GeriTelevizyon Huzur vakti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Huzur vakti

Huzur vakti

Mehmet Fatih Çıtlak, her perşembe “M.Fatih Çıtlak ile Huzur Vakti” adlı programıyla Kanal D izleyicisinin karşısına çıkıyor. Ekranla tesadüf eseri tanışan ve bir daha kopamayan Çıtlak, “Sadece Ramazan’da program yapmak bilhassa ahlaki ve dini konuların işlendiği sahalarda bazı dezavantajlar oluşturuyor” diyor.

İzleyicileriniz sohbetlerinizden dolayı sizi tanıyor ancak hakkınızda çok fazla şey bilmiyorlar. Öncelikle bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

- Çok özel bir çocukluk ve gençlik çağı yaşadığımı iddia edemem. Lakin çok renkli, insan tanımak açısından zengin bir dönemdi. Ailem ve bilhassa anne-babam çok aktif ve sosyal faaliyetleri olan insanlardı.

Çocukluğum ve gençliğim İstanbul-Fatih’te geçti. Bizim ev hocaların, alimlerin, komşuların sık sık ziyaret ettiği, her türlü sosyal icraatın ifa edildiği bir merkez gibiydi.

Misafir gelmediği akşamlar “Acaba ne oldu? Niye kimse gelmiyor?” diye düşünürdük. Çocukluktan gençliğe geçişimde kırılma ve ayrılma noktalarını en çarpıcı şekilde hissettim. İnsanların siyasi çekişmeler yüzünden nasıl birbirine düşman olduklarını gördüm ve galiba siyasetten nefret etmemin tohumları da o çağlarda atıldı.

Kendi çocukluk ve gençlik hatıralarımın bir kısmını kitap olarak da kaleme aldım.

Ama şu kadarını söyleyebilirim ki yaşadığım çevredeki tüm farklılıkları kendi çapımda, biraz da derinlemesine diyebileceğim şekilde yaşadım.

Bu bana ne kadar katkı sağladı, değerlendirmesini kendi kendime yapmam bana doğru gelmiyor.

Ama şu andaki insan ilişkilerime farklı bir boyut kazandırdığını düşünüyorum.

Peki televizyon hayatınız nasıl başladı?

- 1997 senesinde bir özel televizyonda program yapan arkadaşımız “Benim din ve kültür programıma konuk olur musun? Programa uyabilirsen hep konuştuğumuz mevzuları belki ekran karşısında da konuşabiliriz seninle” dedi. Ben de o arkadaşın samimiyetine güvenerek “peki” dedim, çıktık.

Benimle sohbet kısmı yarım saat, tamamı ise bir saat sürmesi gereken program 1 saat 45 dakika sürdü. Yayın sonrası arkadaşım “Sen benimle dalga mı geçiyorsun Fatih Hoca?

Gerçekten senin ilk programın mı bu?” diye sormuştu. Birkaç kere orada çıktım.

Bu arada sesli yayıncılıkla alakalı bant tiyatrosu, şiir, enstrümantal müzik gibi alanlarda süpervizörlük, yönetmenlik de yapıyordum.

Şöyle kabaca bir hesap yaptığımda radyo ve televizyon olarak 5000’e yakın programda yer almışım.

Huzur vakti

SADECE RAMAZAN’DA PROGRAM YAPILMAMALI

◊ Yeni programınız “M.Fatih Çıtlak ile Huzur Vakti” hayırlı uğurlu olsun. Bu sene Kanal D ekranında izleyicilerinizle buluşuyorsunuz. Neler söylemek istersiniz?

- Sadece Ramazan’da program yapıyor olmak bilhassa ahlaki ve dini konuların işlendiği sahalarda bazı dezavantajlar oluşturuyor. Sanki sadece Ramazan’da bir dini hayatımız ve hassasiyetimiz var gibi bir yanlış anlamayı bile beraberinde getiriyor bu düzensizlik. En azından haftada bir seyircimizle buluşmamız insanımıza güzel şeyleri aktarmayı daha uygun kılıyor. İşte “Huzur Vakti” programıyla bunu başarabileceğimizi umuyorum.

Bize biraz programın içeriğinden de bahseder misiniz?

- “Huzur Vakti”nde izleyicilerimizin kendi maddi ve manevi dünyalarına ait birçok güzelliği rahatlıkla keşfedebileceğini düşünüyorum.

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle