Tatil dönüşünde normal hayata adaptasyonu kolaylaştırmanın 13 yolu

Güncelleme Tarihi:

Tatil dönüşünde normal hayata adaptasyonu kolaylaştırmanın 13 yolu
Oluşturulma Tarihi: Eylül 01, 2012 00:00

İskeleden umarsızca bombalama atladığınız, yeri gelip yaz aşkı yaşadığınız, yeri gelip bir yazı daha aşksız geçirdiğiniz günlerin ardından artık tatil matil bitti! Maalesef o kötü gün geldi çattı, servise binip, ofise geldiniz.

Haberin Devamı

1. Tatilin anısı bu kadar tazeyken, sadece üç gün önce nasıl bir sefahat içerisinde bulunduğunuzu hatırlamak size faydadan çok zarar getirecektir. O yüzden, eğer varsa tatil fotoğraflarından uzak durun. “Göz görmeyince gönül katlanır” derler.

2. En azından ilk birkaç gün Facebook’taki albümlerinize tatille ilgili fotoğraflar yüklemeyin, yükleyenlere itibar etmeyin, like ve comment’lerle bu tip şahısları cesaretlendirmeyin. Hatta iradenize güveniyorsanız bir süre Facebook hesabınızı dondurarak intibakınızı hızlandırın.

3. “İşe güce aklımı veremiyorum, kafa gitti şu an, kafa Alanya’da, kafa Side’de” diyorsanız her yıl yaptığınız gibi takvimden önümüzdeki yılın hafta içine denk gelen resmi tatillerini hesaplayıp tatil planları yaparak kendinizi avutun.

Haberin Devamı

4. Çok çok acil bir şey olmadıkça internette falan dolaşıp, mümkünse yarım saatte bir çay-sigara molası vererek mesai saatinin bitmesini bekleyin. Unutmayın, yan masadaki çalışma arkadaşınız da, müdürünüz de ve hatta müdürünüzün müdürü de sizinle aynı durumda. Tabii yine dosta düşmana karşı altta word, excel bir şeyler açık olsun. İyice de yüzsüzlüğün lüzumu yok.

5. Tatilden dönerken yanınızda bir-iki tane deniz kabuğu getirin. Masanızın üzerinde dursun, çok bunaldıkça kulağınıza dayayıp çıkan rüzgar sesi gibi şeyle avunun. Duruma göre bir miktar plaj kumu getirip klavyenizin üzerine ve masanıza da serpebilirsiniz ancak birçok ofiste bu tasvip edilen bir şey değildir. Onun yerine ayakkabınızın içine kum doldurmayı deneyebilirsiniz mesela...

6. Tatilde tanıştığınız ve bir süreliğine size “Aaa, ne şahane insanmış yahu” gibi gelen o insanla, şehirde mümkün olduğu kadar görüşmemeye çalışın. Eğer ola ki öyle bir hataya düşerseniz, hem o insanın aslında o kadar da şahane olmadığını anlayacak hem de tek ortak konunuz tatil olan o insanla tatil sonrası depresyonunuz had safhaya ulaşacaktır. Üstelik İstiklal Caddesi’nin ortasında sizi aniden sırtlayıp Marmaris’teki deve güreşlerini hatırlatması da cabası.

7. Tatilde harcadığınız meblağı bir kağıda yazın ve kağıdı ofisinizin görünür bir yerine asın. O rüya gibi bir haftanın size kaça patladığını hatırladıkça tatil kafasından çıkmanız daha da kolay olacaktır...

Haberin Devamı

8. İşyerinizdeki insanları, tatilden aklınızda kalan simgelerle düşünün. Masanıza doğru yaklaşmakta olan Muhasebe Müdürünüz Tahsin Bey’in bir caretta caretta’ya bu denli benzediğini ilk kez fark edecek, bu sıkıcı adamın da yumurtlamasından denize dönmesine binbir türlü derdi olduğunu düşünerek empati kuracaksınız.

9. Her şey dahil açık büfe sistemden geri dönüş yaptığınız ilk öğle yemeğinde etrafınıza bakın, herkes ne kadar yiyorsa siz de o kadar yiyin. Nice koç yiğitler bu ilk yemekte üç aylık Ticket’ını, Sodexo’sunu masada bırakmıştır, unutmayın.

10. “Ooo Onurcum zenciye dönmüşsün”,  “Ya tabi Onur şimdi akmıştır ortamlara Bodrum falan hahaha”diye sinirlerinizi hoplatan o adamı... Boğazlayın bu sefer! Hiçbir şey olmaz, biz size içerde bakarız, söz.

Haberin Devamı

11. Yaz tatilinden sonra size yadigar kalan tek şey olan bronz teninizi gördükçe, aklınıza tatilden başka bir şey gelmeyecek. Lütfen yol yakınken bu inattan vazgeçin ve çamaşır suyuyla falan bir şekilde beyazlaşmaya çalışın. Hâlâ beyaz kalan yerlerinize bakmak da bir çözüm olabilir ancak bunu ofisin ortasında yapmamaya dikkat edin.

12. O kızı unutun! (O adamı da unutun!)

13. Döner dönmez istifayı basın, elde avuçta ne varsa satın, sağdan soldan para bulun ve tatili geçirdiğiniz yerde o hep hayalini kurduğunuz şirin pansiyonu açın. Batarsanız (ki büyük ihtimalle batacaksınız) zaten uzun bir süre tatil fikrinden tiksineceğiniz için bir adaptasyon problemi yaşamazsanız.  Batmazsanız zaten hayat size güzel bundan sonra! Sizce de bu riski almaya değmez mi?

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!