Teknoloji ve hizmet Lacivert’te buluştu

Güncelleme Tarihi:

Teknoloji ve hizmet Lacivert’te buluştu
Oluşturulma Tarihi: Eylül 12, 2008 00:00

Teknolojinin insan hayatını kolaylaştırmakta nasıl kullanıldığı ve kullanılacağını Nortel Netaş Genel Müdürü Müjdat Altay ve Boyner Bireysel Ürünler Şirketi Genel Müdürü Pınar Masena ile İstanbul’un en iyi balık restoranlarından Lacivert’te konuştuk.

Yurtsan Atakan (YA): Yemek sektörü hakkında gözlemlerinizi anlatırmısınız?

Müjdat Altay (MA): İki ana gözlemim var. İstanbul’da 30-35 yıl evvel çok ekonomik olarak değişik yerlerde yemek yiyebiliyordunuz. Artık bu neredeyse imkansız. İstanbul’daki pek çok lokanta fiyat olarak Avrupa seviyelerine çıktı. İkinci gözlemim ise çeşitliliğin artması. Günümüzde her türlü lezzeti bulabiliyorsunuz. Bu da tabii ki güzel bir şey.

Pınar Mesana (PM): Lacivert açılalı da 7-8 yıl oldu. Genelde restoranlar böyle uzun yıllar popülaritesini koruyamaz ya, burası uzun süre aynı standartla hizmet sağlamış. Bu arada mönüde fiyatları göremiyorum.

YA: Bayanlara verdikleri mönüye koymamışlar. Pekçok restoranda yapılan bi uygulama ama bu çağda artık vazgeçilmesi gereken bir uygulama.

PM: Artık gençler çok rahat, kadınlar da ödüyorlar.

MA: Zaten kimin kimi davet ettiği de belli olmayabiliyor artık. Özellikle de iş yemeklerinde.

PM: Tavsiye edeceğiniz bir şey var mı?

YA: Buranın balık çorbası muhteşemdir. Mutlaka tatmalısınız. Hatta ben ana yemeğe bile konulabilir diyorum. Onun dışında balıklarının hepsi çok iyidir.

MA: Back-up fikri nasıl ortaya çıktı, arkasında bir inovasyon da var.

PM: Biz grup olarak sigorta satıyorduk. O sırada HSBC’ye devredilince ekibi tutmak için insan kaynağını başka bir işte kullanmak istedik. Asıl çıkış noktası asistanlık hizmetinin hep bir ürünün yanında verilmesi ama hiç kullanılmaması oldu. Biz bunu kullanılır hale getirelim herkes de parasıyla alsın dedik.

MA: Bu arada çorba harika gerçekten. Tavsiyenizi için teşekkür ederim.

YA: Buranın şefi Hüseyin Ceylan çok iyi bir deniz ürünleri şefidir. Bu balık çorbasını ben çok beğeniyorum. Muhteşem yapıyor.

PM: Çorba gerçekten mükemmelmiş.

YA: Sizin hizmet sektörünüzde teknoloji nasıl kullanılıyor, daha nasıl kullanılabilir? Şöyle bir teknoloji olsaydı dediğiniz şeyler var mı?

Hizmet sektörü dönüşüyor

PM:
Back-up gerçekten çağımızdaki teknolojileri birleştiren bir hizmet. Tamamen teknolojiyi kullanıyoruz biz. Back-up’da biz kendi ürünlerimizi kendimiz satıyoruz. İnsanlara telefonla ulaşıp ürünümüzü tanıtıyoruz. Zaten ileride görüntülü telefonlar da gelecek. Herkes sabahtan geçecek görüntülü telefonların önüne.

YA: Ben bu görüntülü telefonların yaygınlaşacağını sanmıyorum.

MA: Ben katılmıyorum. Eskiden beri vardı ama hız az olduğu için görüntü iyi değildi. Görüntülü telefon masanızda durursa televizyon da izleyebilirsiniz. İsterseniz görüntülü isterseniz görüntüsüz konuşabilirsiniz. Evde çalışma trendi arttıkça da görüntülü telefonlara görüşmelere ihtiyaç duyulacak.

Teknoloji ihtiyaçları karşılamak için çalışıyor. Çok hızlandı ve artık yazılımlarla geliştirilmeye başladı. Bütün dünya yazılım teknolojisi üzerine çalışmaya başladı. Mesela 3K gelecek. Biz onu görüntülü konuşma olarak biliyoruz.

PM: Örneğin MMS ile görüntülü mesajı ben çok kullanıyorum. Oğlumla ayrı olduğumuzda fotoğraflar çekiyoruz, oradan çok rahat yazışıyoruz. Resim çek yolla, çok güzel bir paylaşım. Ben teknolojiyi kullanmayı da çok seviyorum zaten. Telefon açıyorsunuz mesela, doktor sizi görüyor, siz doktoru görüyorsunuz. Doktor teşhis bile koyabiliyor. Bazı şeyler de görüntü olması çok farklılaştırıyor. Back up ile de çok bağdaştırıyorum ben bunları. Mesela mağazadan ürün gösteriyorsunuz müşteriye. Bazen biz de keşke görebilsek, diyoruz müşterilerimize hizmet verirken.

YA: Sizin için görüntü önemli.

PM: Mesela Back-up’ta görüntülü konuşma mükemmel olur. İletişim çok daha kuvvetlenir. Karşınızda size kim yardımcı olanı görmek de çok güzel. Bir de benim çok istediğim bir şey daha var. Bu IP telefonların da evden çalışması önemli. Herkes ofiste oturuyor, halbuki evden çalışabilir. Biz de 200 kişi telefonla satış yapıyor. İsterlerse ofise gelmeyebilirler. Bu iş zaten kontrollü olduğu için evden de yapılabilir.

Kişisel sağlık hizmeti olarak tanımlanabilecek "Doktor back-up" servisimiz var. Burada teknoloji yetersiz kalıyor. Gerekli tıbbi görüntüler ve bilgiler aldıktan sonra doktorlar evlerinde muayene yapıyor sonra da bilgiler üzerinde kendi bilgisayarları ile çalışıyor. Muayeneden sonra söylenenleri ekliyor, hatırlatma koyuyor. Böyle bir düzen var fakat bağlantı sistemi bu kadar hızlı olmadığı için verimli olamıyor.

Doktor 5 ziyaret yapıyor, 5 eve gidiyor. O arada notlar yazmak çok zor oluyor. Biz de o anda yazmasını istiyoruz. Bazen öyle yerlerde hiçbir şey yazamıyorum diyor doktorlar. Bunlar da belki bir gün gelecek mümkün olacak. Ben dört gözle teknolojinin daha fazla gelişmesini bekliyorum

Yazılım sektörü gelişmeli

YA:
Nasıl bir teknoloji olsaydı harika olurdu diyorsunuz?

MA: Mesela ışınlama?

PM: Evet mesela kaza sırasında çekiciyi ışınlarsınız oraya, mükemmel olurdu.

YA: Sizin mevcut teknolojiler içinde bildiğiniz ama kullanılmıyor dediğiniz bir şey var mı?

MA: Aklıma gelmedi ama, Türkiye teknolojiyi kullanmakta geri değil. Bant genişliği biraz geri kaldı, onun dışında çağrı merkezlerini kullanıyoruz. 1996 yılında bize bir araba firmasından bir istek gelmişti, o zamanki GSM teknolojisi sayesinde araba içindeki bilgisayar araba hakkında bilgi veriyordu. Mesela böyle bir servis verilebilir, ama verilmiyor. Toplu taşımada da sizin biraz evvel bahsettiğiniz lokasyon bazlı servisle aracın nerede olduğu otomatik olarak gösterilebilir. O zaman çocukta 5-6 dakika sonra servisin veya arabanın geleceğini orada görülebilir. Bizim sektörden baktığımızda aslında en geride kalanlar uygulama yazılımları. Daha çok yazılımcı yetişmesi ve daha çok uygulama yazılımı lazım. En hızlı büyüyecek sektör yazılım sektörü. Artık donanımlar oluştu, yazılımlar oluştu. Yeni ve inovatif yazılımlara ihtiyaç var.

YA: Zaten Back-up gibi müşterilerin isteklerinin ön planda olduğu servislerin paket yazılımlarla çözülmesi mümkün değil. Pek çok şirketin özel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çok büyük bir pazar var.

MA: Hem Türkiye’de hem yurtdışında pazar var. Biz Netaş olarak çok ilerledik, yazılımda ihracat birincisi olduk. Türkiye’de mühendislik kaynağımız çok iyi, bu konuda çok yol aldık.

Ben artık insanların ofiste çalışması gerektiğinde inanmıyorum. Bunun daha dağılımlı şekilde olacağını düşünüyorum. Zaten enerji darboğazı ve yolların azlığı nedeniyle evden çalışmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. RFID bazlı teknolojiler var. Yurtdışında çok fazla kullanılıyor. Burada kullanım alanı az. Bu teknolojilerle her yerdeki örneğin mağazalardaki her hareketin kayıt altına alınabiliyor. Türkiye’de veri madenciliği tam yerini bulmadı henüz. Kredi kartları da veri analizi açısından geri. Bu verilerin hepsi birleştiği zaman insanların hayatları daha da kolaylaşacak. Elektronik ve yazılım sektörü mekanik sektörüne göre çok farklı. Otomotiv sektörü bu sektörlere göre daha yavaş gelişiyor. Elektronik sektörü insanların daha az seyahat etmesini sağlayabilir. Devamlı uçakla gezen CEO’lar var. Sürekli gezmek zorunda kalıyorlar. Video konferanslar yüz yüze kalitesinde iletişim sağlayabilir ve insanların bu kadar çok yer değiştirmesine gerek kalmaz.

PM: Sağlıkta da bu çok önemli. Teknoloji sayesinde mesafe gözetmeksizin ikinci görüş alınabiliyor. İki doktor karşılıklı oturup dijital ortamda konuşabiliyorlar. Çok önemli.

MA: Robotlarla ameliyat başladı mesela. O robotu kullanan kişi ABD’de olabilir. O zaman Türkiye’deki hastayı ABD’de bir doktor ameliyat edebilir. Aslında zaten telesurgery (teleameliyat) diye bir şey var. Hastanın seyahat etmesine gerek kalmadan ameliyat yapılabiliyor.

Gelecek teknolojide

YA:
1998’de HP’nin bir araştırma gezine gitmiştik. Üniversite içinde bir araştırma laboratuvarını gezdik. Sanal gerçeklik ortamında elimize bir neşter verdiler. Neşter robotik bir kola bağlı ve gözlük takıyorsunuz. Eliniz de organın üzerinde. Dokuları görüyorsunuz. Sonra kestiğiniz zaman bunu hissedebiliyorsunuz. O ilk aşamalarıydı tele-ameliyatın.

PM: Evlerde de Wii ile boks yapıyorsunuz, tenis yapıyorsunuz. İnanılmaz, herhalde o hissiyatı da alacağız yakında.

MA: 3 boyutlu televizyon ve telefon da var.

PM: Artık evlerimize 3B televizyon mu alacağız?

MA: 3B için 10 MB civarında bant gerekiyor.

YA: Yani 10 yılımız var. Fransa’da 30 MB’lere çıktı evden bağlantılar.

MA: 20-30 MB Kore’de standart oldu. 10 MB altını kabul etmiyorlar. Penetrasyon yüzde 70 civarında. Onunla da hayat seviyesi arttı..
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!