Bana “Git Cihangir’de, Bebek’te bedava ev var, yaşa” deseler bile imkansız. Bana artık oralar çok kalabalık ve sıkışık geliyor.

ÇEVREMDEKıLER BENDEN ÇEKİNİR

Gecelerin adamı mısınız, ev kuşu mu?
- Ev hayatını tercih ediyorum. Her sabah aynı saatte kalkarım. Sonra spora gidiyorum, eve geliyorum, kitap okuyorum, bütün gün FarmVille oynuyorum. 

Program yapımcılığı gibi yoğun bir tempodan sonra bu tekdüze hayat biraz boş gelmiyor mu?
- Bu durum bir süre iyi geldi. şimdi tekrar üretmek daha iyi gelebilir. Galiba insan oturunca biraz da köreliyor.

Çok eleştirel biri olarak izledik hep sizi. Çevrenizdeki insanlara karşı da öyle misiniz?
- Her zaman değil. Herkesin hayatına müdahale eden biri değilim. Ama televizyonda işim oydu. Aldığım paranın hakkını vermek zorundaydım. Ben genelde çok gergin bir insanımdır. Hiç rahat bir anım yoktur. Buna ben de çevremdekiler de alışkın.

Bu çevrenizdekilere nasıl yansıyor, korkarlar mı sizden?
- Çekinirler. ılişkilerimde baskın bir karakterim. 

Rahatlamak ve biraz stesten uzaklaşmak için neler yaparsınız?
- Bana sadece spor iyi geliyor. 

14 yılını televizyon sektöründe geçirmiş biri olarak nasıl görüyorsunuz televizyonun şu anki durumunu?
- Biraz tekdüze buluyorum. Dizi seyretmiyorsanız televizyonda seyredecek hiçbir şey bulamıyorsunuz. Bundan hiç hoşnut değilim. şu an televizyonla benim aramda aşk ve nefret ilişkisi var. 

Siz nasıl bir çözüm yaratırdınız?
- Valla çözümü seyirci bulacak. ınsanlar dizi seyretmeye devam ettiği sürece bu iş böyle gider. ıyi bir fikir bulmak lazım artık. 

Kimleri beğeniyorsunuz televizyon dünyasından?
- Şu andaki en iyi televizyon yıldızı bence Kıvanç Tatlıtuğ. Tabii Beren de (Saat) öyle. Nebahat Çehre’yi çok beğenerek izliyorum. Ondan gözünüzü alamıyorsunuz. ınsanı yıldız yapan, insanın kendisi değil, aslında içinde bulunduğu proje. Nebahat Hanım 12 yıldır hiçbir şey yapmıyordu belki, ama “Aşk-ı Memnu” sayesinde tekrar hayatımıza girdi. 

Sürekli hayatımızda olan ama iyi projelerde yer alamayan insanlar için ne düşünüyorsunuz?
- Hülya Avşar mesela her zaman hayatımızda olacak, tıpkı Türkan şoray gibi. Ama albüm yaptı, ben daha bir şarkısını dinlemedim. Bence Hülya Avşar kariyerinde başka bir yolda.

BU SEKTÖRDEKİ HERKES YALNIZ

Jüri üyeliği riskli bir şey mi? Deniz Seki’den Ajda Pekkan’a, Gülben Ergen’den Ebru Gündeş’e çok fazla isim geldi geçti. Nedir bunun kriteri?
- Jüri üyeliği yapabilmeniz için pratik zekanız olmalı.  “Ne şiş yansın ne kebap”çılar hiçbir zaman jüri koltuğunda başarılı olamadı. En güzel örneği Ajda Pekkan mesela. Türkiye’nin süper starı diyoruz. Ama bugüne kadar gelmiş geçmiş en başarısız jüri üyesi oldu. Çünkü orada gerçek olmanız gerekiyor. 

Sıkıldınız mı jüri üyeliğinden?
- Biraz sıkıldım.  

Tüketim çılgınlığınız devam ediyor mu? Bir oda dolusu ayakkabı ve parfümünüz olduğunu duydum.
- Herkes hayatındaki boşlukları bir şeylerle kapatıyor. Kimisi yemek yiyor, kimisi alışveriş yapıyor. Bizim piyasada çalışan insanlar genel olarak yalnız insanlardır. Herkes herkesin ayağını kaydırmaya çalışır. Bu yüzden de sahte ilişkilerle doludur her yer. Kendimi zaman zaman yalnız hissetmesem, neden bu kadar ayakkabı alayım!

YALNIZLIKTAN KORKMUYORUM

Aile kavramına nasıl bakıyorsunuz? ıleride yalnız kalacak olmak gibi bir endişe duyuyor musunuz?
- Yalnız kalmaktan hiç korkmuyorum. Korkanı da anlamıyorum. Kendi kendine yetemeyen insanlar yalnızlıktan korkar.

Bu dingin hayatta bir şeyleri ertelediğinizi düşünüyor musunuz?
- Eskiden beri ıstanbul dışında bir ev alma ve oraya yerleşme hayalim var. Bunu hep erteliyorum. 

Eğer giderseniz nasıl bir tablo çiziyorsunuz kendinize?
- Bu gitme hikayesinde hep ızmir-Dikili’yi düşünüyorum yer olarak. Tekrar avukatlık yapmak ve huzur dolu, doğal bir hayat... Ben yaptığım işlerde başarılı oldum, Türkiye’ye jüri kavramını getirdim. şimdi olgunluk döneminde olduğumu düşünüyorum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle