GeriTelevizyon Ben bir işkoliğim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben bir işkoliğim

Ben bir işkoliğim

Restoranlar, televizyon programları, sosyal sorumluluk projeleri ve araya sıkıştırılan bisiklet yarışları... Ünlü şef Arda Türkmen, durmak bilmiyor aksine giderek hızlanıyor. Listeye son olarak Kanal D’de yayınlanan “Arda ile Omuz Omuza”yı ekleyen Türkmen, durumdan hiç de şikayetçi görünmüyor. Çünkü kendi tabiriyle o bir işkolik!

◊ “Arda ile Omuz Omuza” artık her pazar Kanal D ekranında. Bilmeyenler için programı biraz anlatır mısınız?

- “Arda ile Omuz Omuza” her şeyden önce tam bir aile programı. Pazar günü eşiniz, çocuklarınız ya da sevdiklerinizle ekran başına geçip gündelik dertlerinizden uzaklaşacağınız, bir saat boyunca eğlenerek izleyeceğiniz bir yemek programı.

Eğlencenin temel unsuru, mutfağıma konuk ettiğim misafirlerim. “Arda ile Omuz Omuza” formatında her hafta ünlü bir arkadaşımı mutfağıma davet ediyorum ve bir tarifi beraber yapıyoruz. Eğlence bunun neresinde diyecek olursanız; konuğumun tarifin hiçbir aşamasında beni görmemesi ve sadece talimatlarımı dinleyerek yemek yapmaya çalışması. Ortaya ne çıkacağı konusunda hiçbir tahmin yürütemiyorum ama program boyunca çok eğleniyorum. Eminim ki bu enerji ekranlardan izleyicilere de geçiyor ve onlar da en az bizim kadar eğleniyor.

◊ Eğlenirken strese girdiğiniz de olmuyor mu?

- Aslında mutfak benim en rahat olduğum yerlerden biri. Bu yüzden program boyunca strese girmiyorum. Ama mesleki olarak işimi çok ciddiye aldığımdan, belli bir disiplin ve sürat çerçevesinde hareket ediyorum. Bu yüzden konuklarım biraz strese giriyor olabilir.

◊ Mutfaktaki korkulu rüyanız nedir?

- Yoğun bir serviste malzemenin bitmesi, arka arkaya çok sipariş birikmesi, profesyonel hayatta “mutfak yüzüyor” denilen anlar, bütün profesyonel şeflerin korkulu rüyasıdır.

◊ Diğer yandan yine Kanal D’de yayınlanan “Arda’nın Mutfağı” ile ekrandasınız. O program nasıl gidiyor?

- Sezona muhteşem başladık. Dokuzuncu sezonumuzda olmamıza rağmen yazın verdiğimiz kısa arada bile izleyicimizin bizi çok özlediğini hissetmek gurur vericiydi. İlk yayından bugüne kadar hem izlenirlikler hem de Kanal D izleyicisinin programa verdiği tepki muhteşem.

Ben bir işkoliğim

◊ Mutfaktaki başarınızı yıllardır ekrana taşıyorsunuz... Hem de hep aynı heyecanla. Bunun sırrı nedir?

- Bunun sırrı işini severek yapmak ve samimiyet. Hem profesyonel hayatta hem de televizyonda, emek verdiğim her saniyenin ve yemekleri sunduğum her insanın kıymetini bilmeye çalışıyorum. Gayet iyi biliyorum ki izleyiciler “Arda’nın Mutfağı” tariflerine çok güveniyor. Bu yüzden ekip olarak haftanın en az iki gününü mutfakta, yapacağımız tariflerin tam tutması için denemelerle geçiriyoruz.

◊ Biraz mutfak dışındaki Arda’dan bahseder misiniz?

