GeriTelevizyon O ışık eksikse star olamazsın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O ışık eksikse star olamazsın

O ışık eksikse star olamazsın

Televizyon programcısı ve yazar Yelda Kırçuval, şimdilerde Kanal D’de yayınlanan “Benimle Söyle” yarışmasında yaptığı sivri çıkışlarla gündemde. Kırçuval ile buluştuk; farklı formatıyla dikkat çeken yarışmayı, ünlüler dünyasındaki sahtelikleri, insanların günlük yaşamlarında takmak zorunda kaldıkları maskeleri ve kariyer endişesinin nelere yol açtığını konuştuk.

100 kişilik “Benimle Söyle” jürisinin en dikkat çeken isimlerinden biri oldunuz. Yarışma nasıl gidiyor?

- Çok güzel gidiyor. Birincisi çokseslilik önce kafa karıştırır gibi bir izlenim verse de aslında birbirinden farklı alt metinler ortaya çıkıyor. Herkesi beğeneceğiz diye bir şey yok. Ben genelde her zaman beğenip butona basmıyorum ama yarışmamız harika geçiyor. Arada Metin’le (Arolat) serzenişlerimiz, tartışmalarımız, anlaşamadığımız noktalar fazlasıyla olmuyor değil (gülüyor).

Yarışmada, adaylar karşınıza geliyor. Bir yeteneği hangi yönleriyle değerlendiriyorsunuz? Sadece ses yeterli mi yoksa asıl aranan bir star ışığı mı?

- Bence Türkiye’de sesi çok güzel olan sayısız insan var. Konservatuvar mezunu, alaylı o kadar yetenekli insanlar var ki ama hepsi bir yerlerde değiller. Bunun tek karşılığı sadece sesin yeterli olmaması. Star ışığı eşittir sahne duruşun, giyimin, enerjin, izleyiciyle kurulan kontakt ve her şeyden önemlisi gizem. Bunlardan biri eksikse iyi bir yorumcu olursun ama star olamazsın. Yarışmamızda bu ışığın olduğu adaylar var.

Türkiye’de yeni jenerasyonda kimlerde star ışığı var sizce?

- Tabii ki ilk akla Tarkan geliyor ama yeni nesil derseniz, iyi yol aldığını düşündüğüm Edis’te var. Eğer performansını düşürmez ve vizyonunu her zaman yeni formatlarla geliştirirse, aynı çizgide kalmamayı tercih ederse parlamayı sürdürür. Dans ederek şarkı söyleme yetisine de sahip, bu pek çok popçuda olmayan bir özellik. Kendisini dinleyen kitleyle gizemli iletişimi onu 1-0 öne çıkarıyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Sinema Televizyon Bölüm Başkanı’sınız. Aslında bir bakıma yeni yetenekler yetiştirip piyasaya kazandırıyorsunuz. Öğrencileriniz arasında müzik ve sinema dünyasında şimdiden isim yapmış kimler var?

- Sinema ve müzikte ülke sınırlarının dışına çıkarak uluslararası platformlarda kendini ispatlamış çok yetenekli öğrencilerimiz var. Tiyatro bölümü öğrencimiz Asena Keskinci, daha 15 yaşında Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı” filmiyle Cannes Film Festivali’ne giderek kırmızı halıda yürüdü. Berat Efe Parlar da çok yetenekli, Cem Yılmaz’la başrolü paylaştı. Efe Ekemen reklam yıldızı ve dizilerde oynuyor. Mustafa Güneşoğlu kısa filmleriyle ödüller almaya şimdiden başladı. Emre Yapıcı New York’ta çektiği kısa korku filmiyle birincilik ödülü kazandı, Bollywood’dan da Altın Tilki aldı. Ben çok şanslıyım, çünkü o genç sanatçılarla besleniyorum. Onlar sektörü daha iyi yorumlamama neden oluyor.

SEKTÖRDE YAŞANAN İLİŞKİLER TAM

BİR TAHT SAVAŞI!

“Adapsız Kadınlar Hayasız Erkekler” ve “İnsanı İnsan Acıtır” adlı iki kitabınız bulunuyor. Katıldığınız bir programda kitap kahramanlarınız konusunda magazinden etkilendiğinizi söylemiştiniz. Bu renkli dünyada yaşanan ilişkileri çok mu çetrefilli buluyorsunuz?

- Tam da budur. Çetrefilin önde gideni, hatta duble çetrefilli ilişkiler. Sektörel olarak merkezinde durduğunuzda bunlarla yoğruluyorsunuz. O ilişkiler benim ilham kaynağım. 

Sizce ünlüler dünyasında neden çoğu ilişkide dikiş tutmuyor?

- Ego çatışmaları, kariyer savaşları, şan şöhret, para ve pul işin içine girdiğinde kopukluklar kaçınılmaz oluyor. Sektörde yaşanan ilişkiler tam bir taht savaşı. Herkes kendi tahtını elde etmek için eşini, arkadaşlarını, çevresindeki insanları fil gibi eziyor. “Game of Thrones” finalinden daha fena.

 KADIN MESLEKTAŞIM CANIMI ÇOK ACITTI

Son kitabınıza “İnsanı İnsan Acıtır” adını verdiniz. Sizin canınızı en çok kim acıttı?

- Habercilik yıllarımda hayallerimi süsleyen kadın bir haberci vardı. Dönemin en meşhur isimlerindendi, hanımefendiliği ve ekranda güçlü duruşuyla tanınırdı. Yan yana geldiğimde “Ben de sizin gibi çok başarılı bir haberci olmak istiyorum” demiştim.  Bana “Çok da kendine güvenme, dış görünüşün, saçın başın güzel diye haberci olamazsın. Bir kez daha düşün” diyerek ciddi bir hayal kırıklığı yaşattı. Bunu duyduğumda 20 yaşındaydım.

O söylem beni daha da hırslandırdı. O dönemde mesela bütün haber spikerleri Türkiye güzelleriydi. Jülide Ateş on numaradır, Defne Samyeli mesela... Niye güzel olunca zeka sorunu varmış gibi algılanıyor? İşte orada ego devreye giriyor.

Güçlü kadın görüntüsünü her daim canlı tutmaya çalışmak sizi yormuyor mu?

- Elbette yoruyor ama güçlü durmak için bazen kulaklarımı tıkıyor, gözlerimi kapıyorum. Acı çekiyorsam, karşımdaki bana acı çektiriyorsa buna izin veriyorum, sindiriyorum. Çünkü o onun sınavı. Ben bana acı çektirenlerin kendi sınavlarında nasıl sınıfta kaldıklarına çok tanık oldum. Hayat da tam da bu değil midir zaten?

BUNCA SAHTELiĞiN iÇiNDE MASKE TAKMAMAK iMKANSIZ

Sosyal medyada attığınız videolarda bir statü hastalığından bahsediyorsunuz? Çağımızın vebası da bu mu acaba?

- Konum ve kariyer endişesi yüzünden sevdiğimiz insanları sevmediğimiz davranış modelleriyle yok ediyoruz. Tek derdimiz kariyer ve para. Genç nesil de bundan çok etkileniyor. Bunun en alası yine magazin sektöründe ortaya çıkıyor. Reytinginin düşeceği zamanları da düşünmesi gerek insanların.

Siz hiç maskelerle yaşamıyor musunuz?

- Elbette yaşıyorum. Pardon da bu kadar sahteliğin içinde maske takmamak absürt bir durum olur. Çünkü bir noktadan sonra maskeni takarak kendini muhafaza ediyorsun. Hayatımda, özellikle mesleğimi yaparken maskemi takıyorum.

Kitabınızda “Mutluluk için uçurtmanın ipini kesebilmek gerekir” diyorsunuz. Siz hayatınızda uçurtmanın ipini ne zaman kestiniz?

- Gerçekten konunun detaylarına hiç girmek istemiyorum ama 5 yıl önce hayati önem taşıyan ciddi bir ameliyat geçirdim ve uçurtmayla gereksiz bir bağ oluşturduğumu, bir esaretin içinde olduğumu kanıksayarak bağımı kestim. Hayatımın en büyük farkındalıklarından biridir.

En çok konuşulduğunuz konulardan biri de aksesuvarlarınızı ilginç şekillerde kombinlediğiniz ya da kendi imzanızı attığınız stiliniz. İleride moda alanında bir çalışma yapmayı düşünür müsünüz?

- Düşünüyorum hatta geçtiğimiz günlerde giydiğim tek bacaklı pantolonlarım çok ilgi çekti ve bununla ilgili çalışmalara başladık. Markalarla görüşüyoruz. Modayı takip ediyorum ama modanın içindeki algı operasyonunu da sindiren birisiyim. Giydiğimiz kıyafetler içimizi yansıtan bir aynadır. Her giydiğimle mesaj veriyorum.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle