GeriTelevizyon Sultan Alaaddin Keykubat ne zaman öldü? İşte hayatı hakkında bilgiler
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sultan Alaaddin Keykubat ne zaman öldü? İşte hayatı hakkında bilgiler

Sultan Alaaddin Keykubat ne zaman öldü? İşte hayatı hakkında bilgiler

Sultan Alaaddin Keykubat, TRT 1 ekranlarının amiral dizisi Diriliş Ertuğrul nedeniyle araştırılmaya başlandı. Türkiye Selçuklu Devleti'nin sultanı olan Alaeddin Keykubat, hükümdarlığı boyunca birçok yapı inşa etmiştir. Peki Alaaddin Keykubat ne zaman ölmüştür? İşte, Sultan Alaaddin Keykubat'ın ölümü hakkında merakla araştırılan hakkında detaylı bilgiler

Sultan Aleaddin Keykubat, 1190 tarihinde dünyaya gelmiş ve 1221 ile 1237 tarihleri arasında Türkiye Selçuklu Devleti'nin sultanlığını üstlenmiştir. Saltanatta olduğu dönem içerisinde onlarca eser inşa etttiren Sultan Alaaddin Keykubat, bu nedenle Türkiye Selçuklu Devleti'nin en önemli sultanı olarak adını tarihe yazdırmıştır. Konya, Niğde, Antalya ve Beyşehir'd yaptırdığı eserler, bunu kanıtlar niteliktedir.

SULTAN ALEADDİN KEYKUBAT NE ZAMAN DOĞMUŞ VE NE ZAMAN ÖLMÜŞTÜR?

Sultan Aleaddin Keykubat, 1190 tarihinde Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Babası 1196’da tahtı kardeşi Rükneddin Süleyman’a bırakmak mecburiyetinde kalıp gurbet hayatına çıktığında Alâeddin Keykubad, ağabeyi I. İzzeddin Keykavus’la birlikte babasının yanında bulundu. Dördüncü Haçlı Seferi öncesine kadar (1200 - 1204 arası) İstanbul'da Bizans İmparatorluğu'nda kaldı.

II. Süleyman Şah'ın ölümü üzerine tekrar sultan olmak üzere Konya’ya doğru harekete geçen babası Gıyaseddin Keyhüsrev, geçişine izin vermesi için İznik Rum İmparatoru I. Teodor Laskaris ile anlaşma yaparak Ladik, Honas ve bazı kaleleri bırakmayı kabul ettiğinde kaleler teslim edilene kadar onu ağabeyi İzzeddin Keykâvus ile İznik'te rehin bıraktı. İki kardeş, bir süre İznik'te tutsak olarak kalsa da daha sonra Hacib Zekeriya'nın yardımı ile kaçarak Anadolu'ya geçtiler.

Amid seferi için hazırlıklara devam ederek Hârzemli, Ermeni, Rum, Gürcü, Frank, Rus, Kıpçak ve Kürtlerden oluşan ordusuna Kayseri'nin Meşhed ovasında bir resmi geçit yaptırdı. Büyük oğlu Gıyâseddin Keyhusrev’i eskisi gibi Erzincan meliki olarak bıraktı; küçük oğlu İzzeddin Kılıç Arslan'ı veliaht ilan ederek ve bütün devlet ileri gelenlerine bu veliahtlığı kabul için yemin ettirdi. Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü Kayseri’de huzurunda bulunan yabancı elçiler için büyük bir ziyafet verdi ve bu ziyafette yediği kuş etinden zehirlenerek o gece öldü (31 Mayıs 1237). Oğlu Gıyâseddin Keyhusrev tarafından zehirlendiği ileri sürülmüştür.

TAHTA ÇIKIŞI NASIL OLDU?

Keykavus’un oğlu olmadığından 1220 yılında ölümü üzerine Beylerbeyi Seyfeddîn Ayaba, Emîr-i Âhûr Zeyneddîn Beşâra, Emîr-i Meclis Mübârizeddîn Behramşâh ve Bahâeddîn Kutluğca gibi devlet adamları ve komutanlar, Kezirpert Kalesi’nde tutuklu bulunan Alâeddîn Keykubad’ı tahta çıkarma kararı aldı. Kimi kaynaklara göre İzzeddin Keykavus ölüm döşeğinde iken Aleaddin Keykubad'ı çağırtarak varis ilan etmiştir. Yeni hükümdarı tutuklu bulunduğu yerden çıkarıp Konya’ya getirme görevi Seyfeddin Ayaba’ya verildi. Böylece İzzeddin Keykâvus’un yüzüğünü yanına alan Emîr Seyfeddin Ayaba, Alâeddin Keykubâd'ı, tutuklu bulunduğu Kezipert kalesinden çıkararak Sivas'a getirdi. Melik Alâeddin Keykubâd Sivas'ta tahta çıkartıldı. Ardından Konya yolunu tutan Alaeddin Keykubad’a Kayseri, Akşehir ve Konya'da muhteşem karşılama törenleri yapıldı. O tahta çıktığında Abbasi Halifesi Nâsır, İslam filozoflarından Şihabeddin Sühreverdî ile menşur, hil‘at, çetr ve diğer saltanat alâmetlerini göndererek hükümdarlığını tasdik etmişti.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle