GeriKelebek Tatlıses’le ‘Kadınlar matinesi’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tatlıses’le ‘Kadınlar matinesi’

Her kadınlar matinesi olay ama sahneye İbrahim Tatlıses çıkacaksa o matinenin keyfi başka! Yaprak sarmalar, çiğ köfteler elden ele geziyor, göbekler atılıyor. Hepsinin aklındaysa tek bir soru var: ‘Bugün İbo kimi sahneye çıkaracak?’İbrahim Tatlıses söyleşi yapmak için Keops’da randevu verdi, hem de bir çarşamba günü, ‘Kadınlar matinesi’ öncesine! Randevu mekanına gittiğimde ortalık ana baba günüydü. Ellerinde naylon torbalarla kadınlar içeriye girmeye çalışıyordu. Naylon torbaların içinde, özenle taşıdıkları cam tabaklarda yiyecekler vardı. Tabii o kadar giyinmiş, süslenmiş, ‘kendince şık’ bayanların ellerine o naylon torbalar da çok yakışıyordu ya, o da ayrı mesele!Hepsi önlerde yer bulma telaşıyla, salona doğru ilerliyorlardı ama, daha gazinonun girişinde yolları bir garson tarafından kesilerek, kendilerine uygun görülen bir masaya oturtuluyorlardı. O kadar telaş boşunaydı yani.GENÇ KIZLARIN SAHNE HEYECANI Masaya oturan kadınlar, daha oturur oturmaz masalarından sahneyi nasıl görebildiklerini şöyle bir kontrol ettikten sonra, yemekleri masaya yaymaya başladılar. Hemen hemen her naylon torbadan çıkan cam tabaklarda, neredeyse birbirine benzer piknik yemekleri vardı! Zeytinyağlı dolma, sigara böreği, patates salatası, elmalı kurabiyeler ve özellikle İbo hayranlarının ekranlardan gördükleri, ısmarlama üzerine, kendi terlerini damlatarak emek emek yaptığı çiğ köfte!Masaya yemekler de serildikten sonra, sıra diğer bayanları kesmeye geliyordu. Herkes elini çenesinin altına koyup, önce diğer masalarda oturan bayanları tek tek kesti. Yakaladıkları kendince önemli ayrıntıları(!) masadaki diğer arkadaşlarıyla paylaşıp, onların da o masaya bakmasını sağladılar. Bazılarına güldüler, geçtiler, bazılarının üzerinde daha uzun zaman harcadılar, bazılarına dönüp dönüp bakıp üzerinde daha uzun süre tartıştılar. Sonradan gelenler bu kez önceden dönüp dönüp bakanlara bakıp, bu kez onları tartıştılar! Yaş ortalaması, 30 civarındaydı. Neredeyse 30’unu geçmiş herkes, siyah pırıltılı bluzları tercih etmişti. Günün rengi siyahtı. İbrahim Tatlıses’in dikkatini çekip, ‘Sahneye oynamaya beni de çıkarır mı?’ diye düşünen genç kızların rengi ise göz alıcı, bir kilometre öteden bile fark edilebilecek kadar parlak, kırmızıydı! Nitekim bir kırmızılı genç kız bu emeline nail olup, sahnede İbrahim Tatlıses’le göbek atıp, beş dakikalığına dahi olsa medyatik oldu! İNSAN İBO’YU GÖRÜNCE ÜRPERİYOR Bayanlar daha çok meyve suyu içmeyi tercih etmelerine rağmen, arada kırmızı şarap içenlere de rastlamak mümkündü! Bunlar balkon gözlemleri! Sıra geldi kulis gözlemlerine... O büyük şaşanın, gösterişin yaşandığı gazinonun kulisi, daha girdiğimde beni hayal kırıklığına uğrattı. Hani altı kaval üstü şişhane dedikleri cinsten bir şey işte! Gazino kulisi denilen yer daracık, havasız, sonradan ekleme bir tuvaletin olduğu neredeyse toplam dört metrekare falan bir oda. Üstelik bu tek oda, hem Tanyeli hem de İbrahim Tatlıses tarafından ortak kullanılıyor. Ben kulise girdiğimde sahneye çıkmak üzere Tanyeli makyajını yapıyordu, aceleyle. Çünkü içerdeki bayanlar sıkılmışlar ve ‘protesto alkışlarına’ başlamışlardı. Bu sırada ben bir sigara yakmaya yeltenince, Tanyeli hemen atılıp ‘Kuliste sigara içmek yasak, İbrahim Bey kızıyor’ deyince, içemedim tabii ki!Ben sigara yakmaya yeltendiğim sırada, ‘Geliyor’ sesleri koridorda yankılandı ve tam beş dakika sonra İbrahim Tatlıses kulisin kapısında belirdi. İlk karşılaşmam değil İbrahim Bey’le. Hatta onunla bir talk-show programının yapımı sırasında birlikte çalışmışlığımız bile var! Ama neden bilmem, insan karşısında görünce biraz ürperiyor! Hele biraz sonra ona soru soracağını düşününce daha da ürperiyor. Hatta yol yakınken vaz mı geçsem filan diye bile düşünüyor! Tam ben artık vazgeçecekken, salondan duyulan kıvrak nameler eşliğinde Tanyeli sahneye kendini attı, İbrahim Tatlıses yanıma oturdu ve ‘Başlayalım mı?’ deyince, bana da başlamaktan başka çare kalmadı zaten. Kolaysa ona siz sorunRöportajın sonlarına doğru, İbrahim Tatlıses bir yandan da giyeceği sahne kostümünü seçmeye başladı. Yeşil kravatlı olanda karar kılındı. Ben son sorularımı çekine çekine sormaya çabalarken, yüzüne pudra sürdü. Yardımcılarına ’Sazlar girsin’ dedi.. Ve gitti!İlk şarkı hani o herkesin karşı çıktığı şarkıydı ‘Kız ben seni vurmaz mıyam, saçlarından asmaz mıyam’ diye sözleri olan şarkı. Hani bütün feministler kızdılar ya şarkıya, işte o şarkı. İçimden dedim ki ‘Adam delirmiş, kadınlar matinesine bu şarkıyla çıkılır mı hiç!’ Ama bir baktım ki bütün kadınlar avaz avaz şarkıya eşlik ediyorlar. Kızan falan yok yani şarkıya. Kadınlar korosundan İbrahim Tatlıses eşliğinde ‘Kız ben seni vurmazmıyam’ şarkısını dinlemek enteresan oldu doğrusu! Arkadan birkaç İbo klasiği geldi. Sonra İbrahim Tatlıses her masaya eğilip, dolmaları, çiğ köfteleri yedi. Ve davullu zurnalı şarkılar başlayınca, kadınlar attılar kendilerini ortaya, başladılar oynamaya. Beklenen an buymuş demek ki!!!Ama aralarında gizli bir yarış var. Yarışın sebebi de ‘İbo karşılıklı oynamak için hangimizi sahneye çağıracak!’Kırmızılı bir genç kız bu yarışı kazandı. Sahneye çıktı, kamera ışıkları yandı, flaşlar kızın suratında patladı. Sahneye çıkamayanlar çatladı! Kız yerine oturdu, sahneye bir garson elinde uzun bir listeyle fırladı. İbrahim Tatlıses listeyi eline alıp, çiçek, şampanya gönderenlere tek tek teşekkür etti. Her ismi geçen masa, kuaförde özenle yapılmış saçlarını savurup, bir alkış kopardı. İsmi söylenmeyenler kendini kötü hissetti. Ben de bunları sadece pavyonda şarkı söyleyen kadınlara erkek müşteriler yapar sanırdım! Yanılmışım.Göreceğimi görmüştüm, buradan bir yazı çıkardı ama, söyleşiden çok da memnun kalmamıştım. Aklımda bir sürü soru vardı hepsi uçtu gitti. Daha neler sormak isterdim. Ama kolaysa gidin siz sorun!Hastalık dışında beni hiçbir şey yıkamaz- Yaptığınız her şey çok konuşuluyor, attığınız her adım haber oluyor. Hiç kendinizi yorgun hissetmiyor musunuz?Taklidi yapılmayan, bahsi edilmeyen kişi bana göre bitmiş insandır zaten. Ben bundan niye yorulayım ki? Zaten bir ay önce başka bir şey yazıyorlar, bir ay sonra başka bir şey. - Ama siz hakkınızda yazılanlara hiç aldırış etmiyor değilsiniz ki? Köşe yazarları ne yazarlarsa yazsınlar, benden ancak toz alırlar! Beni yıkamazlar, mühim olan kayanın dibine dinamiti koyabilmek. Onların yazıları bana dinamit gibi gelmiyor.- Ne olursa yıkılırsınız?Cenabı Hak bir hastalık verirse yıkılırım ancak, biterim. Onun dışında benim yıkılmam mümkün değil. Çünkü sabah, akşam ayna var elimde. Aynaya baktığımda kendimi görüyorum. Evliliğim ortada, nişanlılığım ortada, her şeyim ortada. Bugün borçluysam borcumu söylüyorum. Şu anda mesela borçluyum. 500-600 milyar bir borcum kaldı! - Artık ticareti bırakıyor musunuz?Üç, beş şeyden koptuk. İdobay kapandı.Televizyonlar ve radyolar kaldı. Bir de restoran kaldı. İki tane televizyon var bende. Casinoya ortak aldık. Yavaş yavaş hafifletiyorum işi. Çünkü parayı koyacak yer bulamıyorum. Ama şimdi ben para arıyorum sürekli. Maaşları ödeyeyim diye arabamı sattığım zaman oldu. Ben serçeye biniyorum mesela. DAHA BİR OTURAKLI HALE GELDİM - Türkiye’de ‘Maço erkeğin sembolü’ siz misiniz?Ben yufka yürekli bir insanım, merhametliyim, duygusalım. Sinirlendiğim şeyler şunlardır: Yanlış yapan herkese sinirlenip bağırırım. İyi yanlarım da var, ama onları vermiyorlar. Yavaş yavaş o fotoğrafları da yıkmaya başladık. Bugünkü fotoğrafım duygusal bir hal aldı. Daha bir oturaklı hale geldim. - Yani sizin maçolukla hiç alakanız yok mu?Maçonun resmi nedir, duruşu nedir onu bilemem ama vuran kıran, küfür eden, bağıran çağıran anlamına geliyor herhalde! Sert, sinirli hallerim vardı. Ama gideyim üstünlük taslayayım, kadın altta kalsın ben üste çıkayım gibi bir amacım yok.SEVEMEZSEM KANIM DONAR BENİM - Biten ilişkinizde televizyonda bir canlı yayına katılıp, ‘Seni seviyorum’ diye ağladınız. Seni seviyorum demek beni yoran ve üzen bir şey değil ki. İnsan seviyorsa çıkıp aslan gibi sevdiğini söyleyecek. Ne yapmışız? O bitmiş demiş, ben bitmemiş demişim. Bu doğal değil mi? O bitirmiş olabilir, ben bitirmemişim daha kardeşim! - Kolay seviyor gözüküyorsunuz. Kolay aşık olmam. Sevmezsem, sevemezsem kanım donar. Allah kadını niye yaratmış? Sevmek için. Onunla konuşmaktan, bakışından, teninden keyif almam lazım. - Hep sorunlu ilişkileri seviyormuş gibi bir haliniz var...Ben perdenin arkasındaki şekli biliyorum. Bildiğim için, gerçeği de açıklayamıyorsun! İbrahim Tatlıses’in üzerinden çok oyunlar oynandı. Kadınsal oyunlar. Sanatsal oyunlar. Ama başarıya kimse ulaşamadı. - Herkes ne bileyim sarhoş olup sevgilisinin camının önünde ‘Seni seviyorum’ diye bağırabilir de, sanki siz bağıramazmışsınız gibi...Çünkü ben bir iki sefer yaptım bunları, başka tepkilerle karşılaştım. Kırıldım. Zaten yapmak istemediğim için bunlar oldu. Yoksa işin peşini bırakmamak lazımdı, gitmek lazımdı, kapıyı zorlamak lazımdı. Bir insan seviyorsa bunları yapmak mecburiyetindedir. Son zamanlarda hiç beni birisiyle duydunuz mu? İki senedir de duyamazsınız. Ben öyle üç günlük bir manken, dört günlük bilmem ne bulup, kendini tedavi eden bir insan değilim. Kadın defterini çok çabuk kapatabilirim. - Unutur musunuz hemen?Hayır unutmak değil, birisiyle birlikteyken, başkasını bulup, kendimi eğlendiremem. Yakında kaçacağım az kaldı- Bütün bu olayların ardından çıkan haberler doğru muydu? Basın toplantısını, televizyona çıkmasını engellediğiniz haberleri! Yemin billah ediyorum yalan. Eğer ki ben, bir hanımefendinin hastaneye kaldırıldığı haberini falan yaydıysam bir santimetre öteye gitmeyi Allah nasip etmesin! Şimdi ben mi bir gazinoya dört beş gün arka arkaya gazetelere ilanlar verdirttim. Sahneye çıkacağı yerlerin birinde dokuz, birinde 11 kişi vardı. Ben mi insanları evlerinden teker teker arayıp gitmeyin dedim? - Ne olursa huzuru bulacaksınız? Huzur sizin için nerede?Bende, içimde. İstersem insanları strese sokuyorum, istersem insanları normale döndürüyorum. Ben regülatörüm aslında. Ben istersem her şeyi düzeltebilirim. Her şeyi, ama her şeyi. - Etrafınız için huzur sizde de, sizin için huzur nerede?Benim için de etrafımda. Bir milyon tane şey var anlatmak istediyip anlatamadığım. Yakında kaçacağım. Az kaldı!