- Kendimi bildim bileli her sabah 06.00’da uyanır ve güne sporla başlarım. Haftanın 4-5 günü mutlaka spor yapıyorum. Kış aylarında daha çok salonda oluyorum, bahar ve yaz aylarında ise daha çok bisiklete biniyorum. Senede en az bir ya da iki kez amatörlere açık bisiklet yarışlarına katılmaya çalışıyorum. Çok az kişinin bildiği bir davul çalma hobim var. Evde kendi kendime kaldığım zamanlarda kulaklığımı takıp, elektro davulumla dünyadan kopuyorum. Ayrıca futbol ve basketbol maçlarına gitmeye çalışırım. Lokantalarım ve televizyon programları hayatımın büyük bölümünü kaplasa da ailem ve arkadaşlarımla mümkün olduğunca sosyalleşecek vakit bulmaya çalışıyorum. Son dört yıldır dört arkadaşımla “Velotürk” isimli bir sosyal sorumluluk projesi yürütüyoruz. Çoğu Doğu ve Güneydoğu illerinde olmak üzere, mutluluğa ihtiyaç duyan çocuklara bisiklet dağıtmak üzerine kurulu bir proje. Bugüne kadar üç bine yakın bisiklet dağıttık. Yaptığım onca iş arasında bana kendimi en başarılı ve en insan gibi hissettiren işte bu proje.

◊ Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

- Karaköy’deki lokantam üç yıldır son derece yoğun bir tempoda gidiyor. Şimdi bir de Etiler’de ocakbaşı açtım. O da aynı yoğunlukta. Onlara televizyon programları ve diğer işleri de eklerseniz, nefes alacak vakit yok gibi. Buna rağmen hem lokantalarımda hem de televizyon programlarımda çok düzgün ekip arkadaşlarımla çalıştığım ve günümü iyi planlamaya gayret gösterdiğim için kendime vakit ayırıyorum.

◊ İşkolik olduğunuzu düşünüyor musunuz?

- Bu soruya “Yok canım ne alakası var” demek isterdim ama kabul etmem lazım ki ben bir işkoliğim. Daha doğrusu üzerime aldığım işi hakkıyla yapma konusunda çok takıntılıyım. Hiçbir işi yapmış olmak için yapmam. O yüzden küçüğünden büyüğüne her işe müthiş özen gösteriyorum. Bu beni işkolik mi yapıyor? Sanırım evet.

HEP AYNI SORU: NE ZAMAN EVLENECEKSiN?

◊ Dışarıda en çok karşılaştığınız soru nedir?
- “Ne zaman evleneceksin?” Sadece dışarıda değil, sosyal medyada, aile ortamında, arkadaş ortamında en çok karşılaştığım soru. Cevap olarak “Hayırlısı, inşallah bu sene” diyorum. Hani siz de sormadan söyleyeyim dedim.

◊ Sizin için Türk mutfağının vazgeçilmez üç yemeği nedir?

- Bence Türk mutfağı o kadar geniş bir yelpaze ki üç yemekle sınırlandırmak haksızlık olur. Ama bu sorunuza kendi en sevdiklerimi sıralayarak cevap vermem gerekirse patlıcanlı tencere yemekleri, zeytinyağlılar (özellikle yaprak sarma) ve kebap çeşitleri diyebilirim. Ve mezeler, tatlılar, uzun pişen fırın yemekleri... Listem böyle uzar gider.

 

 

Karanfilin Saçlara 9 Muhteşem Faydası

Karanfilin Saçlara 9 Muhteşem FaydasıPek çoğumuzun yemeklerde kullandığı, hoş kokusu ile tanıdığı baharat çeşidi olan karanfil hem beden sağlığımız hem de saçlarımız için oldukça faydalıdır. Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen bu baharat, yüzyıllardır ağız kokusu ve diş ağrıları ile mücadelede kullanılmaktadır. Saça onlarca faydası bulunan karanfil, saç bakımında yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu baharatın saç bakımında bilinen en önemli faydaları; saç kökünü beslemesi, saçı uzatması ve saça hacim kazandırmasıdır. Peki ya diğer faydaları…

Yorumları Göster
Yorumları Gizle